Menu EN

S360MAG

29 January

Çevresel Performans Endeksi (EPI)

Çevresel Performans Endeksi (EPI), yüksek öncelikli çevresel sorunlar olan insan sağlığı ve ekosistemin korunması konularında ülkelerin performanslarının değerlendirildiği, Yale Üniversitesi Çevre Hukuku ve Politikaları Merkezi (Yale Center for Environmental Law & Policy, YCELP) liderliğinde hazırlanan küresel ölçekli bir rapor. Endeks, ülke bazında sağlanan çevresel performans ölçümleri ile küresel ölçekte karar vericilere ve politika belirleyicilere rehberlik etmeyi amaçlıyor. Ülkelerin performanslarının ölçümlenmesi, iki temel başlık altında yer alan toplamda 9 sorun hakkında 20’den fazla indikatör çerçevesinde yapılıyor. İndikatörler, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Paris Anlaşması gibi küresel ölçekli ilerleme hedeflerinin, ülkeler tarafından ne kadar karşılandığını da hesaba katıyor.

Türkiye gerilediği ve 99. sırada yer aldığı 2016 yılı raporunda, Türkiye ile beraber yaklaşık 180 ülkenin performansı değerlendiriliyor. Rapordaki bulgulardan bir kısmı şöyle: Finlandiya, karbon-nötr bir ülke olma hedefi ve 2050 yılına gelindiğinde doğanın taşıyabileceğinden fazlasını aşmayacağını garanti ederek derecelendirmede ilk sırada yer alıyor. Finlandiya şu anda enerji ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini yenilenebilir kaynaklarından veya nükleer enerjiden karşılarken, 2020 yılına gelindiğinde enerji ihtiyacının %38’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Onu sırasıyla İzlanda, İsveç, Danimarka ve Slovenya izliyor. Somali yine geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi son sırada yer alırken, onu sırasıyla Eritre, Madagaskar, Nijer ve Afganistan izliyor. Bu ülkelerde yıllardır devam eden büyük çaplı yönetimsel sorunlar ve istikrarsızlık, sürdürülebilir bir çevresel performans ve insan sağlığı konularının bu ülkelerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer almasının önüne geçiyor. Raporda öne çıkan diğer sonuçlar ise şöyle:

1.       Sağlık

Dünya çapında, güvenilir olmayan sulardan ziyade kalitesiz hava sebebiyle daha çok insan hayatını kaybetti.

Kirli ve güvenilir olmayan sular, 2013 yılında küresel ölçekte yaşanan ölümlerin %2’sinden (1.24 milyon) sorumluydu. Öte yandan, hava kirliliğinden kaynaklı ölümlerin oranı ise %10 (5.52 milyon) olarak kaydedildi. Ekonomik gelişmeler bazı çevresel iyileştirmelerin yapılmasını sağlasa da artan sağlık tehditlerinin de sorumlusu. Ülkeler kalkındıkça kanalizasyon altyapısı yatırımlarını artırıyorlar ve böylece daha az insan güvenli olmayan suya maruz kalıyor. Fakat endüstriyel faaliyetler ile kentleşmenin artması ve motorlu ulaşımın yaygınlaşmasıyla birlikte havadaki tehlikeli kimyasallara maruz kalma oranı artıyor. Bundan ötürü geçtiğimiz son on yılda hava kirliliğinden kaynaklı ölümlerin oranı sürekli olarak artış gösterdi.

2.       Havanın Kalitesi

3.5 milyardan fazla insan (neredeyse dünya nüfusunun yarısı) hava kalitesinin oldukça düşük hatta tehlikeli seviyelerde olduğu ülkelerde yaşıyor.

Tehlikeli boyuttaki hava kirliliği yalnızca bir veya birkaç ülkede kaydedilmiyor; hava kirliliği küresel ölçekli bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ince parçacıklı madde oranı 10 microgram/m3’ün üstünde olan havayı düşük kaliteli ve güvenilir olmayan hava olarak nitelendiriyor. Doğu Asya ve Pasifik’te yaşayan dünya nüfusunun üçte biri sayıda insan (1.3 milyar) düşük hava kalitesine maruz kalırken, Çin ve Kuzey Kore’de havadaki tehklikeli oranda ince parçacıklı maddeye maruz kalan insan oranı %50’ye, Hindistan ve Nepal’de ise %75’lere kadar çıkıyor. 

3.       Halk Sağlığı Hizmetleri

2000 yılından bu yana temiz ve güvenilir suya erişimi kısıtlı olan insan sayısı 960 milyondan 550 milyona yani dünya toplam nüfusunun yaklaşık %8’ine kadar düşürüldü. 2.4 milyar insan ise kanalizasyon altyapısı vb. sağlık hizmetlerine erişim zorluğu yaşıyor.

4.       Su Kaynakları

Dünya çapında balık stoklarının %34’ü sömürülmüş ve tüketilmiş durumda.

Balık stoklarındaki bu sert düşüş gösteriyor ki, balık avı denetimleri zayıf kaldığında veya süreç iyi yönetilmediğinde hem insan sağlığı hem de çevre zarar görüyor. Dünya çapında yetersiz balıkçılık faaliyetleri denetimleri, balıkçıların avladıkları balık miktarını yanlış raporlaması veya hiç raporlamamasına yol açıyor. Uluslararası ölçekte konulması planlanan politika hedefleri ise yetersiz kalıyor.

5.       Tarım

2014 yılı içerisinde karasal habitatın %15.4’ü ile deniz habitatının %8.4’  korunmayı başardı.

Biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam alanlarının korunmasına yönelik alınan küresel ölçekli sürdürülebilirlik hedeflerine erişilmesine çok az kaldı. Fakat çıkan bulgulara göre ülkeler koruma alanlarını belirlerken türlerin korunmasından çok bölgelerin ekonomik değerini göz önünde bulunduruyor.

6.       Ormanlar

2014 yılı içerisinde 2.52 milyon km2 büyüklüğünde ağaç örtüsü yok edildi. Yok edilen alan Peru’nun iki katı büyüklüğüne denk geliyor.

7.       Balıkçılık

Ülkelerin yüzde 23’ünde atık su yönetimi yapılmıyor.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden birisi de 2030 yılına gelindiğinde arıtılmayan atık suların oranını yarı yarıya azaltması. Dünyadaki atık suların %80’inden fazlası arıtılmadan doğrudan doğaya karışıyor. Ülkelerin bu hedefe ulaşabilmesi için atık suların arıtılması ile ilgili daha çok yatırım yapması gerekiyor.

8.       Biyoçeşitlilik

Ülkelerin yalnızca %20’si ‘Nitrojen Kullanımı Verimliliği’ konusundaki hedefleri karşılıyor.

Nitrojen kullanımı ekinlerin verimliliğini doğrudan etkiliyor. Fazlası ekinler tarafından alınmayıp toprağa sızabiliyor, amonyak olarak havaya karışabiliyor veya nitrojen gazı olarak salınıyor. Nitrojen kirliliği, su ve hava kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, ozon tabakasının incelmesine ve iklim değişikliğinin daha da kötüleşmesine sebep oluyor.

9.       İklim ve Enerji

İklim ve enerji bazında değerlendirilen ülkelerin yaklaşık olarak üçte biri karbon yoğunluklarını azaltıyor.

Dünya çapında karbon yoğunluğunun nispeten azalmaya başladığı görülüyor. 2015 Paris İklim Anlaşması’nın tüm ülkelerin harekete katılmasını teşvik etmesine rağmen, ülkelerin performanslarının nasıl değerlendirileceği kesinleşmiş değil. Bu yüzden, ülkelerin iklim değişikliği performanslarının değerlendirilmesi oldukça acil ve önemli bir konu.

PAYLAŞ: