Menu EN

S360MAG

6 May

Sorumlu Yatırım Nasıl Olmalı?

Günümüzde birçok yatırımcı iklim değişikliğinin yatırımlarına olan etkisini anlamaya çalışıyor. Bir yandan yatırımcılar, sürekli değişen piyasa koşullarında yatırımlarını nasıl değerlendireceklerini çözmeye çalışırken, diğer yandan paydaşlar, şirketlere şeffaflık, etik, misyon ve vizyon, riskler, şirket kârı ve sürdürülebilirlik konularında daha çok soru yöneltiyor ve varlık sahipleri üzerindeki baskıyı artırıyorlar.

Artan baskılar ile değişen enerji ve finans piyasası koşulları nedeniyle, son zamanlarda yatırımcıların fosil yakıtlara, özellikle de kömüre yaptıkları yatırımları tasfiye ettiklerine şahitlik ediyoruz. Blogumuzda yayımladığımız önceki haberlerimizden de hatırlayacağınız gibi Stanford Üniversitesi, California Çalışan Emekli Fonu ve Norveç Hükümet Fonu gibi büyük yatırımcılar fosil yakıtlardan (özellikle etkisinin büyüklüğü sebebiyle kömürden) yatırımlarını çektiklerini açıklamışlardı. Yılın sonuna doğru bu kervana AXA ve Allianz da katılmıştı. Yatırımcıların bir kısmı fosil yakıt yatırımlarına son verse de, büyük bir çoğunluğu bu kadar aceleci davranmaktan çekiniyor. Harvard Üniversitesi rektörü Drew Faust yakın zamanda kendisi de dahil olmak üzere Hissedar Sorumlulukları Komitesi’nin fosil yakıtlardan yatırımlarını çekmenin akıllıca bir hareket olmadığını düşündüklerini açıkladı.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), geçtiğimiz senelerde bu soruna işaret etmeye başlamış; çözüm olaraksa tüm fosil yakıtların tasfiye edilmesindense değeri azalan yatırım araçlarının değerlerini risklere karşı koruma altına almayı önermişti. 2014 Ocak ayından itibarense WWF Stranded Assets Total Return Swap adında bir yatırım aracı oluşturmuş ve yatırımcıların dikkatine sunmuştu. WWF’nin geliştirdiği yatırım aracı başlarda bir koruma fonu (hedge fund) olarak algılansa da, değeri azalan yatırım araçları (fosil yakıtlar) piyasalarda beklentilerin altında bir performans göstererek WWF’nin yatırım aracının %84’lere kadar vadeli takas getirisi sağlamasıyla cazip bir yatırım aracı haline geldi.

İklimin değiştiği, sera gazı salımlarının arttığı ve iklim değişikliği konusundaki risklerin tespit edilmesi gerektiği gerçeğinin herkes tarafından kabul görmeye başladığı günümüzde, piyasayı domine eden gruplara rağmen düşük karbonlu bir ekonomiye geçişin ayak seslerini duyuyoruz. Henüz her ne kadar piyasaya yansımasını göremesek de bu değişimin arka planda gerçekleştiğine dair kuvvetli bulgular mevcut. Şu an içinse soru, olup olmayacağı değil ne zaman ve nasıl olacağına dair.

Öte yanda iklim değişikliği konusunda şimdiye kadar gösterilen toplumsal tepkilerin oldukça yavaş ve etkisiz olduğunu söylemek mümkün. Zira küresel emisyonların yalnızca %12’si karbon fiyatlandırmasına dahil ediliyor fakat bu oran bir fark yaratmak için oldukça düşük kalıyor. Düşük karbonlu ekonominin hükümetler, politika yapıcı ve uygulayıcılar, şirketler ve kamuoyu tarafından sahiplenilmediği bir ortamda Exxon, paydaşlarıyla ortak çalışması sonucu oluşturduğu raporunda rezervlerinin değerinin güvende olduğunu, hükümetlerin düşük karbon senaryosu için asla fon ayırmayacaklarını açıkça dile getirebiliyor.

PayPal, SpaceX, Tesla Motors, OpenAI ve SolarCity gibi dev ve ileri görüşlü teknoloji şirketlerinin kurucusu Elon Musk, bu konuda hükümetlere geçtiğimiz günlerde çağrıda bulundu. Fosil yakıt endüstrisinin yılmayan ve bir türlü bitmeyen “lobicilik” faaliyetleri nedeniyle hükümetlerin düşük karbonlu bir ekonomi için politikalar üretmekte zorlandığını belirtti. Musk, Dünya Enerji İnovasyonu Forumu’nda (World Energy Innovation Forum) yenilenebilir enerji alternatiflerinin ve eko araçların, uzun süreler daha fosil yakıtlı alternatiflerine tanınan vergi vb. indirimler sebebiyle tercih edilmeyeceğini vurguladı. Hükümetleri fosil yakıtlara “karbon vergisi” getirmeye davet eden Musk, şeffaf ve adil bir rekabetin ancak bu koşullarda sağlanabileceğini söyledi. Musk ayrıca kamuoyunun sürdürülebilir bir gelecek konusunda eğitilmesi gerektiğini ve daha iyi bir dünyanın daha iyi insanlar ile ancak mümkün olabileceğini belirtti.

Teknolojik gelişmelerin fosil yakıtlı benzerlerinden daha iyi alternatifler ürettiği günümüzde, fosil yakıt yatırımlarından vazgeçilmesi ve sürdürülebilir alternatiflerine yönelinmesi an meselesi. Fakat bu farkındalığın oluşması için karbon emisyonu fiyatlarında çok büyük bir artışın olması ve bunu takiben insanların sürdürülebilir olmayan bu yatırımlar ile dünyanın geleceğini tehlikeye atmanın anlamsız olduğunu anlaması gerekecek. Toplumun bu konuda ne zaman tam anlamıyla bir reaksiyon göstereceği henüz belli olmasa da, fosil yakıtların beraberinde getirdiği riskler ve değer kayıpları bu reaksiyonun sebebi olacak gibi.

PAYLAŞ: