Menu TR

S360Mag

23 December

İnsani Gelişme ve Antroposen

*Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından İnsani Gelişme Raporu’nun “Önümüzdeki Sınır: İnsani Gelişme ve Antroposen” başlıklı 30. yıl baskısı yayımlandı. Bir ülkenin sağlığını, eğitimini ve yaşam standartlarını ölçen İnsani Gelişim Endeksi (İGE), bu sene ülkelerin karbondioksit salımlarını ve çevresel ayak izlerini de içeren yeni bir yaklaşımı da kapsama dahil etti. Endeks, hem insanların hem de gezegenin refahının insanlığın ilerlemesini tanımlamada merkezi konumda yer alması durumunda küresel kalkınmanın nasıl değişeceğini gösteriyor. Raporda öne çıkan bazı önemli noktaları sizler için derledik:

- Raporda yer alan İnsani Gelişme Endeksi’nde Türkiye, 189 ülke arasında 54. sırada yer alarak üst üste ikinci kez "çok yüksek insani gelişme" kategorisine girdi. İnsani gelişmedeki ilerlemenin ölçütü olan endekste, Türkiye son 29 yılda %41'lik artış kaydetmiş oldu.

- İnsanların, geleceği şekillendiren baskın güç olduğu Antroposen veya İnsan Çağı adlı yeni bir jeolojik çağa girildi. Tüm ülkeler, insanların gezegen üzerindeki tehlikeli baskılarını tam olarak hesaba katarak ilerleme yollarını yeniden tasarlamalı ve değişimi engelleyen büyük güç ve fırsat dengesizliklerle mücadele etmeli.

- İnsanlığın mücadele ettiği en yeni krizin COVID-19 olduğu ancak doğa üzerindeki baskıların devam etmesi durumunda yeni krizlerin kaçınılmaz olduğu öne çıktı.

- Çevre ve doğal yaşam alanları üzerindeki büyük baskıyı azaltmak için liderlik düzeyinde kapsamlı adımlar atılmaması durumunda insanlığın ilerlemesinde önemli bir yavaşlama gözlemlenecek. Ayrıca insanların gezegen üzerinde her zamankinden daha fazla güce sahip olduğu; COVID-19, rekor kıran sıcaklıklar ve artan eşitsizliklerin gizlenemez olduğu, ilerleme ile ne demek istediğimizi yeniden tanımlamanın gerekliliği vurgulanıyor.

- “Gezegensel Üzerindeki Baskılara Uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi (GİGE)” adlı deneysel nitelikteki yeni küresel endeks ile olumsuz ancak daha net bir küresel resim ortaya çıkıyor. Örneğin, çok yüksek insani gelişmişlik düzeyindeki 50 ülke fosil yakıtlara olan bağımlılıkları ve çevresel ayak izleriyle ön plana çıkıyor. Mevcut senaryo ile ilerleyip diğer ülkelerde fosil yakıt kullanımlarını artırarak gelişmeyolunu seçerseeğer yüksek gelir statüsüne ulaşabilir. Ancak rapor, 2 santigrat derecenin altında tutmak için hedef koyulan küresel ısınma 3-5 santigrat dereceye ulaşacağını ön görüyor.

- İnsani gelişmedeki bir sonraki sınırı aşmak için sosyal normları ve değerleri, hükümetleri ve mali teşvikleri dönüştürürken doğaya karşı değil doğayla birlikte çalışmak gerekiyor. Örneğin, yeni tahminler 2100 yılına kadar dünyanın en yoksul ülkelerinin iklim değişikliği nedeniyle her yıl yaklaşık fazladan 100 gün aşırı hava koşullarına maruz kalabileceğini öngörüyor. Bu süre Paris Anlaşması tam olarak uygulanırsa eğer yarıya düşebilir. Yine de fosil yakıtlar hala hükümetler tarafından finanse edilmeye devam ediyor. Uluslararası Para Fonu verilerine göre fosil yakıtlar için kamu tarafından finanse edilen miktarın, dolaylı maliyetler de dahil olmak üzere toplam yılda 5 trilyon ABD dolarının üzerinde veya küresel GSYİH'nın %6,5'i olduğu tahmin ediliyor.

- Ağaçlandırma faaliyetleri ve ormanların daha iyi korunması, küresel ısınmanın iki santigrat dereceye ulaşmasını durdurmak için gerçekleştirmemiz gereken 2030 öncesi eylemlerin kabaca dörtte birine tek başına çözüm getirebilir.

- Sömürgecilik ve ırkçılık ile bağlantılı deneyimi olan toplumlar içindeki ve arasındaki eşitsizliklerin temelinde, sosyal gruplar arası gelir ve fırsat eşitsizliği yer alıyor. Bu durum, daha az kaynağa sahip olan insanlar için fırsatları azaltıyor ve mevcut konumların kurtulmak için aksiyon alma yeteneklerini en aza indiriyor.

- Amazon'da yerli halklar tarafından yönetilen bölgeler, her yıl dünyadaki en zengin %1'lik kesimde yer alanlar tarafından salınan karbondioksite eşdeğer miktarı absorbe ediyor. Ancak rapora göre, yerli halklar zorluklara ve ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyor ve karar verme mercilerinde çok az söz hakkına sahipler. Etnik kökene dayalı ayrımcılığın, toplulukları sıklıkla ciddi şekillerde etkilediğini ve zehirli atıklar veya aşırı kirlilik gibi yüksek çevresel risklere maruz kalıyorlar.

- Değişen vergi oranları ile destelenen kamu tarafından atılacak finansal yatırım ve olası risklere karşı sigortalama adımları eşitsizlikler ile mücadelede önemli görülüyor. Özellikle kıyı şeritlerinde yaşayan yüksek risk altındaki 840 milyon insanın hayatını korumak adına atılacak adımlara örnek olabilir. Ancak eylemlerin gezegen üzerindeki baskıyı azaltma çabaları ile çelişmemesi için ortak bir çaba gerekiyor.  

UNDP'nin İnsani Gelişme Raporu Ofisi Direktörü ve raporun baş yazarı Pedro Conceição, insanların gezegenimiz üzerindeki baskıları toplumların işleyişi ile ilişkilendiriyor ve bugünün problemli toplumları, insanları ve gezegeni birbiriyle çelişen karşı iki güç gibi benimsetiyor. Pedro Conceição, “İnsani gelişme, insanlar veya ağaçlar arasında seçim yapmak değildir, eşitsizliklerle dolu ve karbon yoğun büyümenin yol açtığı insani ilerlemesinin getirdiklerinin farkında olmaktır. Eşitsizlikle mücadele, yenilikten yararlanma ve doğa ile beraber hareket etme ile elde edilen insani gelişme, toplumları ve gezegeni birlikte desteklemek için ileriye doğru dönüşümsel bir adım atabilir" diye belirtiyor.
 

SHARE: