Menu EN

S360MAG

26 February

Y Jenerasyonu Aslında Ne İstiyor?

Deloitte’un ‘Y Jenerasyonu’ üzerinde yaptığı araştırma ilginç gerçekleri ortaya çıkardı. Dünya genelinde 29 ülkeden 7.700 katılımcının görüşleri doğrultusunda hazırlanan rapor, 1982 yılından sonra doğan, üniversite eğitimi almış ve özel sektörde büyük şirketlerde tam zamanlı işlerde çalışan Y Jenerasyonu üyelerinin üçte ikisinin 2020’ye kadar halihazırda çalıştıkları şirketlerden ayrılmayı planladıklarını, üçte birinin ise gelecek bir yıl içerisinde çalıştıkları şirketi değiştirmeyi planladığını ortaya çıkardı. Gelecek iki sene içerisinde işini değiştirmeyi düşünen çalışanların oranı ise %44 oldu. Rapora göre, 2020 yılının sonuna gelindiğinde her üç katılımcıdan ikisi kariyer planlarını gerçekleştirmiş olmayı umut ederken, katılımcıların yalnızca %16’sı kendisini gelecekte mevcut pozisyonlarında da çalışırken görebildiklerini belirtiyor.



Araştırmaya dahil olan 29 ülkenin tamamında, 2020 yılına kadar şimdiki işinden ayrılmış olmayı düşünen Y Jenerasyonu çalışanı oranının yüksek olduğu görülürken, bu oran Belçika ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinde %50’lerde; Peru, Güney Afrika ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde ise %80’ler civarında dolaşıyor. Yükselen ekonomilerde bu oranın %69 ile gelişmiş ekonomilerdeki orandan (%61) biraz daha yüksek olduğu görülüyor.



Demografik alt gruplara bakıldığında çocuk sahibi olan çalışanların olmayanlara göre %32’lik bir oranla şirketlerine daha bağlı oldukları gözlemlenirken, bu çalışanların da 2021 yılına kadar mevcut işlerini değiştirmeyi planladıkları görülüyor. Ayrıca rapora göre kadın çalışanlar (%67), erkek çalışanlara (%64) nazaran takip eden 5 yılda işlerinden ayrılmaya daha istekliler.

Rapora göre, Y Jenerasyonu üst düzeylerde çalışıyor olsa dahi kuruluşlarını yakında bırakma niyetlerini ifade ediyor. Bu durum yerlerini alacak çalışanlar için olumlu olsa da şirketler için yatırım yaptıkları yeteneklerin kaybı anlamına geliyor. Y Jenerasyonu’nun işinden neden memnun olmadığı araştırıldığındaysa, problemin çalışanların beklentileri ve şirketlerin onlara sunabildikleri arasında oluşan ‘uçurum’ olduğu ortaya çıkıyor. Profesyonellerin yaklaşık %63’ü liderlik yeteneklerini tam olarak ortaya çıkaracak koşulların var olmadığını ifade ederken, kaydedilen aşamanın yeterince hızlı olmadığını belirtiyor. Şirketinin uygulamalarından memnun ve bağlılığı yüksek çalışanların değindikleri konular ise şöyle:

- Lider pozisyonlarda çalışmak isteyen çalışanlara yönelik yeterli sayıda ve çeşitlilikte eğitim programlarının varlığı

-Genç çalışanların liderlik etmek için sürekli cesaretlendirilmesi.

Önüne geçilmesi görece daha kolay olan bu engellerin yanı sıra, Deloitte’un raporuna göre Y Jenerasyonu’nun çalışırken göz önünde bulundurduğu en önemli faktörlerden birisi ise “amaç”. Araştırmaya katılan Y Jenerasyonu çalışanlarının %87’si, şirketlerin çevresel ve sosya performans ve hedeflerinin, ekonomik performansları kadar önemli olduğunu vurguluyor. Şirketlerinin daha büyük bir amaca hizmet ettiğini düşünen çalışanların gelecek 5 yılda şirkette kalması daha olası görünüyor. Kısa vadeli ekonomik getiri yerine uzun vadeli ve sorumlu yatırımlar yapan şirketlerde çalışan bağlılığı oranlarının daha yüksek olduğu görülüyor. Rapor, Y Jenerasyonu’nun sanılanın aksine yalnızca kendilerini değil aynı zamanda çalışma arkadaşlarını, toplumu ve dünyayı da önemsedikleri gösteriyor.

PAYLAŞ: