Menu EN

S360MAG

16 December

Evrensel Temel Gelir… Gerçek Olabilir mi, Ütopya mı?

Yoksulluk, yeterli maaş, iyi çalışma koşulları, işsizlik maaşı ve sağlık sigortası gibi önemli ve temel gereklilikler için hep savaşmak zorunda kalırken, tembellik hakkı geleneksel olarak sadece zengin insanlar ile özdeşleştirildi. “Evrensel temel gelir” her vatandaşın karşılıksız olarak düzenli aldığı bir gelire sahip olması anlamına geliyor.



Evrensel gelir kavramı ilk önerildiğinden bu yana iş verenler, ticaret sendikaları, ekonomistler ve politikacılar tarafından tartışılmakta. Yakın zamanda tekrar gün yüzüne çıkan temel gelir fikri ilk defa gündeme geldiğinde radikal sol, yeşiller ve liberaller tarafından azımsanamayacak bir destek gördü. Bu desteğin sebebi ise; makine ve robotların endüstriyelleşmeden bu yana ilk defa insan gücünün yerine geçme potansiyelinin en yüksek noktaya ulaşması. 2020 yılında robotların dünya çapında beş milyon işe sahip olacağı öngörülüyor. Fakat bu yeniden doğuşa karşı sesler şimdiden yükselmeye başladı. Fikre muhalif sağ görüşlüler bu tür planları finanse etmek için yeterli gelir elde etmenin özel sektörü yıkmadan mümkün olmayacağına dikkat çekerken, sol görüşlüler evrensel gelirin insanların çalışma hayatlarının iyileştirilmesini zayıflatacağını, zor kazanılan toplu pazarlık haklarını eriteceği ve pasif yurttaşlığı teşvik edip tüketimciliği destekleyeceğini savunuyorlar.

Evrensel gelir fikrini savunan herkes, bu gelirin halihazırda topluma en çok katkıda bulunmuş ve bulunmaya devam edecek insanları destekleyeceğini belirtiyorlar. Yaşlı ve çocuk bakımı alanında çalışan kadınlar ve sanatçılar bu grupların başında geliyor. Düşük gelirli kişileri kalıcı finansal imkansızlık durumundan kurtarıp daha iyi koşullara geçebilecekleri bir platform sağlayacak evrensel gelir aynı zamanda gençlere farklı işleri deneyimleme ve normal koşullarda almayacakları eğitimleri alma şansı tanıyabilir. Fikri savunanlar, günümüzde zayıflayan sendikaların ve kaybedilen ekonomik istikrarın böylece restore edilebileceği görüşünde.

Peki ama bu evrensel gelir finansal olarak nasıl sağlanabilir? Vergilendirme yanlış cevap. Şirketler vergilerini yararlandıkları devlet hizmetleri karşılığında ödüyor. Her şirketin halka arzını takiben şirketin hisse senetlerinin belli bir yüzdesi evrensel pay hissesi fonuna aktarılacak. Daha sonra bu fon üzerinden elde edilen gelirin emeklilik ve işsizlik ödemelerinden bağımsız olarak herkese dağıtılması düşünülüyor. Yaygın inanışa göre, refah bireyler tarafından üretilip vergilendirme aracılığıyla devlet tarafından kolektivize edilir. Aslında, bunun tam tersi oluyor. Toprak ve tohum gibi daha ilkel sermaye çeşitleriyle günümüzdeki akıllı telefonların yapımına katkı veren fikirlere kadar hep kolektif bir işgücü varken, daha sonra bu sermaye özelleştiriliyor ve bireyselleştiriliyor.

Halen “hiçbir şey karşılığında bir şey vermek” konseptine karşı çıkanlara sorulması gereken sorular bulunuyor; çocuklarımızın hayallerine ve yeteneklerine daha kolay yatırım yapmalarını sağlayacak küçük bir birikimi olmasını kim istemez? Yoksa refah konusunda rahat olmaları onları tembel bireyler olmaya sürükler mi? Eğer bu fikre  karşı çıkıyorsanız, tüm çocukları eşit koşullara ulaşmasını engelleyen koşulların ahlaki temeli nedir?

PAYLAŞ: