Menu

9 February

Paris Anlaşması, AB’nin yeni ticaret anlaşmalarında ön koşul olabilir

Donald Trump yönetimi Paris Anlaşması’ndan çekilme kararından geri dönmezse, ABD, Avrupa Birliği ile yeni ticaret anlaşması yapamayabilir. Bununla birlikte, Rusya ve Türkiye’nin de AB ile potansiyel ticaret anlaşmaları, bu ülkeler Paris Anlaşması’nı yürütmeye almazlarsa tehlikeye girebilir.

Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Baptiste Lemoyne, Fransız Parlamentosu’na hitap ederken, AB ile ticaret anlaşması imzalayan tüm ülkelerin Paris Anlaşması’nı yürütmeye koymasını talep etmelerinin, Paris Anlaşması yoksa ticaret de yapılmamasının gerektiğini belirtti. Lemoyne’un sözleri, AB Ticaret Temsilcisi Cecilia Malmstörm tarafından atılan bir tweet’le de desteklendi. Malmstörm, tweet’inde “Bugün tüm AB ticaret anlaşmalarında Paris Anlaşmasına referans verilmeli” sözlerini paylaştı. Bu açıklamalara, Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsünden de destek geldi. Sözcü, Japonya ile geçtiğimiz yıl sonuçlanan ticaret anlaşmasında Paris Anlaşması’nın yürürlüğe koyulmasına açıkça referans verildiğini belirterek artık önemli bir ticaret anlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmaya dair iddialı bir bölümü içermeden düşünmenin oldukça zor olduğunu belirtti.

Bu açıklamalar, ortalama küresel sıcaklık artışını iki derecenin altında tutmak için neredeyse tüm ülkeler tarafından üzerinde uzlaşılan Paris Anlaşması’nı yürürlüğe koymayan ülkelerin, AB ile yapacakları yeni ticaret anlaşmalarına taraf olmalarının önü kapanabilir. Paris Anlaşması’nı imzalamayan sadece iki ülke bulunuyor. Nikaragua, anlaşmanın küresel ısınmanın önüne geçmeyeceğine inandıklarını belirtmiş, Suriye ise iç savaş sebebiyle Anlaşma’yı imzalamamıştı. Trump yönetimiyse, ABD’nin Paris Anlaşmasından çekileceğinin duyurmuştu. Ancak bu karar 2020’ye kadar yürürlüğe giremeyecek. Bununla beraber, iki ülkenin de Anlaşma’yı imzalayacaklarının sinyalini vermesiyle, ABD, Anlaşma’nın karşısında duran tek ülke konumuna gelebilir.

Paris Anlaşması’nın zorunlu tutulması, ABD ve AB arasında görüşmeleri süren Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nı (TTIP) riske atabilir. TTIP, iki güç arasındaki ticareti güçlendirerek ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçlıyor. Bununla beraber, 2016’da Trump’ın seçilmesiyle ağırdan alınmaya başlanan görüşmeleri canlandırmak için Beyaz Saray tarafında bir hareketlilik görünmüyor. Paris Anlaşması’nın ön koşul olarak alınması, TTIP adına oldukça büyük bir risk yaratabilir. AB’den bu kararın çıkması durumunda aralarında Türkiye’nin yer aldığı diğer ülkeler de etkilenecek. AB ile aktif ticari ilişkiler içerisinde olan 20’nin üzerinde ülke henüz Anlaşma’yı yürürlüğe almış durumda değil. Bunlar arasında en dikkat çekenler kuşkusuz Rusya ve Türkiye. Rusya, Anlaşma’yı 2019’da yürürlüğe koyabileceğine dair sinyaller veriyor. Türkiye ise, imzalama ön koşulu olarak daha fazla fona erişim talebine yanıt gelmemesinin ardından Anlaşma’yı yürürlüğe almayacağını belirtmişti. Tüm bu gelişmelerle birlikte, Avrupa Komisyonu’nun bu karara yönelebileceğine şüpheyle yaklaşanlar da var. Avrupa Komisyonu’nun ticaret ve piyasalarda liberalleşmeye odaklı bir kurum olması, çevresel kaygıların her zaman önceliğe sahip olmaması anlamına gelebilir. Yine de AB’nin Paris Anlaşması’na öncelik vermesi, bu konuda harekete geçen ülkelere rekabet avantaj sağlaması anlamına gelecek gibi görünüyor.

SHARE: