Menu EN

S360MAG

18 November

Yapay Zekanın Etik Boyutu

Çevrimiçi tercüme hizmetlerinden, Ar-Ge projelerinin geliştirilmesine, dolandırıcılığın tespit edilmesinden, lojistiğin iyileştirilmesine kadar hayatımızın birçok alanında akıllı makine sistemlerinin liderlik ettiği bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Bu gibi sistemlerin yetkinliği artıkça, günlük hayatlarımız kolaylaşmaya devam ediyor.

Alphabet, Amazon, Facebook, IBM ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin yanı sıra Stephen Hawking ve Elon Musk gibi değişim öncüleri yapay zekanın günden güne genişleyen sınırlarını tartışmamızın tam da zamanı olduğuna inanıyor. Olası tartışmaların, ahlakbilim açısından gelişmekte olan teknolojilerin kendisi kadar yeni ufuklar açması bekleniyor. Peki yakın gelecekte yapay zeka beraberinde neleri getirecek?

1. İşsizlik? “Geleneksel” iş yaşamının sonuna mı yaklaşıyoruz?

Bilindiği üzere işgücünde hiyerarşiyi ağırlıklı olarak otomasyon sistemleri kontrol ediyor. Çalışma hayatındaki faaliyetlerimizi makineleştirmenin yeni yollarını buldukça, iş deneyimlerimiz sanayi devrimi öncesi dünyasının fiziksel rollerinden bilişsel pozisyonlara doğru evrilmeye başladı.

Bu noktada akıllara, yakın gelecekte yapay zekanın şekillendireceği iş dünyasından arta kalan zamanda insanın yaşam içindeki yeri ile ilgili sorular geliyor. Günümüzde halen hayatlarımızı idame ettirebilmek adına zamanımızı satmak zorundayız. Yapay zeka ekseninde oluşacak iş yaşamı ile bu algının değişmesi bekleniyor. Birçok sürecin makineleşeceği gelecek tablosunda insanların geleneksel anlamda iş bulabilmesi mümkün olmayacağından bu geçiş iyi yönetilemezse işsizliğin artabileceği düşünülüyor. Öte yandan bir diğer gelecek tablosunda ise yapay zeka, gerçekten mutluluk duyduğumuz alanlara yönelme, ailelerimize daha çok vakit ayırabilme ya da toplumsal fayda adına yerelimizle daha fazla dayanışma içinde olma gibi konularda bize daha çok zaman yaratabilir.

2. Eşitsizlik. Makineler tarafından yaratılan geliri nasıl dağıtacağız?

Mevcut ekonomik sistemimizin çarkları, saatlik çalışma ve maaş kavramları ile işliyor. Halen bir ürün ya da hizmetin tasarım, üretim veya geliştirme süreçlerinde birim zamanda vakfedilen fiziksel veya fikri insangücünden yararlanıyoruz. Yapay zekanın bu gibi süreçlerde hızla artan sıklıkla insangücünün yerini alması kuşkusuz ki beraberinde gelir eşitsizliğini getirecek. Bunun gibi bir tabloda yapay zeka tabanlı teknoloji üreten şirketler yüksek oranda maddi geliri kendi çatıları altında toplayacak.




Geleneksel iş yaşamının sona ereceği bir gelecekte, adil ekonomik sistemleri nasıl oluşturacağız?

3. İletişim. Makineler davranışlarımızı ve ilişkilerimizi nasıl etkileyecek?

Yapay zekanın her geçen gün iyileştiğine tanıklık ediyoruz. 2015 yılında Eugene Goostman adında bir bot Turing testini ilk defa başarıyla geçerek teste katılanların yarıdan fazlasını insan olduğu konusunda kandırmayı başardı. Bu, yakın gelecekte müşteri hizmetleri gibi servislerin yanı sıra birçok alanda makinelerle daha sık iletişimde olacağımız bir çağın habercisi olabilir.

Hali hazırda birçoğumuz farkında olmasa da sanal deneyimlerin insan beynindeki ödül mekanizmalarını harekete geçirdiğine tanıklık ediyoruz. Mobil uygulamalardan, reklam hizmetlerine birçok alanda yapay zeka ilgimizi arzu edilen yöne çekebilmek adına içerikleri optimize ediyor ve bu durum beraberinde teknoloji bağımlılığı gibi sorunları getiriyor.

Bu değişimin sorunlu yanlarını iyi analiz ettiğimiz takdirde, yapay zekanın insanların dikkatini sosyal fayda odağına çekerek toplumsal değişim yaratabilmesi mümkün olabilir mi?

4. Yapay Ahmaklık. Olası hatalara nasıl karşı koyabiliriz?

Algı artışı, kavrama gibi kazanımlar ister biz insanlarda isterse de bir robotta olsun öğrenme evrelerinden geçerek artıyor. Makine sistemleri yapmaya programlandıkları şeyi doğru yapabilmek adına çevrelerinden gelen anlık ve güncel veriyle hareket ederek makine öğrenmesi evresinden geçiyor. Bunu takiben olası tüm riskleri asgari düzeye indirebilmek adına belirli testlere tabi tutuluyorlar.

Açıkça görülüyor ki test aşaması bir sistemi gerçek dünyada karşılabileceği tüm problemlere hazır hale getirmiyor. Yakın gelecekte yapay zekanın dünyamızı şekillendirebileceğine gerçekten güvenebilmemiz için makinelere bizlerle paralel düşünmeyi nasıl öğretebiliriz?

5. “Irkçı” Robotlar. Yapay zekanın ön yargılı olmasını nasıl engelleyebiliriz?

İşlem hızı ve kapasitesi açısından bir insanın oldukça ötesinde olan yapay zeka sistemleri her koşulda adil ve tarafsız olamayabiliyor. Günümüzün yapay zeka liderlerinden biri olan Alphabet ve bir numaralı iştirakı Google’ın Fotoğraflar hizmeti üzerinden bir örnek verecek olursak, kameranın ırk hassasiyeti konusunda bir indikatörü gözden kaçırması ya da muhtemel suçluların belirlenebilmesi adına bir yazılım aracı kullanılması durumunda siyahi insanlara karşı önyargılı davranabiliyor.

İnsanlar tarafından yaratılan yapay zeka sistemlerinin insani önyargılar içermemesi adına ne gibi önlemler alınabilir?

6. Kontrol. Akıllı karmaşık bir sistemi nasıl yönetebiliriz?

Biz insanları besin zincirinin en tepesinde tutan şeyin keskin dişler ve güçlü kaslar gibi özellikler olmadığı çok açık. Gezegendeki uygarlığımız hünerli ellerimiz ve yaratıcı zekamızdan ileri geliyor. Kendimizden kat be kat hızlı, büyük ve güçlü hayvanları ehlileştirebilecek araçlar yaratabiliyoruz.

Bu noktada akla şu soru geliyor: günün birinde yapay zeka da bizim üzerimizde benzer bir avantaja sahip olacak mı? Böylesine bir senaryoda oldukça gelişmiş sistemlerin sadece fişini çekmek gibi stratejilere güvenemeyeceğiz çok açık.

İnsanların gezegendeki en akıllı yaşam formu olmayabileceği bir gelecekte türümüzün devamlılığını nasıl sağlayabiliriz? Bu ve bunun gibi risklerin ötesinde yapay zekanın gezegenemizde ortak ve sürdürülebilir bir gelecek yaratabilmemiz konusunda bize yeni ufuklar açacağı çok açık. Yapay zekanın kapsayıcı ahlaki ve insani yönde geliştirilmesinde de yine en büyük sorumluluk biz insanlara düşüyor.

PAYLAŞ: