Menu EN

S360MAG

2 December

Salım Artışları için Sonun Başlangıcı Geldi mi?

Dünya çapında toplam yıllık karbondioksit salımı son üç yıldır sabit bir düzeyde ilerliyor. Üç yıl üst üste ciddi bir artış gösterilmemesi, bir dönüm noktasına ulaştığımıza dair umutları artırdı. Sabitlenmenin sebebi net olmasa da iki farklı senaryo üzerinde duruluyor.



Bu senaryolardan ilki çevresel “decoupling"in (ayrışma) gerçekleşmeye başladığı yönünde. Çevresel decoupling her ekonomik çıktı başına birim çevresel etkinin azaltılması anlamına geliyor. Son üç yıldır Dünya ekonomisi her yıl büyürken, karbondioksit salımlarının 36 milyar tonda sabit kalması Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ve artan salımlar arasındaki tarihsel bağı zedeledi. İklim değişikliğinin etkilerinin olabildiğince sınırlanması, Paris Anlaşması ile konan hedeflere ulaşılabilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için bu bağın tamamen kırılması gerekiyor. Son on yıllık süre içerisinde Alman, İngiliz ve Amerikan GYSH’ları %16-27 ekseninde büyüme gösterirken CO2 salımlarının %6-20 arasında düşüş göstermesi, bu bağın kırılabilir olduğunun en kuvvetli kanıtları arasında gösteriliyor .

İkinci senaryo ise dünya genelinde sabit kalan  karbondioksit salımları üzerine kurulu. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’de görülen kömür kullanımındaki azalımın, Asya ülkelerinde artan kömür kullanımını nötrlediği düşünülüyor. Çin’in karbondioksit salımları 2015 yılında %0,7 azalırken bu oranın 2016'da %0,5 olması bekleniyor. Dünyadaki sera gazı salımlarının %30'undan sorumlu olan Çin'de yaşanan bu gelişme büyük önem taşıyor. Daha önce 2030 yılında salımlarının en yüksek seviyeye ulaşacağını belirten Çin’in bu “zirve”ye daha erken ulaşılacağı tahmin ediliyor. ABD’ninse kömür termik santrallerinin yerini doğalgaz ve yenilenebilir kaynakların alması ile salımların 2015'te %2,6, 2016’daysa %1,7 azalma görülmesi bekleniyor. Bu düşüşün iklim değişikliğini inkar eden Donald Trump'ın ABD başkanı seçilmesinden sonra devam edip etmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.

Tüm dünyada kömüre olan bağımlılığın, COP22 sonrası verilen taahhütlerle daha hızlı bir şekilde azalacağı öngörülüyor. Konferans sırasında Fransa'dan gelen 2023 yılına kadar kömür ile çalışan tüm elektrik santrallerini kapatacağı taahhüdü, enerjisinin %12'sini kömürden elde eden Finlandiya 2030'a kadar kömür santrallerini kapatma ve kömür ile enerji elde edilmesini yasaklama kararı ile Kanada'dan gelen benzer taahhüt buna örnek gösterilebilir.

2017'de karbondioksit salımının sabit kalmasının devam edip etmeyeceğini şimdiden tahmin edilmesi çok zor. Net olarak bilinense, maksimum 2 ºC’lik ortalama küresel sıcaklık artışı hedefinin altında kalınması için en geç 2035-2040 yıllarına kadar kömür kullanımına tamamen son verilmesi gerektiği.

PAYLAŞ: