Menu EN

S360MAG

7 October

Paris İklim Anlaşması Yürürlülüğe Giriyor

2015 Aralık’ta Paris Anlaşması ile dünya genelinde 200 hükümet, küresel sıcaklık artışının, Sanayi Devrimi öncesi seviye olan 2°C’nin altında tutulması, hatta 1,5°C seviyesine gerilemesi adına aksiyonlar alma konusunda anlaşmaya vardılar. Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin 400 ppm seviyesini aştığı 2016 yılında, Paris Anlaşması’nın iklim değişikliği ile mücadele adına uygulamaya konma zamanının geldiği görülürken, salımların yaklaşık %59’undan sorumlu olan 74 ülkenin katılımıyla 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girecek. İçlerinde Türkiye’nin de yer aldığı*, salımların büyük bölümünden sorumlu ülkelerin çoğunda ulusal onay süreçleri tamamlanmamış olsa da, salımların %55’inin üzerinde kısmından sorumlu 55 ülkenin bir araya gelmesiyle, Paris Anlaşmasındaki eşik değer aşılmış oldu. Anlaşmanın, Paris İklim Konferansı’ndan bu yana geçen dokuz ay gibi kısa bir sürede resmiyet kazanması, karşı karşıya olunan iklim değişikliği sorununun boyutunu da gözler önüne seriyor. Dünyanın en çok karbon salımı yapan ülkeleri olan ABD ve Çin’in ardından yaklaşık %4,5’luk paya sahip olan Hindistan’ın da anlaşmayı ulusal meclisinde onaylamasından sonra toplamda %51,89’luk salıma neden olan ülkeler bu tarihi anlaşma çevresinde bir araya gelmiş oldular. Önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği içerisinde yer alan ve küresel salımların %12’sinden sorumlu 28 ülkenin de harekete katılması bekleniyor.




Anlaşmanın yürürlüğe girecek olmasına rağmen sera gazı salımlarının gereken hızda ve yeterli düzeyde azaltılamayabileceğine dair endişeler sürüyor. Sıcaklık artışının en büyük sorumlusu olarak görülen fosil yakıt endüstrisini ele alan Oil Change International adlı çalışma, petrol, doğal gaz ve kömür kullanımı mevcut şekliyle devam ettiği sürece 2°C’nin altına inme hedefinin mümkün olmayacağını; hatta tüm madencilik faaliyetleri durdurulsa bile tek başına petrol ve doğal gaz aktiviteleri sebebiyle 1,5°C artış hedefini yakalamakta güçlük çekileceğini belirtiyor. Buna göre, ülkelerin, Paris Anlaşması’na olan bağlılıklarını yerine getirebilmeleri için yeni bir doğalgaz, petrol veya kömür rezervin açılmaması ve altyapıların inşa edilmemesi gerekiyor. Çalışma aynı zamanda zengin ülkelerin kaynaklarını tamamen sömürmeden önce fosil yakıt faaliyetlerine son vermesini ve karbonsuz kalkınma için gelişmemiş ve gelişmekte olan ekonomilerin desteklenmesini öneriyor. Kyoto Protokolü yerine geçecek olan anlaşma ile küresel sıcaklık değişikliğinin 2100 yılı itibariyle 2°C ile sınırlandırılmayıp 1,5°C hedefini yakalamak amaçlanıyor.

*Bu yıl 22 Nisan’da gerçekleşen BM Genel Kurulu’nda Anlaşma’yı imzalayan Türkiye, onay için herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı. Gelişmekte olan ülkeler statüsünde yer alan Türkiye’nin özel konumunun anlaşma kapsamında net olmaması durumunun da (İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Ek-I listesinde yer almasına rağmen finansal mekanizmalardan yararlanamıyor) 7-18 Kasım 2016’da gerçekleşecek olan COP22 gündeminde olması bekleniyor.

PAYLAŞ: