Menu EN

S360MAG

6 May

Fashion Revolution-Modada Şeffaflık Endeksi Yayımlandı

Fashion Revolution, moda değer zincirindeki herkesi bir araya getirmeyi, modanın gerçek bedeli hakkındaki farkındalığı arttırmayı, değişimin mümkün olduğunu göstermeyi ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmayı hedefleyen küresel bir girişim. 24 Nisan 2013’de Bangladeş Rana Plaza’da meydana gelen çökme sonucu 1134 insanın öldüğü, 2500’den fazla insanın yaralandığı iş kazasının(!) ardından doğan hareket, modanın yaratıcılığın, kalitenin, çevrenin ve insanların eşit olarak gözetildiği daha güvenli, temiz ve iyi yollarla yapılabileceğine inanıyor. Her yıl 18-24 Nisan tarihleri arasında çeşitli etkinlikler düzenleyen hareket, geçtiğimiz yıl 70’ten fazla ülkede Fashion Revolution Günü boyunca markalara #whomademyclothes hashtag’i ile kıyafetlerimizi üreten insanlara dikkat çekerek, onların çalışma koşullarının iyileştirilmesi vurgusunda bulundu.

Rana Plaza, dünya çapında bilinen birçok uluslararası marka için üretim yapıyordu. Yaşanan kazanın ardından enkazda bazı markaların etiketleri bulunsa da fabrikayla ilişkilerinin olup olmadığının tespit edilmesi haftalar almıştı. Moda endüstrisinde tedarik zincirlerinin oldukça karmaşık ve dolambaçlı bir yapısı bulunuyor. Bazı markalar aynı anda binlerce fabrika ile aynı anda çalışabiliyor. Birçok marka kıyafetlerinin nerede üretildiğini dahi bilmiyor. Günümüzdeki moda markalarının büyük çoğunluğunun kendi üretim tesisleri bulunmuyor; bu da tedarik zincirindeki çalışma koşullarının takibini ve kontrolünü oldukça zorlaştırıyor. 40 büyük dünya markasının tedarik zinciri değerlendirmesine yer veren,  Fashion Revolution ve Ethical Consumer işbirliği ile yayımlanan Modada Şeffaflık Endeksi  Rana Plaza gibi trajedilerin tekrar yaşanmamasını umut ediyor. Çalışma, tedarik zincirinde artacak şeffaflık ilkesi ile yasal yaptırımlara olan sorumluluğun artacağını ve daha çok müşteriye ulaşma imkânın doğacağını söylüyor.

Endeks, markaların tedarik zincirleriyle alakalı ne kadar bilgiye sahip olduklarını, ne tür politikalar izlediklerini, ürünleri ve uygulamaları hakkında kamuoyu ile ne kadar bilgi paylaştıklarına yer verecek şekilde tasarlanmış. Markaların derecelendirmesi, markaların politikaları ve bu politikalara bağlılığı, takip ve izlenebilirlik, iyileştirme, işbirliği ve hükümet ile ilişkilerine göre yapılıyor. 40 markanın yer aldığı sonuçlarda ortalama skor %42 çıkarken en yüksek puanı elde eden %77 ile Levi Strauss & Co oldu. Onu H&M, Inditex (Zara, Pull & Bear, Bershka vs.), Adidas ve Primark izledi. Chanel ise sadece %10 puan alarak listenin en altında yer aldı. Yakın skorlarla takip eden Forever 21, Claire’s Accessories, Hermes, Louis Vuitton ve Prada lüks markaların kat etmesi gereken çok yol olduğunu vurgulamış oldu. Birçok markanın izlediği çevresel ve işgücü standartları politikaları olsa da uzun vadeli sürdürülebilir stratejilerin eksikliği ortada. Ayrıca şirketlerden yalnızca Adidas ve H&M ikinci kademe tedarikçileri ile ilgili detayları yayımlıyor.



Şirketlerin %40’ı yerine getirmekle yükümlü oldukları işgücü standartlarını kontrol etmek adına bir sistem oluşturmuyor;  yönetim kademelerinin sorumluluğunda olan daimi iyileştirmeler yapılmıyor. %30’u ise tedarik zincirinde meydana gelen örneğin gündelik işçilerin çalışma koşulları, zorla çalıştırılma, çocuk işçiliği gibi sorunların takibini yapmıyor. Şirketlerden yalnızca 11 tanesi işçi sendikaları ile çalışıyor, sivil halkın sesine kulak veriyor ve sivil toplum kuruluşları ve paydaşları ile işbirliği yapıyor. Dikkat çeken önemli noktalardan bir tanesi de ham maddelerinin nereden temin edildiği hakkında hiçbir bilgisi olmayan veya kamuoyu ile paylaşmayan şirketlerin %53’lük bir paya sahip olması. 



Şirketlerin %40’ı yerine getirmekle yükümlü oldukları işgücü standartlarını kontrol etmek adına bir sistem oluşturmuyor;  yönetim kademelerinin sorumluluğunda olan daimi iyileştirmeler yapılmıyor. %30’u ise tedarik zincirinde meydana gelen örneğin gündelik işçilerin çalışma koşulları, zorla çalıştırılma, çocuk işçiliği gibi sorunların takibini yapmıyor. Şirketlerden yalnızca 11 tanesi işçi sendikaları ile çalışıyor, sivil halkın sesine kulak veriyor ve sivil toplum kuruluşları ve paydaşları ile işbirliği yapıyor. Dikkat çeken önemli noktalardan bir tanesi de ham maddelerinin nereden temin edildiği hakkında hiçbir bilgisi olmayan veya kamuoyu ile paylaşmayan şirketlerin %53’lük bir paya sahip olması. 

PAYLAŞ: