Menu EN

S360MAG

2 September

Sürdürülebilirliğin İtici Güçleri

Küresel ekonomi, Endüstri 4.0 olarak da bilinen 4. Sanayi Devrimi, gün geçtikçe önem kazanan şeffaflık, sınırsız bilgiye erişim ve teknolojik gelişmelerle büyük bir değişim içerisinde. Bu değişime ayak uydurmak, kurumsal şirketlerin operasyonel ve tedarik süreçlerine getirilen yeni yasal düzenlemeler, karşılaşılan sosyal krizler ve çevresel sorunlarla daha da kaçınılmaz hale gelmiş durumda. Biz de, iyileştirilen çevresel ve sosyal performansla artan refah anlamına gelen sürdürülebilirliği kaçınılmaz kılan tüketiciler, yasa koyucular, yatırımcılar, enerji ve değerler olmak üzere küresel ekonomiyi değiştiren beş itici gücün günümüzde nelere odaklandığını değerlendirdik.

1.Müşteri ve Tüketiciler:

Tüketiciler satın alma süreçlerinde şirketlerin sürdürülebilirlik performansını daha çok sorgular hale gelmeye başladı. Şirketler arası ilişki düşünüldüğünde (B2B) özellikle büyük tedarik zincirine sahip oyuncular, iş ilişkisinde oldukları aktörlerden şeffaf olmalarını, sera gazı salımlarını azaltmalarını, biyoçeşitliliğe önem vermelerini ve insana yakışır iş için çalışan haklarına saygı duymalarını bekliyor. Şirketlerden tüketiciye (B2C) olan ilişkiye bakıldığındaysa, şeffaflık ve raporlamaların da artmasıyla tüketicilerin daha bilinçli ve bilgili şekilde kararlar verdikleri, davranış şekillerini değiştirdikleri görülüyor. Aynı fiyata sahip iki ürün arasından dünyaya daha az zarar vereni tercih etmeleri bunun en önemli göstergelerinden

2.Yasa Koyucular:

Karbon ayakizinin azaltılması, biyoçeşitliliğin korunması gibi sürdürülebilirlik kriterleri için oluşturulan yasal düzenlemelerin gün geçtikçe arttığını söylemek mümkün; Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen yeni kararla şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması hazırlamanın zorunlu hale gelmesi ve ABD Temiz Enerji Planı gibi örnekler, küresel ekonomide çift haneli büyüme rakamlarına ulaşılırken etki ekonomisinin (impact economy) de geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor. Bu anlayış, şirketleri inovatif çözümler üretmeye, çevresel ve sosyal etkilerini minimuma indirmeye, teknolojinin gücünü kullanmaya ve insanlığın refah seviyesini geliştirmeye teşvik ediyor.

3.Yatırımcılar:

Yatırımcılar, giderek düşük karbonlu, toplumsal fayda sağlayan çevre dostu ürün ve hizmetlere daha çok yatırım yapmak istiyor. HSBC’ye göre piyasadaki mal varlığının yaklaşık %30’u bir şekilde sürdürülebilirlik veya ilgili bir strateji veya yatırımda kullanılıyor. Yaklaşık 10 yıl önce başlayan bu eğilimle birlikte daha sürdürülebilir iş modelleri yaratmak için gerekli yatırımlar, piyasadaki yeni oyuncular için fırsatlar yaratıyor. Yeni ekonomik düzenin, yeni kuralları benimseyip içselleştirenler tarafından şekillendirileceğini gösteriyor.

4.Enerji:

Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere yeni enerji altyapılarına yönlendirilen yatırımlar ciddi bir artış gösteriyor. COP21’de bir araya gelen yasa koyucular, iş dünyası temsilcileri, yatırımcılar ve değişimi isteyenler, bugün sürdürülebilir ekonomik büyüme için eşi bulunmaz bir fırsata sahip olunduğunun altını çiziyor. Enerji altyapısına giden bu sermaye akışının yalnız ekonomik büyümede değil, aynı zamanda bilgiye erişim ve inovasyon kapasitesinde de önemli etki yaratacağını gösteriyor.

5.Değer:

Gazete manşetlerinde beliren ideolojik ve siyasi anlamda ayrıştırıcı manşetlere rağmen, sürdürülebilir büyümeye için atılan adımlar, kültürler, dinler, siyasiler ve sınırların ötesinde ortak bir dil geliştirmemizi sağlıyor. Çünkü değişime ayak uydurmazsak neler kaybedebileceğimiz konusunda bize bir fikir veriyor. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir büyüme, etik değerlerin daha şeffaf ve belirgin olmasına yardımcı olacak ve dünyanın her yerinde yenilik ve değişim yaratmayı isteyen yatırımcı, kural koyucu ve müşterilerle birlikte ortak bir değer kültür oluşturmaya yardımcı oluyor.

PAYLAŞ: