Menu EN

S360MAG

15 January

Dünya Enerji Görünümü Raporu Türkçe Yönetici Özeti Yayımlandı

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) her yıl yayımladığı Dünya Enerji Görünümü Raporu enerji piyasaları, değişen arz ve talep dengeleri, bunların enerji güvenliği ve çevrenin korunması üzerindeki potansiyel etkilerine ilişkin analizleri içeriyor ve aynı zamanda siyasi ve sivil aktörlerin politikalarını yaparken referans aldığı önemli bir kaynağı teşkil ediyor. Haziran 2015’te yayımlanan raporun Türkiye tanıtımı, IEA İcra Direktörü Dr. Fatih Birol’un da katılımıyla 11 Ocak’ta yapıldı. 

Türkçe yönetici özeti yayımlanan raporda ABD, Çin ve Hindistan dünya enerji piyasasına yön veren en önemli aktörler olarak göze çarpıyor.

Gelecek 25 yıl için öngörülen senaryoda Hindistan, Çin, Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya yaklaşık üçte birlik bir enerji talebiyle ortaya çıkarken, Avrupa Birliği %15, Japonya %12 ve ABD %3’lük azalan bir oranla enerji talep edecekler. COP21 öncesinde verilen taahhütler daha düşük karbonlu ve daha verimli bir enerji sistemine yönelmede itici bir güç sağlasa da enerji konusunda artan küresel ihtiyaç resmini değiştirmiyor.

Peki, gelecek 20-25 yıl içinde enerji kullanımı, enerji kaynaklarının türü gibi konularda genel olarak nasıl bir tablo bekleniyor?



Çin hem yenilenebilir hem de konvansiyonel enerji açısından en yakın rakibi olan ABD’den açık ara farkla dünyadaki en büyük enerji üreticisi ve tüketicisi. Üretilen ve tüketilen kömür açısından da en büyük pay Çin’e ait. CO2 salımlarında 2030’a doğru bir artış beklenen Çin’de bir yandan da üretilen enerjinin yarısı zorunlu düzenlemeler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Bununla birlikte, ağır endüstriyel üretimde zirveye ulaşmış ve aşağı yönde harekete geçmiş olan Çin hizmet sektörüne doğru bir kayma ile daha az enerjiye ihtiyaç duyan bir ekonomik büyüme yolunu izleyeceğinin işaretini veriyor.

Dünya nüfusunda %17’lik bir paya sahip olan Hindistan ise önemli ölçüde bir artışla enerji talep etmesine rağmen üretilen toplam küresel enerjinin toplamda %6’sını kullanıyor. Dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olan Hindistan’da nüfusun beşte birinin elektrik erişimi yok. Artan enerji talebiyle birlikte Hindistan dünyanın en büyük kömür ithalatçısı haline geleceği tahmin ediliyor.

Enerji üretimi içerisinde 2000’den beri artan bir paya sahip olmasına rağmen 2040 yılına gelindiğinde kömürün %30’luk bir paya gerilemesi bekleniyor. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji ise toplam üretimdeki artışın yarısından daha fazla bir artışla yaklaşık kömürle aynı paya ulaşacak, hidrolik ve nükleer kaynaklı enerji üretimin payı ise toplam üretim içerisinde mevcut durumunu koruyacağı öngörülüyor.



Yaklaşık 10 yıldır sürekli bir düşüş halinde olan petrol fiyatlarına da değinen raporda, 2020 yılında varil başına 80 dolar olarak dengeye ulaşılacağını tahmin ediliyor. Bu noktadan sonra yine fiyatlardaki artışla birlikte, 2020 yılına kadar artan bir talep olması bekliyor. Talebin bu biçimdeki seyrine karşılık olarak azalan arama ve üretim maliyetleriyle birlikte petrol arzı da artış gösteriyor. Ancak Irak’taki istikrarsızlık ve İran’da büyük ölçekli yatırımlara olan gereksinmenin varlığı artan üretime rağmen arz güvenliği konusundaki sıkıntıların tamamen giderilmesine engel oluyor.

CO2 salımlarının artış hızındaki azalmayı destekleyecek ölçüde düşük karbonlu enerji üretim teknolojilerine yatırım artmakta, ancak kalıcı olarak CO2 salımlarını tersine çevirmede yetersiz. Kömür, doğal gaz veya petrolü düşük karbonlu başka kaynaklarla değiştirmek son kullanım sektörleri açısından yüksek bir maliyet yaratacak. Küresel ekonomideki büyümeye rağmen, günümüzdeki ekonomik düzende hızlı bir değişimin gerçekleştirilmesinin oldukça güç olduğu düşünülüyor. Bu nedenle başta enerji sektörü olmak üzere, küresel çapta bir değişimin gerçekleştirilmesi şart.

PAYLAŞ: