Menu EN

S360MAG

1 July

Brexit’in Çevre Politikaları Üzerindeki Potansiyel Etkileri

1973 yılında o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na katılan Birleşik Krallık, kısa bir süre sonra, 1975 yılında bugün olduğu gibi ayrılma konusunda referanduma gitti. %67 oranında kalma kararının çıktığı tarihten sonra Birleşik Krallık tarihinde ikinci kez geçtiğimiz hafta tekrar Avrupa Birliği’nden ayrılıp ayrılmama konusunda referanduma gitti ve Brexit olarak da anılan referandum sonucunda %48 oranında Birlik’te kalma, %52 oranında Birlik’ten ayrılma kararı çıktı.

Ayrılma kararı, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada kaygı yaratırken, bir takım ekonomik ve sosyal sonuçlar da doğurdu. 




Brexit sonrası Sterlin, Euro karşısında son iki yıldaki en büyük kaybını yaşarken, USD karşısında 1985 yılından bu yana en düşük değeri gördü. Brexit sonrası ırkçı paylaşımlar, saldırılar ve propagandaların sayısında da artış görüldü. Polis kayıtlarına göre Brexit sonrası yaşanan ırkçılık ve nefret kaynaklı suçlardan ötürü yapılan şikayet sayısı Brexit öncesine göre 5 kat artış gösterdi. Referandum sonrası Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması olasılığı, Paris Anlaşması’na bağlılıktan 2030 hedeflerine kadar pek çok çevresel konuda da endişe uyandırdı.

Avrupa Birliği’nin Birleşik Krallık ve Avrupa’daki diğer ülkelerde çevresel standartları yükselttiğini savunan birçok yeşil lider, katılımcıları ayrılmama kararı vermeye çağırmış; çevreyi ilgilendiren sorunların evrensel olduğuna ve bu problemin çözümü için de bölgesel ve uluslararası işbirliğinin gerekliliğine dikkat çekmişlerdi. Birleşmiş Milletler İklim Sekretaryası Başkanı Christiana Figueres, Birleşik Krallık’ın varlığının Paris İklim Görüşmeleri öncesinde ve sonrasında Avrupa’daki iklim temsilcilerinin tutkusunu artırdığını söyledi.

Enerji ve İklim Sekreteri ise enerji tedariki, tutarların düşük tutulması ve düşük karbonlu enerji altyapılarıyla bu konulara bağlılıkları adına bir şeyin değişmeyeceğini vurgulasa da Brexit karanının enerji piyasasını nasıl etkileyeceği belirsiz durumda; örneğin geçtiğimiz Cuma günü petrol fiyatlarında ciddi bir düşüş yaşanmıştı. Bunun yanı sıra iş adamları ve yatırımcılar enerji alanında planlanan ilerlemelere ertelenebilir gözüyle baksa da Birleşik Krallık, Avrupa Birliği üyesi olarak karbon emisyonlarının 2030 yılına kadar %40 azaltmasını taahhüt ettiği protokolünü uygulamaya koymak adına Beşinci Karbon Bütçesi’ni yürürlüğe koydu.

Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak Paris İklim Anlaşması doğrultusunda taahhütler vermişti; bu durumda Avrupa Birliği’nin, Birleşik Krallık olmadan ne yapacağı ile ilgili yeni bir süreç oluşturması gerektiği söyleniyor. Aynı zamanda kurulacak yeni İngiliz hükümetinin iklim aksiyonlarına bağlılığının daha az olacağı ve hükümette iklim değişikliğini reddeden güçlü bir grubun olacağı yönünde de endişeler mevcut fakat Birleşik Krallık’ın alınan karar doğrultusunda Avrupa Birliği’nden ayrılması elbette hemen gerçekleşmeyecek ve 2 senelik bir sürece yayılacak.

Öte yandan referandum verilerine göre 25 yaşın altındaki katılımcıların %73’ü Avrupa Birliği’nde kalma yönünde oy kullandı. 45 yaşın üzerindeki katılımcıların %58’i ise ayrılma taraftarı olduğunu beyan etti. Kuşaklar arasındaki bu görüş ayrılığı, Brexit ve iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi de ortaya koydu. Buna benzer bir şekilde 2014 yılında ABD’de yapılan kamuoyu yoklamasına göre 30 yaşın altındaki Amerikalıların %74’ü hükümetin karbon kirliliğini azaltmayı hedefleyen politikasını desteklerken, katılımcıların %58’i 40 yaşın üzerinde ve %52’si de 65 yaşın üzerindeydi. Gelecekleri hakkında daha fazla söz sahibi olması gereken genç kuşağın bugün alınan kararların sonuçları ile daha uzun süre yaşamak zorunda olduklarını da unutmamak gerekiyor.



PAYLAŞ: