Menu EN

S360MAG

17 June

Küresel Gıda Problemine Çözüm: İnovasyon ve Girişimcilik

Dünya Gıda Programı’nın (World Food Programme, WFP) 2015 verilerine göre, günümüzde her dokuz insandan biri (toplamda 795 milyon kişi) açlık sınırının altında yaşıyor ve sağlıklı bir yaşam için gerekli yeterli miktarda gıdaya erişemiyor. Bu sayıya 2050 yılına dek 2,3 milyar kişinin daha eklenmesi bekleniyor. Hızla artan nüfusun ihtiyaçlarının beraberinde getirdiği verimsiz tarım uygulamaları ile toprakların kullanılamaz hale gelmesi, artan et tüketimine bağlı olarak ormanların hayvancılık ihtiyaçları için yok edilmesi gibi faktörler yalnızca yeterli miktarda gıdaya erişim sorununu değil aynı zamanda gıda sektörünün çevre üzerindeki olumsuz etkilerini tetikliyor.

İnsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının %30’dan fazlasına sebep olan gıda ve tarım sektörünün sürdürülebilirliği günümüzde artık hiç olmadığı kadar önem ve aciliyet taşıyor. Daha önce hazırladığımız haberler ile gıda ve sürdürülebilirlik konusuna değinmiş, önlemler alınmadığı takdirde dünyayı ve insanlığı bekleyen zorluklardan bahsetmiştik.

Daha sürdürülebilir bir tarım sektörü ile insanlar ve dünya için daha iyi ve sürdürülebilir üretim pratikleri üretmek üzere çalışan girişimciler, bu soruna farklı disiplinlerin sınırında çözümler arıyor.

Bu çabaların yenilikçi çözüm önerileri eşliğinde girişimcilik kültürü ile birleşmesi sonucunda heyecan verici startupların filizlendiği bir döneme girdik. Bu haftaki gıda haberimizde daha sürdürülebilir bir dünya için çalışan startuplara değiniyoruz.

Gıda yaşam döngüsünde farklı farklı süreçlere eğilen girişimlerden kimisi mevcut koşullarda görsel olarak bozunmuş yiyeceklerin formunu değiştirerek raf ömrünü uzatmayı amaçlarken, kimisi ise mahsullerin daha etkin büyüyebilmesi için köklerine odaklanıyor.

İsrail’de bulunan Sensilize adlı girişimin kurucusu Robi Stark ve ekibi yakın geçmişte savunma sanayiinde edindikleri uzaktan algılama sistemleri konusundaki tecrübeyi, “toprak ve mahsuller her noktada homojen özellik gösteremeyeceğinden, farklı ihtiyaçları vardır” düşüncesinden hareketle tarım sektörüne uygulayarak Robin-Eye isimli bir ürün geliştirdiler.

Geliştirdikleri “Robin-Eye” adlı sensör yardımıyla mahsul bazında yansıyan ışığı dalga boyuna göre analiz ederek pigment, karoten ve klorofil gibi düzeyleri ölçüyorlar. Böylece değişken oran uygulamalarıyla (variable rate application) mahsul ve arazi koşullarına özgü ekim, gübreleme gibi faaliyetlerde etkin üretim ile birlikte zaman ve para tasarrufu hedefliyorlar.

Bir başka startup ise ise gıda israfı sorununa eğilerek besinlerin raf ömrünü uzatmak için çalışmalar yürütüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün güncel verilerine göre günümüzde üretilen besinlerin 1/3’ü çöpe gidiyor. Bremen, Almanya’da bulunan FoPo adlı girişim, atık olarak ayrılmış meyve ve sebzeleri özel bir yöntem ile kurutup toz haline getirerek raf ömürlerini arttırmayı ve bu sayede de açlık ve atık sorunlarına eş zamanlı çözüm bulmayı hedefliyor.

Halihazırda çifçilerin kullanageldiği seracılık ve diğer tarım uygulamalarını ele alıp sorunun köküne inme iddiası ile yola çıkan Roots SAT, toprak yüzeyi ile altı arasındaki sıcaklık farkının yüksek olduğu koşullarda bitkilerin gerekli besinleri verimli bir şekilde yapraklarına aktaramadığı için mahsul köklerini ortama göre optimal sıcaklık değerlerinde tutan sistemler geliştiriyor. Uygulamaları ile Roots SAT %25-80 arasında verim artışına ulaşmış durumda.

Londra merkezli kar amacı gütmeyen bir şirket olan Feedback, tarım sektöründeki sorunlara ve çiftçileri olumsuz etkileyen piyasa koşullarına dikkat çekmek üzere 2009 yılından bugüne “Feeding the 5000” adı altında etkinlikler düzenliyor.

Gelişmekte olan dünya ülkeleri de dahil pek çok ülkede piyasanın beklediği “mükemmel şekil ve büyüklükte” mahsüller üretemeyen çiftçilerin büyük bir kısmı, toplam hasatlarının %40’ına kadarına tarlalarında çürümeye bırakmak zorunda kalıyor. Ekonomik gıda israfı çalışması yürüten Rethink Food Waste Through Economics and Data isimli araştırma şirketi, yalnızca ABD’de yetiştirme, işleme ve taşımaya harcanan 218 milyar USD’nin bu gıdaların hiç tüketilmemesi nedeniyle boşa harcandığını belirtiyor.

Feedback, marketler tarafından ezik, çirkin ve yeterince büyük olmadığı için daha ucuza satılan veya atılan meyve ve sebzeler ile gerçekleştirdiği “Feeding the 5000” etkinlikleri ile tüketiciler arasında farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Etkinliğe isteyen herkes katılarak ücretsiz yemek yiyebiliyor. Yiyeceklerin tümü restoranların ve marketlerin kullanmadığı ve/ya atık olarak gördüğü gıdadan üretiliyor.

Yakın geçmişe dek diğer sektörlerle karşılaştırıldığında inovasyon ve yatırımlar açısından oldukça küçük adımlar ile hareket eden gıda ve tarım teknolojileri, yenilikçi fikirler ile filizlenen startuplar sayesinde 2012 yılından bu yana her sene bir önceki yıla göre 2 katı kadar yatırım almış olsa da halen ciddi desteklere ihtiyaç duyuyor. Öyle ki günümüzde tarım, küresel GYH’nın %10’unu oluşturmasına rağmen ilgili yatırımların sadece %3,5’ini  alabiliyor. Süreçlerin verimsizliği ve atık gibi konularda kat edeceği daha çok yolu olan sektöre, hızla artan nüfusu sürdürülebilir bir şekilde besleyebilmek adına büyük bir görev düşüyor.

PAYLAŞ: