Menu TR

S360Mag

16 October

İklimi Düşünmeyen CEO’lara Artık Dava Açılabilir

İklim değişikliği, artık sadece kurumsal sosyal sorumluluk adı altında geçiştirilebilecek bir etik meselesi değil, işletmelerin operasyonları ve gelecek planları üzerinde direk etkisi olan bir problem haline geldi. The Guardian’da yayınlanan habere göre, iş dünyasının genel kabul gören kısa vadeli düşünme biçimi değişmekte, eğer yöneticiler bu değişime ayak uydurmazlarsa artık onlara dava açabilirsiniz! Shell, kutuplardan çekilirken, Mars, Unilever, Kellogg, Nestlé ve diğer şirketlerin CEO’ları dünya liderlerine yazdıkları mektuplarda karbon salımlarını azaltmak için açık, bilimsel ve uygulanabilir hedefler talebinde bulundu. Goldman Sachs, kömür fiyatlarının son zamanlardaki düşüşünün büyük ihtimalle hiçbir zaman düzelmeyeceğini duyurdu. Diğer yandan, Volkswagen ile Dünya yeni bir kurumsal skandalla karşı karşıya kaldı. Dünyanın en büyük şirketleri ve liderleri, operasyonel riskleri ile çevresel risklerin birbirine paralel gittiğinin farkındalar. Geçtiğimiz hafta Bank of England’dan Mark Carney, sigorta sektörününe, acilen iklim değişikliği risklerine karşı ürünler geliştirmeleri yönünde sert bir uyarı yaptı. Katrina kasırgasından sonra iklim değişikliği risklerini göz ardı ettikleri için fosil yakıt şirketlerine dava açılabilmişti. Şimdiyse, bu kararlardan sorumlu yöneticiler için dava açılabilmesi konusu gündeme geldi.  

Bu risklerin içinde olağanüstü hava koşulları nedeniyle mal varlıklarının görebileceği fiziksel hasarlar, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sırasında şirketlerin karşılaşacağı fosil yakıtların değerini kaybetmesi gibi, ‘geçiş riskleri’, ve iklim değişikliği sonucu zarar görecek insanların buna sebep olan kurumlardan talep edeceği tazminatlar gibi yükümlülük riskleri var.

Fakat işletmelerin karşılaşacağı riskler sadece bunlarla sınırlı değil. İklim değişikliğinin getirdiği riskleri ve fırsatları görmezden gelen yöneticiler ve onların danışmanları, yakın zamanda kendilerini mahkemede bulabilir. Eğer iklim değişikliğinin etkisini yönetmeyi başaramazlarsa, yöneticiler paydaşlarının kayıpları için kişisel olarak sorumlu tutulabilecekler. Bunun bir örneği, olağanüstü hava olayları ve iklim değişikliği arasındaki güçlü bağı gösteren araştırmaların Katrina kasırgasından etkilenenlerin fosil yakıt şirketlerine karşı dava açabilmeleri için zemin oluşturması. Buna benzer davaların devamı gelecek gibi gözüküyor.

Haberin asıl can alıcı noktası, davaların sadece fiziksel olarak etkilenenlerden değil, şirketlerden finansal çıkarları olanlardan da gelebilecek olması. İklim değişikliğinin sonuçları bütün büyük şirketlerin operasyonlarını ve buna bağlı olarak da finansal performanslarını etkileyecek, bu nedenle artık çevreyle ilgili riskler aynı zamanda finansal riskler haline gelmiş durumda. Şirket yöneticilerinin bu konuyla ilgili şu anki kararları, şirketlerinin gelecekteki performanslarını da etkileyecek. Buna bağlı olarak yatırımcılar da yöneticilerden, çevreyle ilgili risklerin de finansal risklerle aynı özenle yönetilmesini bekliyorlar. Buna ek olarak, eğer şirketlerini bu beklentiler doğrultusunda yöneltmezlerse, sadece kurumsal şirketler değil, yöneticiler de yöneticilik görevlerini yerine getirmemekle suçlanabilecekler.

2006 yılındaki “The Companies Act” tarihte ilk defa yöneticilerin görevlerini yasal bir çerçeveye soktu. Şirket yöneticileri “her kararlarının uzun vadedeki muhtemel sonuçlarını düşünerek şirketin başarılı olmasını desteklemek” durumundalar. Bu nedenle iklim değişikliğini görmezden gelmek, yasal olarak onları suçlanmaya açık bırakabilir.

Kısacası, artık şirketlerinin itibarini ve finansal varlıklarını korumak için yöneticilerin hesaba katmaları gereken başka zorluklar da var. ‘Geleneksel’ işletmelerin iş modellerini tekrar gözden geçirmeleri gerekiyor, çünkü ‘geleneksel’ tanımı değişiyor.

SHARE: