Menu

21 May

Karbon Yakalama ve Depolama çözüm mü yoksa bahane mi?

*Bu haberi 5 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Karbon yakalama ve depolama (Carbon Capture and Storage- CCS) karbonun atmosferden yakalanarak ayrıştırılmasından sonra depolanması veya endüstride kullanıma uygun hale getirilmesi işlemidir. CCS teknolojisi, fabrikalar ya da fosil yakıtlı enerji santralleri tarafından üretilen CO2’nin atmosfere bırakılmadan yakalanmasını sağlar. Ardından, yakalanan CO2 depolanabilir ya da plastik üretimi, gazlı içecek üretimi ve sera mahsullerinin verimini arttırmak üzere satılabilir. Sera gazı olarak nitelendirilen CO2’nin atmosfere salınmaması açısından küresel ısınmayla mücadelede önemli bir role sahip. Dünyada operasyon haline olan 43 geniş ölçekli CCS tesisi bulunuyor ancak uzmanlar 2050 hedeflerine ulaşabilmek için 2000 geniş ölçekli CCS tesisine ihtiyaç olduğunu vurguluyor. CCS’nin iklim değişikliği hedeflerini karşılamada, düşük karbonlu ısı ve güç sağlamada, karbondan ayırma endüstrisinde (decarbonizing industry) ve CO2’nin atmosferden arındırılmasında önemli bir rol oynama potansiyeline sahip olduğu bilim insanlarınca kabul ediliyor.

Net sıfır hedefleri için CCS’nin önemi
COP21’in (2015 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) Paris Anlaşmasıyla beraber ısınmayı 2°C’nin altında sınırlandırma taahhütleri ışığında ve IPCC’nin (Uluslarası İklim Değişikliği Paneli, 2018) iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak için küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmanın önemini ortaya koymasının ardından, CCS teknolojisi geniş ölçekte önem kazanıp yatırımlar aldı. Bu taahhüt ve sınırlamalara erişebilmek için CO2  salımlarının (2010 seviyelerine göre) 2030’a kadar yaklaşık %45 oranında düşmesi ve 2050’ye kadar net sıfıra ulaşması gerekiyor. Bugün, 110’dan fazla ülkenin net sıfır hedefi bulunuyor. Yalnız ülkeler değil, giderek daha fazla şirket de net sıfır hedeflerini açıklamaya devam ediyor. Örneğin; S360’ın da arasında bulunduğu B Corp İklim Kolektifi (B Corp Climate Collective) ile 1.200’den fazla B Corp, 2030 yılına kadar net karbon sıfır olma taahhüdü vermiş durumda. Bu iddialı hedeflere ulaşabilmek için uygulanan yöntemlerden biri karbon dengeleme (carbon offset) yöntemi. Bu sebeple çeşitli standartlar çerçevesinde karbon salımını dengelemek üzere çalışmalar sürdürülüyor. Verified Carbon Standart ve Gold Standart gibi programlarla karbon dengeleme stratejileri uluslararası kalite standartları çerçevesinde optimize edilebiliyor. Ancak mevcut karbon dengeleme yöntemleriyle bu hedefe ulaşmanın mümkün olmadığı düşünülüyor. Bu nedenle son yıllarda CCS teknolojisi bu hedefe ulaşmada daha da önemli bir hale gelmiş durumda ancak konuyla ilgili tartışmalar devam ediyor.

CCS yeşil badana için bir araç mı?
Toplumun CCS’ye olan güvenini, desteğini ve endişelerini anlamak üzere yapılan bir araştırmada CCS ile ilgili temel bilgilendirme yapılan katılımcıların ikilemde kaldığı görülüyor. Katılımcıların çoğu, CCS’in ülkelerinde uygulanması gerektiği konusunda hemfikir ancak önemli bir kısmı da CCS kaynaklı sızıntılar (depolanmış karbonların sızıntısı) ve fosil yakıtlara bağımlılığı teşvik edeceği konusundaki endişelerini dile getiriyor.

Bununla birlikte, karbon yakalama ve depolama teknolojisi inovatif bir çözüm olduğu kadar suiistimal edilmeye yatkın olan bir teknoloji olarak görülüyor.  Özellikle petrol üreticileri gibi yüksek miktarda karbon salımından sorumlu olan şirketlerin CCS teknolojisini maksimum kazanç elde etmek üzere kullanması “CCS teknolojisi çözüm mü yoksa bahane mi?” sorusunu doğuruyor. CCS teknolojisinin dünyada kullanımının büyük bir kısmını Amerika ve Çin üstleniyor.  Amerika’nın (%15) ve Çin’in (%28) dünyada en çok karbon emisyonuna sahip iki ülke olduğu gerçeği ise tesadüf değil.

ExxonMobil, Chevron, BP, Shell gibi global petrol şirketleri CCS teknolojilerine olan ilgileri ve yatırımları ile öne çıkarken aynı zamanda üretim kapasitelerini arttırmayı hedeflediklerini de belirtiyor. Karbon yakalama teknolojileri, petrol endüstrisi için iki büyük fırsat sunuyor: fosil yakıtları çıkarmaya, rafine etmeye ve satmaya devam etmek ve sentetik yakıtlar üretip satmak. Petrol endüstrisinin CCS teknolojilerine yaptıkları büyük yatırımlar sayesinde toplum önünde sosyal açıdan bilinçli gözükürken kazançlarını maksimize etmek istedikleri söylenebilir. CCS, petrol şirketleri ağırlıklı olmak üzere karbon salımı görece fazla olan tüm şirketlere COP21 ve IPCC’de alınan kararları uygulama yolunda zaman kazandırma rolü oynuyor.  Şirketler, karbonu endüstriyel kullanım için satarak ekonomik uygulanabilirliği sağlamayı planlıyor. Net sıfır taahhüdünde bulunmuş şirketler karbon salımlarını azaltarak bu vaadi yerine getirmeleri gerekirken CCS teknolojisi sayesinde karbon salımlarını dengeleyerek yeşil badana (greenwashing) yapıyorlar. Bu avantajlar (özellikle) petrol endüstrisinin CCS teknolojisine olan yatırımlarının arkasında yatan motivasyonu açıklar nitelikte gözüküyor.

CCS’nin çevresel etkileri
 CCS teknolojisi çevresel açıdan incelendiğinde her ne kadar atmosferdeki karbon oranını azaltıcı ve küresel ısınmayı engelleyici etkileri göze çarpsa da depolama ve yeniden kullanım aşamasında dikkate alınması gereken etkileri bulunuyor. CO2’nin yeraltında depolandıktan sonra sızıntılar ile atmosfere geri kaçtığını gösteren kanıtlar mevcut. Ayrıca karbonun yakalanmasından rafine edilmesine ve depolanmasına kadar geçen süreçte ve CCS tesislerin inşasında da bu teknolojinin sebep olduğu karbon salımının göz ardı edilmemesi gerek. Yeraltından depolanan CO2’nin sebep olduğu bir başka sızıntı problemi ise su kaynaklarının kirletilmesi. California Berkeley Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre var olan CCS tesislerinin yaklaşık %43’ünün, bulunduğu çevredeki su kaynaklarını zorlayabileceğini öne sürüyor. CCS mekanizması için gereken su miktarı, CCS depolaması sonucu gerçekleşebilecek sızıntı nedeniyle yüzey sularının kalitesinin değişimi ve üretim boyunca kimyasal tepkimeleri destekleyecek su temini, CCS’nin su kaynaklarına olan etkisi adına incelenmesi gereken noktalar.

Bunlarla birlikte CCS teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşması önünde depolama, nakliye ve maliyet gibi ölçeklendirme problemleri bulunuyor. CO2 yakalama işlemi sonrasında yüksek miktarda enerji kullanılarak sıkıştırılıyor ve depolanıyor. Depolanmaya hazır hale getirilmiş karbonun nakliyesi boru hatlarıyla ya da gemilerle sağlanıyor. Jeolojik depolama (yerin altında), okyanusta depolama, yeryüzünde depolama çeşitlerinin hepsinde taşıma ve depolama maliyetleri düşünüldüğünde lojistik ve parasal açıdan önemli bir bütçe ayırılması gerektiği görülüyor. Dünyada sadece 43 tane CCS tesisi bulunması ise bu tesislerin inşasındaki altyapının güçlüğünün bir göstergesi.

CCS teknolojisinin geleceği
CCS teknolojisini sosyal, ekonomik, çevresel ve politik yönden ele aldığımızda görüyoruz ki çevre için her ne kadar yararlı ve karbon emisyonunu sıfırlama hedefinde önemli bir yapıtaşı olarak gözükse de kârını maksimize etmek isteyen özel sektör tarafından suistimal edilmeye oldukça açık. Ancak, fosil yakıtların kullanımının yarın bitmeyeceği ve bir çıkış planı (phase out) gerektirdiği göz önüne alınırsa CCS tesislerinin endüstriye kazandırılması iklim hedeflerini gerçekleştirme yolunda oldukça önemli bir yere sahip.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency- IEA) yayınladığı son raporunda CCS teknolojisinin yeterince ölçeklenmediği belirtiliyor ve bu alana yapılması gereken yatırımın önemi vurgulanıyor. Ayrıca bu süreçte CCS’ye yapılacak yatırımın yenilenebilir enerjiye yönlendirilmesi de öneriliyor. IEA raporuna göre 2050 yılına kadar yapılan yatırımlar sonucunda elektrik üretiminin %90’ı yenilenebilir kaynaklardan ve kalanın çoğu nükleer enerjiden gelmeli. CCS’in ise iklim hedeflerini karşılama yolundaki son seçenek olarak kalması uygun görülüyor.

Zaman içerisinde karbon yakalama ve depolamanın bir çözüm mü yoksa bir bahane mi olduğunu hep birlikte göreceğiz ancak ilerleyen dönemlerde CCS teknolojisinin uygulanmasının çeşitli kurumlarca denetlenip belirli standartları tabii tutulması da giderek daha fazla önem kazanacak.

Haber görseli "Almanya'da bir Karbon Yakalama ve Depolama Tesisi"

SHARE: