Menu EN

S360MAG

13 December

Pandeminin sürdürülebilirlik ve yatırım konusunda öğrettikleri

*Bu haberi 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Koronavirüs pandemisi, ülkeler, toplumlar, insanlar ve şirketler üzerinde büyük değişimler yarattı. COVID-19 ile birlikte yeni kurulan dünyada, birbirleriyle iç içe geçmiş sosyal, çevresel ve yönetişim mevzuları sürdürülebilir yatırımı, yatırımcı stratejilerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Pandemi öncesinde geleneksel yatırım ekonomik ve sosyal konuları birbirlerinden ayrı olarak değerlendirirken, pandemi sonrasında bu iki konunun birbirinden ayrı düşünülmesi imkânsız hale geldi.
Bu doğrultuda, pandemi döneminde yatırım dünyasında meydana gelen değişiklikler ve çıkarılması gereken dersler özellikle 4 başlık altında toparlanabilir.

1-Sürdürülebilirlik artık kişisel bir konu
Pandemi, yalnızca bir sağlık krizi olmayıp aynı zamanda bir sürdürülebilirlik krizi de olduğundan, bu dönemde sürdürülebilirlik konusu birçok kişi için kişisel hale geldi. Sürdürülebilirlik pek çok kişi için farklı anlamlara gelebilirken pandemi dönemi yoksulluk, açlık, sağlık, eğitim gibi sosyal başlıkların ve istihdam, finansal güvence gibi ekonomik konuların sürdürülebilirlik çerçevesinden görülmesini sağladı.
Pandemi döneminde yaşanan iş kayıpları, eğitimde meydana gelen aksamalar, gıda güvencesinin azalması, pandeminin orantısız bir şekilde kadınları etkilemesi hem toplumun hem de şirketlerin üzerinde büyük bir yük yarattı. Bütün bu gelişmelerle birlikte artık sürdürülebilirlik bizden uzak ve başkalarının problemi olarak görülen bir konsept olmaktan çıkarak hayatımızın çok önemli bir parçası haline geldi.

2.Başarılı olmak için paydaş ilişkileri çok kritik
Büyük, halka açık şirketler sahip oldukları çalışan sayıları, çevresel etkileri gibi konular göz önüne alındığında sürdürülebilir kalkınma konusunda önemli bir rol oynuyor. Küresel sürdürülebilir kalkınma, özel sektör olmadan başarılamaz. Bu kavramdan yola çıkarak, son yıllarda gündemde büyük bir yer kaplayan paydaş kapitalizmi kavramı, şirketlerin sosyal ve çevresel olarak toplumun iyiliğini gözettiğinde ekonomik olarak da daha başarılı olacağı teorisi üzerine kuruluydu. Pandemi, bu teoriyi doğrudan test etme fırsatı yarattı.
Bazı üreticiler, pandemi döneminde kendi üretimlerine ara vererek maske ve solunum cihazları gibi medikal ürünleri üretmeye başladı. Başkaları, finansal olarak zorluk yaşayan çalışanlarına ve müşterilerine destek sağladı. Bütün şirketlerden, çalışanları için daha güvenli bir çalışma ortamı sağlamaları beklendi.
2020’de Harvard Business School ve State Street Associates tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, güçlerini pandemi döneminde iyilik için kullanan şirketlerin borsada ödüllendirildiklerini ortaya koydu. Çalışma, paydaşlara yönelik olumlu davranışlar gerçekleştiren kurumların, kurumsal para akışının ve getirilerinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

3.İnsanlar, kötü kurumsal davranışları cezalandırıyor
Tüketici davranışları, yatırım tercihleri, çalışan kararları ve boykotlar üzerinden insanlar, doğru bulmadıkları kurumsal davranışları cezalandırmaya başladı. Sağlık, ekonomik, sosyal ve iklim krizlerinin pandemiyle birlikte bir arada yaşanması, bireylerin kurumlara karşı gelmesi için önemli bir dönüm noktası oldu. Amerika’da gerçekleştirilen bir çalışma, katılımcıların %41’inin çalışanlarına kötü davranan, %40’ının yolsuzluk/dolandırıcılık yapan, %38’inin ırkçılığa göz yuman, %35’inin çevreye zarar veren, %32’sinin ise cinsel tacize göz yuman firmaları boykot edeceğini belirtiyor.
Çalışanlar, sürdürülebilir davranmayan şirketlerden giderek daha artan oranlarda ayrılma cesareti gösteriyor. Bir taraftan, giderek daha fazla tüketici de satın alma kararlarını şirketlerin sürdürülebilirliklerine göre veriyor. COVID-19 bu anlamda, kişileri özel sektöre değer verdiği konuları söylemeye ve bu konularda talepte bulunmaya yöneltti.

4.ÇSY, yatırımcılar için kalıcı hale geldi
Artık yatırımcıların, şirketlerin çevresel ve sosyal etkilerini görmezden gelmesi mümkün değil. ÇSY, önceleri yatırımcılar için kaçınılması gereken riskler olarak görülüyordu. Örneğin, portföylere sakıncalı olabilecek tütün ve silah gibi endüstrileri dahil etmemek gibi pasif çözümler bulunuyordu. Pandemi, ÇSY’nin yalnızca risk olmadığını, fırsatlar yarattığını da gösterdi. Pandemi, sağlık, medikal inovasyon, su kıtlığı, finansal kapsayıcılık, cinsiyet eşitliği gibi sürdürülebilirlik konularını vurguladı ve yatırımcılar, şirketlerin bu konulara yönelik çözümlerinin nasıl bir potansiyel yarattığını gördü.
Tanı şirketleri COVID-19 testleri üretmeye başladı, ilaç şirketleri aşı buldu, iletişim şirketleri hayatlarımızı çevrimiçine taşımamıza yardımcı oldu. Bütün bu gelişmeler, sürdürülebilir yatırım çerçevesini değiştirdi.
Pandeminin olumsuz etkilerine rağmen, bahsedilen dört başlıkta yaşanan gelişmeler umut verici gözüküyor. Pandeminin stratejik öğretilerini kararlarına entegre eden yatırımcılar, topluma somut faydalar sağlayan şirketler için olumlu değişimi desteklerken müşteriler için de daha iyi sonuçlar sunabilir.
 

PAYLAŞ: