Menu EN

S360MAG

22 April

Türkiye’nin Kadın Hakları, İklim ve Ekonomi Performansı

Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından hazırlanan 2015 AP Türkiye Raporu 14 Nisan 2016’da kabul edildi. Raporda, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki güncel durum, ifade ve medya özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel haklar gibi geleneksel bölümlerin yanında çözüm süreci, göçmen krizi ve Kıbrıs görüşmeleri gibi güncel konulara da yer veriliyor. Türkiye’nin kadın hakları ve istihdamı, çevre ve iklim değişikliği ile ekonomi ve iş dünyası performansını sizin için derledik:

1. Kadın Hakları ve Kadının İstihdamı:

Raporda, Türkiye’de istihdam artışının, üretim artışına paralel gerçekleştiği fakat iş gücü büyümesinin hissedilir düzeyde altında kaldığı gözlemleniyor. İşsizlik oranı toplamda %8,8 iken, kadınlarda bu oran %10,6 ve erkeklerde ise  %8 olarak veriliyor. 2014’te çalışma çağındaki nüfus ve ekonomik faaliyet oranındaki artışın etkisi ile iş gücündeki büyümenin, mevcut iş sayısını geçmesi sebebiyle işsizlik oranı artmıştı. Kadın istihdam oranı ise oldukça düşük seviyelerde kalmaya devam etmiş, 2014’te aktif iş arayan kadın sayısının erkek sayısından az olmasına rağmen kadın istihdam oranı (%31,6) ile erkek istihdam oranı (% 75) arasındaki fark açılmaya devam etmişti. Raporda dikkat çeken önemli noktalardan birisi ise çalışan kadınların yaklaşık üçte birinin tarım sektöründe ücretsiz çalışan aile işçisi konumunda olması.

Türkiye’de, 20-64 yaş aralığındaki nüfusun ekonomik faaliyet oranı toplamda %58,4 iken bu oran kadınlarda %35,6, erkeklerde ise %81,6 olarak belirlendi. Öte yandan Türkiye, Ekonomik Reform Programı (ERP) tavsiyelerini göz önünde bulundurup, aynı zamanda uzun vadeli büyümeyi desteklemek için hizmet ve iş gücü piyasalarının iyileştirilmesi, mesleki eğitimle işçilere nitelik kazandırılması ve esnek çalışma saatleri ile kadınların iş gücüne katılımının arttırılmasını planlıyor.

Fırsat eşitliği sağlamak ve kadınların iş gücündeki katılımını artırmak adına önemli bir ilerleme kaydedilemediğinin dikkat çekildiği raporda ayrıca çocuk, yaşlı ve hasta bakımı yapan kurumların eksikliği, esnek çalışma saatlerinin olmayışı, ev işlerinde çalışanların sosyal güvenlik kapsamında olmaması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ücret farklılıkları önemli sorunlar arasında gösteriliyor.

Rapora göre, kadın-erkek eşitliğine ilişkin hukuki ve kurumsal düzenlemelerin mevcut olmasına rağmen kadınların geleneksel rolünün cinsiyetçi söylemler ile desteklenmesi, yasal mevzuatların etkin bir şekilde uygulanmaması, kadına karşı ayrımcılığın ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenememesi gibi sorunlar varlığını sürdürmeye devam ediyor.. Aynı zamanda kadınların şiddetten korunması ve gerektiğinde adli yollara başvuru konularında kolaylıkların yetersiz olduğuna dikkat çekiliyor.  Bu çerçevede, yürürlükteki kanunların kadınlara yönelik şiddet ile aile içi şiddetin önlenmesi ve şiddet ile mücadele edilmesi adına Avrupa Konseyi Sözleşmesi ile uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Rapor, özellikle Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan kadın mülteciler ile birlikte kadın ticareti, alıkonarak fuhuşa zorlanma ve cinsel sömürünün arttığı ve kötüleştiğine dikkat çekiyor. Öte yandan, yardım talebinde bulunan kadınların sayısının gittikçe arttığı fakat genele oranla hala oldukça düşük kaldığı belirtiliyor.

Rapor, Haziran’da gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından TBMM’deki kadın milletvekillerinin sayısının 79’dan 98’e yükselmesine ve 1 Kasım’da tekrarlanan seçimler ile bu sayının 82’ye düşmesine de değiniyor.. Şu anda meclisteki kadın milletvekilleri tüm milletvekillerinin %15’ini oluşturuyor. Yerel yönetimlere bakıldığında ise 81 validen ve 30 Büyükşehir Belediyesi başkanından yalnızca 3’ünün kadın olduğu görülüyor.Yine benzer bir şekilde kadınların özel sektörde ve kamu sektörlerinde üst düzey yönetimlerdeki temsiliyet oranlarının da oldukça düşük olduğuna dikkat çekiliyor. 

2. Çevre ve İklim Değişikliği:

Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğiyle mücadele ile ilgili hedef ve uygulamaları sürdürülebilir kalkınmayı ve çevrenin korunmasını teşvik ederken,su ve hava kalitesi, atık yönetimi, doğa koruma, endüstriyel kirlenme, kimyasallar, gürültü ve sivil koruma konularına ilişkin hükümler de içeriyor. Türkiye’nin çevre ve iklim değişikliği konusunda kısmen hazırlıklı olduğu, özellikle geçtiğimiz yıl yapılan düzenlemeler ile ilerlemeler kaydedildiği vurgulanıyor. Ancak atık yönetimi ve endüstriyel kirlenme konusundaki yaptırımların oldukça yetersiz kaldığına dikkat çekiliyor. Aynı zamanda çevre ile ilgili konularda mahkemelerin kararlarının  bu kararlara uygun bir şekilde uygulanmamasının kamuoyunda kaygı yarattığına değiniliyor.

Rapora göre, stratejik planlama, büyük ve sorumlu yatırımlar ve daha güçlü bir idari kapasite ile Türkiye’nin izleyen yıllarda 2015 Paris İklim Anlaşması’na katkısını artırması,çevresel etki değerlendirmesi mevzuatlarını doğru bir şekilde uygulamaya başlaması, sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve raporlanmasına ilişkin AB mevzuatı ile uyum sağlaması gerekiyor. Türkiye’nin, AB'nin 2030 iklim ve enerji politikaları ile tutarlı, kapsamlı bir politika ve strateji geliştirmesi gerektiğine değiniliyor.

Türkiye, Şubat 2015’de alınan bir karara göre çoğunluğunu hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerjilerinin oluşturduğu yenilenebilir enerji üretim kapasitesini 2023 yılına kadar 64 GW’a çıkarmayı hedefliyor. Öte yandan rapor,Türkiye’nin ikinci nükleer santralinin Sinop’ta kurulmasına karar verilmesi, Akkuyu’da bulunan ilk nükleer santralin inşaatına başlanması ve nükleer enerji ve radyasyon alanında bağımsız düzenleyici bir kurum kurulmasına ilişkin çerçeve kanun taslağının  henüz kabul edilmemesine dikkatleri çekiyor.

Doğa koruma ile ilgili, ulusal biyoçeşitlilik stratejisi ve eylem planının henüz kabul edilmediğini vurgulayan rapor,. sulak alanlar, ormanlar ve doğal sit alanlarının imara açık durumda olmaları sebebiyle tehdit altında olduğuna dikkat çekiyor.

3. Ekonomi ve İş Dünyası:

Raporda, 2014’te ılımlı bir ekonomik büyüme sağlayan Türkiye’nin,arka plandaki makroekonomik dengesizliklerin azaltılmaması sebebiyle beklenenin altında bir performans sergilediği saptanıyor.Rapor, okullaşma oranının artması, enerji sektörünün daha serbestleştirilmesi gibi reformlar açısından ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen mal, hizmet ve iş gücü piyasalarının daha etkin şekilde kullanılması adına bu tür reformların hızlandırılması gerektiği tavsiyesinde bulunuyor. Raporda, Türkiye’nin AB piyasaları ile rekabet edebilecek kapasiteye sahip olduğuna ancak özellikle eğitimin niteliğine ve eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğine ayrıca özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Sanayi politikaları kapsamında, Türkiye’ye yeni bir sanayi işbirliği ile yenilik, teknoloji transferi ve yerlileştirmeyi içeren 7,5 milyon avroyu aşan kamu alımlarında bir offset imkânı sunuluyor. Bu sayede yabancı teklif sahiplerinin ortak üretim ve yatırımda Türk şirketleri arasında iş birliği kurulması ve/veya Türk şirketlerinin tedarik zincirlerine entegrasyonu zorunlu kılınmış olunuyor.. KOBİ’ler mevcut iş kredilerinin %39’unu kullandıkları biliniyor  ki bu oran hala ekonomideki paylarının altında yer alıyor.. Ayrıca girişim sermayesine olan bağımlılık düşük düzeyde de olsa artış göstermeye devam ediyor.

Endüstriyel tasarım, fikri mülkiyet hakları, biyoteknoloji, tekstil, hazır giyim ve deri ürünleri, tıbbi ilaçlar, bilgi toplumu ve geri dönüşüme ilişkin stratejilerin kabul edilmesi ve uygulamaya konmasıyla birlikte Türkiye’de sanayide bir ivme yaşanması beklendiğine yer verilmektedir.

PAYLAŞ: