Menu EN

S360MAG

1 July

Harvard Business Review, B Corp’u Anlatıyor

Harvard Business Review’da Haziran ayında B Corp hareketini kapsamlı anlatan bir yazı yayımlandı. 70’lerde ekonomide finans sektörünün yükselişinden bu yana, kurumsal yönetim anlayışı, şirketlerin hedefleri ile hissedarların çıkarlarını  maksimize etme amacını hep önde tuttu. Fakat günümüzde sosyal ve çevresel kaygıları da içeren ve artan paydaş talepleriyle  yönetişime evrilen anlayışta değişen trendler sertifikalı B Corp hareketinin oluşumuna olanak sağladı.

Sertifikalı B Corp’lar kar amacı gütmeyen “B Lab” tarafından değerlendirilerek sertifikalandırılan şirketler. Hissedar olmayan paydaşların (çalışanlar ve yerel toplum gibi) görüşlerini ne kadar göz önünde bulundurdukları bağlamında ne değerlendirilen şirketler ne kadar değer yarattıkları incelenerek sertifikalandırılıyor. Bu süreçte, belirlenen performans değerlerini aşanlar, kurumsal olarak tüm paydaşların çıkarlarını gözeteceklerine dair kurucu metinlerinde değişiklikler yapıyor. Bu sayede geleneksel hissedar merkezli kurumlardan temel olarak farklı bir yönetim felsefesi benimsemiş ve bu anlayışı resmileştirmiş oluyorlar.

İlk nesil B Corp’ların 2007 yılında sertifikalandırılmasından günümüze dek hızla artan B Corp sayısı 50 ülkede 1700’ün üzerine ulaşmış durumda. Büyüklük, kurumsal ve hukuki yapı ile sektöre bakılmaksızın herhangi bir şirketin B Corp olabilmesi mümkünken, şu an B Corp’ların bir çoğunun küçük ve orta ölçekli şirketler olduğunu görüyoruz.

B Corp basitçe, hissedar ve paydaş başarısını aynı çatı altında toplayabilen şirketler olarak tanımlanıyor. Bu şekilde net bir kimlik tanımlaması yapabilmek, özellikle halihazırdaki sektör normlarından farklı bir tarz benimseyecek şirketlerin, değerlerini müşterilerine anlatabilmesi açısından oldukça kritik. Yapılan bir araştırmaya göre bu şekilde net bir biçimde tanımlanmış, yenilikçi kimliğe sahip şirketler yatırımcılar ve fonlar tarafından daha cazip bulunuyor.

Peki neden kimi şirketler B Corp olarak tanımlanmak istiyor? Bunun kısmen, amacını hissedar değerini artırmanın ötesine taşıyan organizasyonlarda bulunan liderlerden kaynaklandığını görüyoruz. Ben&Jerry ve Patagonia gibi markalar (her ikisi de B Corp) kısa vadeli karlılık yerine sosyal ve çevresel sorunları gündemine alan yöneticileri bakımından oldukça iyi örnekler. Bu gibi liderlerin sosyal değişimi hızlandırıcı etkileri olsa da B Corp’ların hızla artışını kurumsal trend ve değişimler de tetikliyor.

B Corp’ların hızla yükselişini ve şirketlerin neden B Corp olmak istediğini anlamak için Suntae Kim ve Todd Schifeling tarafından gerçekleştirilen çalışmada şirketlerin B Corp olma süreçlerini yöneten iç dinamikler niteliksel olarak araştırılırken, bu şirketlerin rakiplerinin hissedar ve paydaş odaklı davranışları da nicel olarak incelenmiş. Araştırmanın sonuçlarına göre şirketlerin B Corp olmayı arzulamalarının altında iki ana neden yatıyor.

Çalışmada ilk olarak, büyük şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk çabaları arttıkça, başından beri sosyal ve çevresel konularda daha duyarlı olan küçük işletmelerin, paydaş çıkarlarını daha özgün savunduklarını kanıtlama isteği duydukları görülüyor. Örneğin, sertifikalandırılan şirketler, B Corp sertifikasyonunun kendilerine, “yeşil badanayla” örtülmüş çalışmaların arasında, büyük şirketlere karşı ayakta durma şansı vereceğini düşünüyor. Bu sayede, müşterilerin sosyal ve çevresel anlamda gerçekten sorumlu seçimler yapabileceklerine inanıyorlar. Bu kapsamda B Corp’ların ortaya çıkmasının ana nedenlerinden birinin geleneksel, kar odaklı şirketlerin daha “yeşil” ve “iyi” görünme çabaları olduğu anlaşılıyor. Bu teoriyi test etmek amacıyla Kim ve Schifeling belirli sektörler için kurumsal sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk çabalarının ana akım haline geldiğini gözlemlemiş ve ilgili sektörde hakim olan çabaların, yeni doğacak B Corp sayısı ile örtüştüğünü görmüş.

Büyük ölçekli şirketlerin sıklıkla kar artışı sağlamak için uyguladığı hissedar merkezli eylemler (kitlesel işten çıkarmalar, çalışanlar arası maaş eşitsizlikleri vb.) ile iş dünyasında B Corp sayısı arasında da doğru orantı olduğu görülüyor.

Bunun yanı sıra B Corp başvurularından toplanan niteliksel verilere göre B Corp’ların ortaya çıkmasını sağlayan ana nedenlerden ikincisi ise şirketlerin yönetim modelleriyle ilgili. Yeni kurallar ile ekonomiyi baştan yaratma hareketine katılmak için şirketlerin B Corp olmak istediklerini gösteriyor.

B Corp hareketi gibi ekonomiyi ve şirketleri doğrudan etkileyen hareketler tüm iş modellerinin ve geleneksel normların sorgulanmasını sağlıyor. Yerel ve demokratik kurumsal yapılar şirketlerin karşılaştıkları yeni ihtiyaçların karşılanmasına da yarıyor. 

PAYLAŞ: