Menu EN

S360MAG

1 July

Sadece Ölçtüğünüzü Yönetebilirsiniz

Günümüzde üretilen gıdanın önemli kısmına hiç dokunmuyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre aynı yıl içerisinde üretilen gıdaların üçte biri (1.3 milyar ton) yok oluyor veya atığa dönüşüyor. Gıda zincirindeki verimsizlik ise ciddi boyutlarda ekonomik, çevresel ve sosyal etkilere sebep oluyor.

Öyle ki, bu verimsizlik yılda 940 milyar USD’lik bir kayba sebep oluyor. Aynı zamanda, tarım kaynaklı su tüketiminin 4’te 1’i tamamen atığa giden gıdalar için harcanıyor. Kaybolan gıdanın üretimi için her yıl Çin büyüklüğünde bir tarım alanı kullanılıyor ve bunu yaparken de küresel sera gazı salımlarının %8’ine neden olunuyor.

Sorunun köküne doğru bir inceleme yapıldığında ülkeler, şehirler, kurumlar ve benzeri oluşumların gıda tedarik zincirinin tam olarak hangi noktasında ne miktarda kayıpları neden yaşadıkları ile ilgili ciddi içgörü eksikliğine sahip olduğu görülüyor. Bu durum alınabilecek önlemleri saptayıp önceliklendirme yapılabilmesi ciddi anlamda zorlaştırıyor ve küresel olarak ölçümlemediğimiz bir kavramı yönetmeye çalışıyoruz.

Bu eksikliği gidermek amacı ile Kopenhag’da düzenlenen Küresel Yeşil Büyüme Forumu (3GF) 2016 toplantısında UNEP, WRI, FAO gibi önde gelen kuruluşların ortaklığı ile “Food Loss and Waste Accounting and Reporting Standard”ı (FLW Standard) açıklandı.

“FLW” standardı, gıda tedarik zincirinden herhangi bir nedenle ayrışan gıdaların ve/veya ilgili tüketilemeyen kısımlarının ağırlık olarak ölçümlenmesi ve raporlanmasına ilişkin gereklilikleri tanımlıyor. Bu protokole uyan ülkeler, kurumlar ya da benzeri oluşumlar ne miktarda gıda kaybı ve atığına sebep olduklarını ve bunların nereye gittiğini takip etme şansı yakalıyor. Bu sayede gıda kaybı ve atıklarını asgari seviyelere çekerek ekonomik kazanımlar elde etme, gıda güvenliğini arttırma, doğal kaynakları etkin kullanma konularında ciddi bir adım atmış oluyorlar.

İlgili protokolün gıda kaybı ve atıklarının ölçülebilmesi adına ana hatlarıyla:

-Gıda kaybı ile gıda atığı kavramlarının tedarik zincirinin farklı kısımlarına, ulaşacakları nihai hedefe, malzemeye göre tanımlanması,

-Ölçümlemenin sınır ve kapsamının belirlenmesi,

-Ölçümleme birimleri konusunda mütabakata varılması,

-Veri toplama, niceliklendirme ve ekstrapolasyon metodlarının saptanması,

-Veri kaynaklarının ayrıştırılması,

-Bu süreçlerde hedeflerin ortaya konması,

-Sonuçların raporlanması

konularında yazılı kılavuz görevi görmesi bekleniyor.

FLW standardı gönüllülük esasına dayanıyor ve herhangi bir büyüklükte, sektör ve ülkeden kullanıcıları (hükümetler arası komisyonlar, ülkeler (eyaletler ve şehirler), sektörel oluşumlar, şirketler, tarım üreticileri v.b.) kapsayabiliyor. Böylesine geniş yelpazeden kullanıcıları içerdiğinden FLW standartının uygulanış tarzı da tatbik edene göre farklılık gösteriyor. Bu noktada uygulayıcının, amacı ister gıda kayıp/atıklarını ilk elden engellemek, isterse de atıkların değerlendirilmesi ile değer yaratmak olsun, FLW envanterini oluşturmadan önce hedefini net bir şekilde ortaya koyması isteniyor. Net bir amaç ile yola çıkan kullanıcı, protokolü;

-Kuruluşunun karar verme süreçlerini bilgilendirmek amacı ile bir FLW envanteri oluşturmak için,

-Bir hükümet, sektörel kuruluş ya da 3. Şahıs atık azaltma çabalarının sonuçlarını görmek adına,

-Gıda kayıp ve atığı politikası, insiyatifi ya da programının gelişimini takip etmek için kullanabiliyor.

FLW protokolü 3 ana özellik etrafında şekillendirilmiş. Bunlardan ilki gıda atık ve kaybı tanımının modüler bir şekilde yapılabilmesine olanak sağlaması. Öyle ki gıda atık ve kaybının (FLW) tanımı, protokolü uygulamak isteyen kişinin amacına göre değişkenlik gösteriyor. Örneğin gıda güvenliğini arttırmayı amaçlayan bir kuruluş gıda atığı tanımını sadece tedarik zincirinden ayrılan gıdalar (tüketilemeyen kısımları göz önüne almayarak) bağlamında yapabiliyor.



İkinci olarak protokol kullanıcılara birden fazla ölçümleme seçeneğini aynı anda sunuyor. Bu sayede uygulayıcılar bir elde ölçümlemenin kesinliği ve verilerin tamlığı dururken diğer elde ölçümlemenin maliyeti gibi opsiyonlar olduğunda tek bir hesaplama metoduna bağlı kalmayarak özgürce seçim yapabiliyor. Bu sayede farklı ihtiyaç ve kaynakların (teknik, finansal) bulunduğu ortamlarda uygulama esnekliği artırılmış oluyor.

Üçüncü ve son olarak protokolü oluşturan ortaklar, uygulamanın 2014-15 yılları arasında çok paydaşlı katılımla gelişime açık bir modelde tasarlandığını, ölçümleme metodları, veriler ve kullanıcı ihtiyaçları değiştikçe güncelleneceğini belirtiyor.

PAYLAŞ: