Menu EN

S360MAG

25 March

Dünya Mutluluk Raporu

2012 yılından bu yana Birleşmiş Milletler’in (BM) de desteği ile yayımlanan Dünya Mutluluk Raporu’nun dördüncüsü Mart ayında yayımlandı. 20 Mart Dünya Mutluluk günü yayımlanan ve 2015 yılı raporunun güncellenmesiyle hazırlanan bir ara rapor olma özelliği taşıyan Dünya Mutluluk Raporu 2016, sosyal ilerlemenin ve kamu düzeni ile alakalı hedeflerin ölçülmesini, toplumlardaki yaşam kalitesini ve eşitsizlikleri, mutluluk ve seküler etik değerlerin arasındaki ilişkiyi değerlendiriyor. Raporda BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile mutluluk arasındaki yakın ilişki de ele anılıyor.

150’den fazla ülkeden yaklaşık 3.000 katılımcı ile gerçekleştirilen çalışmada, bireylerin mutluluk seviyelerindeki eşitsizliklere dikkat çekiliyor. Hem küresel hem de yerel olarak oluşturulan tablolar, dünya genelinde mutluluk dağılımının hemen hemen eşit olduğunu ortaya koyarken özellikle Ortadoğu, Kuzey Afrika, Latin Amerika ve Karayipler gibi farklı coğrafi bölgelerde dünya genelinin aksine dengesiz bir dağılım olduğu görülüyor. Ortaya çıkan bu farkın sebepleri arasında kişi başına düşen gelir, ülke genelindeki güven ortamı, sosyal güvence, ortalama sağlıklı yaşam süresi, yapılan bağışların belirleyici olduğu cömertlik gibi 6 temel indikatör ile ölçülüyor.



2005-2015 yılları arasındaki verilerin analiz edildiği değerlendirme, mutluluğun bölgeden bölgeye oldukça değişiklik gösterdiğini ve ülkelerin yarısından fazlasında mutluluk dağılımındaki eşitsizliğin arttığını ve sadece yaklaşık 10 ülkede mutluluk dağılımındaki eşitsizliğin azaldığını ortaya koyuyor. Rapor, kendi mutluluğunun yanı sıra başkalarının da mutluluğunu önemseyen bireylerin sayısının artmasıyla ve eşitsizliklerin ortadan kalkmasıyla insanların daha da mutlu olduklarına dikkat çekiyor.



Dünyanın insanlara daha fazla güven veren bir etik düzene ihtiyaç duyduğunun altını çizen rapor, asıl ve en önemli mutluluğun insanların birbirine ilham vermesinden ve hangi kültürden veya sosyal çevreden olursa olsun bir araya gelebilmeleri ile mümkün olabildiğinin altını çiziyor. ‘Action for Happiness’ hareketi de daha iyi yaşamlar inşa etmek adına işbirlikçi aksiyonların gücüne ve önemine dikkat çekecek bir örnek olarak raporda anlatılıyor.

Raporun en ilgi çekici bölümlerinden birini Jeffrey Sachs’ın 2015 yılında kabul edilen BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin toplumların mutluluğuna etkisi konusunda yazdığı bölüm oluşturuyor. Sachs, sürdürülebilir kalkınmayı ölçmeye yönelik oluşturulan BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Endeksi gibi endekslerin, mutluluk indikatörlerinin ötesinde, sürdürülebilirliğin, ekonomik, sosyal ve çevresel olmak üzere bütüncül bir yaklaşım olmasıyla ülkeler arası mutluluk değişimlerini daha kapsamlı analiz etmede ön plana çıktığını ifade ediyor. Son yıllarda bazı ülkeler, eşitsizliğin ve olumsuz çevresel etkilerin artması, sosyal dışlanmanın derinleşmesi pahasına da olsa ekonomik büyüme gerçekleştirmeye ve daha çok bireysel çıkarları kovalayarak, tek yönlü hedeflerden oluşan ekonomik gelişim stratejileri izlemeye devam ediyorlar. Önemli sayıda ülke ve paydaş ise bu gidişatı kabul edilebilir bulmuyor. Bu bağlamda, geliştirilen SDG Endeksi, ülkelerdeki mutluluk seviyelerinin artması adına memnuniyet modelleri oluşturarak kişi başına düşen gelir, işsizlik gibi konularda yapılacak iyileştirmelere destek olmayı hedefliyor.

PAYLAŞ: