Menu EN

S360MAG

21 October

2016 Tarım ve Gıda Raporu

Geçtiğimiz yıl imzalanan tarihi Paris Anlaşması ve Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Hedefler’in belirtlenmesini takiben 2016’nın iklim adına eyleme geçme yılı olduğu söylenebilir. İklimde gözlenen ani değişikliklerin sıklaşması, sıcaklık dalgaları, kuraklık ve deniz seviyesindeki artış, bize hızlı bir şekilde sorumluluk almamız gerektiğini söylüyor. Bu bağlamda, tarımın sürdürülebilir, dirençli ve daha üretken hale getirilememesi, gıda güvenliği sorunu çeken bir çok topluluğunun daha da etkilenmesi anlamına geliyor. Bu etkiler sebebiyle 2030 itibarıyla yoksulluk ve açlıkla mücadele edebilme gibi Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri tehlikeye girmiş olacak.
İklim değişikliğinin tarım ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerini konu alan “The State of Food and Agriculture 2016” BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporu yayımlandı. Küçük ölçekli çiftçilerin iklim değişikliğine uyum gösterebilmesi için desteklenmesi gerektiğini vurgulanan raporda, iklim değişikliğine karşı en hassas toplulukların çiftçiler, çobanlar ve hayvancılıkla uğraşan diğer gruplar olduğu belirtiliyor. Bu nedenle, ilgili grupların üretim sistemlerini ve uygulamalarını mevcut yapıya uyumlu hale getirip iklim değişikliğinin etkileri ile mücadele edebilmeleri için teknolojiye, pazarlara, bilgiye ve yatırımcılara daha fazla erişim sağlamaya ihtiyaçları olduğu belirtiliyor.

Açlık, yoksulluk ve iklim değişikliği konularının bir arada ele alınması gerektiğini vurgulayan rapor, gıda üretim sistemlerinin çeşitlendirilip karmaşık ekolojik süreçlere entegre edilmesinin doğal kaynakları tüketmek yerine yaşam alanlarıyla sinerji yarattığını söylüyor. Agro-ekoloji, “sürdürülebilir kuvvetlendirme” gibi örnekler yeşil gübreleme, sürdürülebilir toprak yönetimi gibi yöntemler yardımıyla mahsülde artış ve dayanıklılığa yol açıyor.

Daha dirençli tarım sektörleri ve küçük ölçekli çiftçilere yapılacak yatırımlar vasıtasıyla gerekli dönüşümün yaşanabileceği belirtiliyor. Böylelikle, yoksul toplumların gelir kaynaklarının artırılabileceği vurgulanıyor. Gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, kırsalda yaşayanların, tarımsal faaliyetleri ile günlük faaliyetlerini harmanlayarak iklim değişikliği risklerine daha rahat göğüs gerebilmelerini sağlıyor.

Arzulanan değişimde sosyal koruma mekanizmalarının oldukça önemli bir rol oynaması bekleniyor. Küçük ölçekli çiftçilere risk yönetimi, fiyat değişkenliği, kırsalda yaşayanların istihdamı konusunda destek sağlayacak sosyal destek programlarının değişimin en önemli parçası olacağı söyleniyor.

Ortalama küresel sıcaklık artışını kritik 2°C’nin altında tutabilmek adına sera gazı salımlarının 2050 yılına kadar %70 oranında azaltılması gerekiyor. Bu hedefe ulaşabilmek için küresel salımların %20’sinden sorumlu olan tarım konusunda da daha radikal kararlara ve harekete geçilmeye ihtiyaç var.

PAYLAŞ: