Menu EN

S360MAG

10 December

ÇSY çıkmazı

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Geçtiğimiz yıl boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) ölçütleri ve sürdürülebilir finans ile ilgili birçok olumlu gelişme yaşandı. ÇSY temalı yatırım fonlarının, ÇSY dereceli kredi ve tahvillerin hızla büyümesi, ÇSY ve raporlama sistemlerini birleştirmeye yönelik faaliyetler, yüksek ÇSY puanları ile kurumsal finansal performans arasındaki bağlantılar bu olumlu gelişmelerden yalnızca birkaçı.

Bunlarla birlikte, ÇSY fonlarına her çeyrekte on milyarlarca para akmaya devam ediyor. Yeşil tahviller etkileyici bir oranda, birçoğu beş veya 10 kat fazla taleple ihraç ediliyor. COP26’ya yaklaşırken, şaşırtıcı oranda kamu ve özel sektör kuruluşu ve finans kurumu, bazıları trilyonlarca doları bulan önemli taahhütlerde bulundu.

Bu gelişmelere, Wall Street'in ve dünyanın dört bir yanından finans kuruluşlarının, değişen iklim, biyoçeşitlilik kaybı, ekonomik eşitsizlik ve diğer acil sosyal ve çevresel sorunlardan etkilenen küresel bir ekonominin tehlikelerini nihayet kabul ettiklerine dair iyimserlikle bakılabilir. Yatırımcılar tarafında ise, yatırımcıların şirketleri, etkilerini ve risklerini azaltmak için sorumlu tutacağını düşünmek mümkün. Oysaki, gerçek oldukça farklı.

Mali çevrelerde yarattığı düşünülen tüm faydalı değişikliklere rağmen, ÇSY çerçevesi ile ilgili önemli problemler bulunuyor. Kurumsal ÇSY verileri, genellikle şirketler ve sektörler arasında tutarlılıktan yoksun, düzensiz ve eksik. Şirketler bazı risk türlerini açıklarken bazılarını açıklamamayı tercih ediyor. Bankalar, taahhütlerini sahadaki uygulamalarıyla uyumlu hale getirmiyor. Örneğin, tüzel ve kurumsal müşterilerinin iklim risklerini yönetmede yetersiz kalıyorlar veya fosil yakıt gelişimini finanse etmeye devam ediyorlar. Yatırımcıların ilgili ÇSY verilerine yönelik ihtiyaçları ile şirketlerin açıkladıkları arasında da bir kopukluk bulunuyor. "Yeşil badana" (greenwashing) iddiası birisine veya bir başkasına uygun görünmeyen hemen hemen her türlü faaliyet için rahatlıkla kullanılıyor.

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen COP26 sonrası raporlar da endişe verici bir tablo çiziyor:

- Küresel bir düzenleyiciler grubu olan Uluslararası Menkul Kıymetler Komisyonları Örgütü'nün (IOSCO) yeni bir raporu, ÇSY ölçütlerinde netlik ve standart eksikliğine, derecelendirmeleri destekleyen metodolojilerdeki şeffaflık eksikliğine ve sektörlerin ve coğrafyaların eşit olmayan kapsamına işaret ediyor, ÇSY derecelendirmelerinin ve veri sağlayıcılarının daha fazla gözetimi için çağrıda bulunuyor.

- Macquarie Asset Management tarafından yapılan yeni bir anket, iklim değişikliğinin kurumsal yatırımcılar için öncelikli bir ÇSY sorunu olarak görüldüğünü, ancak çoğunun iklim risklerini yatırım portföylerine entegre etmede zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koyuyor. Yatırımcıların yarısından fazlası iklim değişikliğini birincil ÇSY endişesi olarak tanımlarken, yarısından azı portföy salımlarının bir kısmını veya tamamını takip ediyor veya iklim risklerini ele alıyor.

- Avrupa Merkez Bankası'nın iklim ve çevresel risklerin Avrupa bankacılık sektörü tarafından yönetimine ilişkin raporu, denetlediği ticari bankaların çoğunun iklim değişikliğine hazırlanmak için somut planları olmadığını ortaya çıkardı. Dünyanın geri kalanı da benzer durumda.

- Moody's, G20 ülkelerindeki finans kurumlarının 22 trilyon dolar değerinde kredi ve yatırımının karbon geçiş riskine tabi olduğunu bildirdi - yani, toplam kredilerin ve yatırımların yaklaşık %20'si.

- Bir Bloomberg analizine göre, sürdürülebilirlikle bağlantılı finansın proaktif şirketleri ödüllendireceği ve hedeflerine ulaşamayanları cezalandıracağı fikri pek geçerli değil. 2018'den bu yana ABD’de düzenlenen 70’ten fazla sürdürülebilirlikle bağlantılı kredi limiti ve vadeli kredileri incelenmiş ve dörtte birinden fazlasının belirtilen hedeflere ulaşamayınca herhangi bir ceza almadıklarını ve hedeflere ulaştıklarında yalnızca küçük bir indirimden yararlandıklarını tespit etmiş. Bu olumsuzlukları büyüme sancıları olarak adlandırabiliriz, ama sonuçları kaçınılmaz. Sonuç olarak, hızlı bir şekilde düzeltilmesi ve çabuklaştırılması gereken çok şey var. Hızlı karbonsuzlaştırmayı finanse etmek için gereken sermaye miktarı, yukarıdaki zorlukların birçoğu mevcut olmasa bile çok yüksek.

Peki bu durumu kim düzeltecek? Ulusal liderler, tarih boyunca bankalara ve sigortacılara meydan okumaya isteksizdi. IOSCO'yu oluşturan düzenleyici kurumlar, muhtemelen yeni yasalar önermek, yürürlüğe koymak ve uygulamak için gerekenden yavaş hızda ilerleyecek. Aktivistlerse neyin bozulduğuna veya neyin daha iyi çalışabileceğine ışık tutmaya devam edecek. Bu, özel sektörün yanı sıra STK'ları ve iş gruplarını agresif eylemde bulunmaya itiyor.

Finans kurumlarının, milyarlarca insanın ihtiyaçlarıyla kendi çıkarlarını ve yatırımcıların çıkarlarını nasıl dengeleyeceği önümüzdeki dönemin en önemli sorulardan biri olarak karşımıza çıkıyor. 2021 yılı sona ererken, geçmiş yıllardan ders alarak 2022’de bu konuda atılacak adımlar büyük önem arz ediyor.
 

PAYLAŞ: