Menu EN

S360MAG

6 May

Sürdürülebilir Gıda Dosyası

Dünya çapında 50’den fazla ülkede araştırma faaliyetleri yürüten Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), doğal kaynakların sürdürülebilirliği, insanlığın refahı ve ekonomik fırsatlar yaratılması adına uzmanlar ve liderlerle çalışıyor. Çoğunlukla çevre ve kalkınma konularına iklim, enerji, gıda, ormanlar, su, şehirler ve ulaşım gibi alanlarda araştırma yaparak odaklanan WRI, ‘Sürdürülebilir Gıdanın Geleceği’ adlı çalışmasını yayımladı. Gıda ve sürdürülebilirlik düşünüldüğünde akla ilk gelen gıdanın nasıl üretildiği sorusu oluyor; örneğin satın alınan ürünün GDO’lu, yerli üretim, organik veya sertifikalı olup olmadığı üzerinde duruluyor. Dünya genelinde insanlar diyetlerindeki kaloriyi, protein miktarını ve hayvansal gıdaların oranını arttırdıkça ne yediğimiz hızla değişim gösteriyor. WRI, raporunda bu değişimleri, gıda güvenliği konusunda ortaya çıkan sorunları ve gıdanın geleceğini ele alıyor.

Çalışma, tüketicilerin beslenme düzenlerinde yapacağı ufak değişiklilerle bile tarımsal kaynakların kullanımının ciddi oranda azaltılması ve çevresel sorunların yatıştırılması hususunda önemli ölçüde yol alınacağını ortaya koyuyor; örneğin ortalama bir Amerikalının daha az et ve süt ürünleri tüketerek çevresel ayak izini yarıya indirebileceği vurgulanıyor. Bu değişimin daha geniş yelpazeye yayılabilmesi, mevcut pazarlama stratejilerinin ve tüketici alışkanlıklarının değiştirilmesi adına da öneriler bulunuyor. Çalışmadan genel başlıklar ise şöyle:

Gıdaya Erişim Konusundaki Uçurumunun Daraltılması Gerekli:

Dünya, 2006 yılındaki mahsullerden elde edilen kalori miktarı ile 2050 yılında üçte ikisinin kentsel alanlarda yaşaması beklenen 10 milyar insanın kalori ihtiyacı arasındaki %70’lik uçurumu azaltmak durumunda. Bu büyük farkın sebebi başta artan nüfus ve değişen beslenme şekilleri olarak belirtiliyor.

Küresel Diyet Alışkanlıkları Aşırı Tüketime Doğru Gidiyor:

Kentleşme ve gelir oranı arttıkça insanların diyetlerini çeşitlendirdiği, daha fazla kalori, et, tavuk, süt ve ürünleri, balık ve yumurta gibi hayvansal gıdaları tükettiği dikkat çekiyor. Hayvansal ürünlere olan talebin 2006 ve 2050 yılları arasında %80 artacağı, özellikle etin %95’lere çıkacağı tahmin ediliyor.

Ortalama Bir Diyette Alınması Gerekenden Çok Daha Fazla Protein Tüketiliyor:

2009 yılı itibariyle dünya genelinde kişi başına düşen protein tüketimi, sağlıklı bir beslenme düzeninde olması gereken miktar olan günlük ortalama 68 gramı çoktan aşmış durumda. Gelişmiş ülkelerdeki protein tüketim miktarı diğerlerine oranla hala yüksek; örneğin Amerikalılar günlük yaklaşık 100 gr. protein tüketiyorlar.

Hayvansal Gıdaların Üretimi İçin Daha Çok Kaynak Kullanılıyor ve Çevreye  Olan Etkileri Daha Fazla:

Et üretimi için gerekli arazi ve sera gazı salımları, aynı miktarda bitkisel kaynaklı protein üretimi için gerekli olandan 20 kat daha fazla! Tavuk ve domuz üretimi yapmak kırmızı et üretiminden daha az kaynak kullanıyor olsa da yine de bitkisel proteinlere oranla 3 kat daha fazla araziye gerek duyuluyor ve sera gazı salımı yapılıyor. Söz konusu kullanılan kaynaklar ve çevresel etkiler olduğunda gıdanın nasıl üretildiğinden çok  yenilen gıdanın ne olduğu da önem taşıyor.

Kırmızı Et:

Kırmızı et üretimi için ciddi miktarda arazi ve su kullanımı gerekiyor. Aynı zamanda harcanan ve elde edilen birim kalori veya protein miktarına bakıldığında verimin de oldukça az olduğu görülüyor. Şu anda Antartika dahil dünyadaki toprakların dörtte biri mera olarak kullanıyor ve dünyadaki su ayakizinin dörtte biri çiftlik hayvanlarının üretimi sonucu ortaya çıkıyor.



Fark Yaratmak için Vejetaryen veya Vegan Olmanıza Gerek Yok:

Ortalama bir Amerikalı yalnızca daha az et ve süt/ürünleri tüketerek beslenme temelli oluşturduğu çevresel etkisini neredeyse yarı yarıya azaltabilir. Fransız tarımsal araştırma kuruşları CIRAD ve INRA ile yürütülen ortak çalışma sonucunda değişik beslenme senaryoları oluşturuldu ve etkileri değerlendirildi.

Ortalama bir Amerikalı et, süt ve ürünleri, balık ve yumurta tüketimini yarı yarıya azalttığı veya vejetaryen beslenme düzenine geçtiği takdirde kişi başına düşen arazi kullanımı ve tarımsal sera gazı salımları neredeyse yarıya inecek. Et tüketiminin üçte bir oranında azaltılması sonucunda  ise ortaya çıkan etkilerin %15 ile %35 arasında azaltılması mümkün.

Beslenme Düzeninde Yapılacak Küçük Değişikliklerin Küresel Etkisi Oldukça Yüksek Olabilir:

Hayvansal proteinin üretimi için kullanılan arazi yaklaşık olarak Hindistan’ın iki katı kadar bir alanı kaplıyor.

Tüketiciler Diyetlerinde Nasıl Değişiklikler Yapabilir?:

Tüketiciler içi sürdürülebilir diyet seçenekleri oluşturmak oldukça kolay; WRI gıdaların birim protein başına sebep oldukları sera gazı salımlarını gösteren bir puan çizelgesi hazırladı.



Büyük ve Sistematik Bir Değişim için Milyarlarca İnsanın Diyetini Değiştirmesi Gerekiyor:

Geçmişten beri insanların mevcut diyetlerini değiştirmesi (vejetaryenlik veya veganlık da dahil) bilgi ve eğitim birikimine dayanıyor. Değişim için harcanan çabalar yetersiz kalıyor; çünkü insanların satın alma ve tüketim alışkanlıklarını yeterince kapsayıcı olamıyor. Gıda sektöründeki liderler, tüketicilerin bitkisel kaynaklı proteinlerin tüketimi konusunda farkındalık yaratmak ve yeni yaklaşımlar geliştirmek adına bir araya getirilmeli.

PAYLAŞ: