Menu TR

S360Mag

12 November

Küresel ısınma ile mücadele: Covid-19 tedbirleri ve ABD başkanlık seçimlerinin iklim değişikliği ile mücadeleye yansımaları.

*Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Covid-19 tedbirleri kapsamında uygulanan ekonomi iyileştirme paketleri pek çok ülkede yeşil dönüşüm için verilen taahhütlerin gerisinde kaldı ve küresel iklim değişikliği ile mücadeleye olumsuz yansıdı.
 
İklim değişikliği ile mücadele, pandeminin yarattığı yeni koşullarda performans kaybına uğramışken, seçimler sonucunda Trump’ın kaybetmesi mücadelenin yeni bir ivme kazanması demek. 
 
Pandeminin sebep olduğu ekonomik resesyonu önlemek ve etkilerini hafifletmek adına pek çok ülke fosil yakıt ekonomisine önemli miktarda para harcarken, yeşil dönüşüm için atılan adımların da etkisinin azalmasına sebebiyet verdi. Bu süreçte ülkelerin pek çoğu, düşük karbon ayak izli üretim için verdiği sözleri pratiğe dökemedi. Sadece birkaç ülke, karbon salımını azaltmayı hedefleyen, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji tasarrufu gibi alanlarda yapılan çalışmalara finansman desteği sağladı.
 
Guardian’ın hazırladığı bir değerlendirmeye göre AB, 770 milyar Euro değerindeki Yeni Jenerasyon için İyileştirme Fonu’nun (Next Generation Recovery Fund) %30’unu yeşil dönüşüm için çalışmalara ayırarak küresel ölçekte, iklim krizi ile mücadelede liderliğini elinde bulunduruyor. Fransa 30 milyar Almanya 50 milyar Euro olacak şekilde, açıkladıkları ekonomik teşvik paketlerinin bir bölümünü çevresel harcamalar için tahsis edeceklerini duyurdu. Dünyanın bir diğer tarafında Çin, büyük ekonomiler arasında en kötü performansa sahip ülke. Açıkladıkları ekonomi teşvik paketinin sadece %0.3’lük bir dilimi yeşil projeler için tahsis edilmiş durumda. Bununla beraber, ABD’de ise seçimlerden önce açıklanan 26 milyar dolar değerinde ekonomik iyileştirme paketinin yalnızca %1’inin yeşil dönüşüm için yapılan projelere aktarılacağı duyuruldu.
 
Dünyanın büyük ekonomilerinin en az 18’inde, pandeminin ortaya çıkmasının ardından açıklanan ekonomi iyileştirme paketlerinde, fosil yakıt tüketiminin teşvik edilmesi gibi çevreye zarar verecek pek çok uygulamaya hafifletici regülasyonlar getirildi. Çimento ve demir-çelik gibi karbon yoğun sektörlere ve petrol, doğal gaz firmalarına yapılan finansal yardımlar, pozitif iklimsel sonuçlar yaratan yeşil sermaye harcamalarını geride bıraktı.
 
Küresel ölçekte yeşil dönüşümü destekleyen ülkeler dahi sera gazı salımı yoğun uygulama ve iş alanlarına harcamalar yapmayı sürdürdü. Örneğin Güney Kore, Temmuz’da 135 milyar dolar değerinde olan yeşil anlaşma için hazırlıklar yaptığını açıklamasına rağmen, süre gelen zaman içerisinde karbon-yoğun endüstrilere finansman sağlamaya devam etti. Nitekim, yeşil dönüşüm için ayırdığı finansman itibarıyla dünya genelinde kendisine yalnızca 8. sırada yer bulabildi. 
 
Benzer biçimde Kanada, binaların yalıtımı, yeşil ulaşım ve temiz enerji gibi alanlara 6 milyar Kanada doları değerinde finansman sağlarken, bu rakam, içerisinde fosil yakıt endüstrisine vergi mükellefiyetlerini de barındıran 300 milyar Kanada doları değerindeki kurtarma paketi ile mukayese edildiğinde çok küçük bir miktar olarak kalıyor. Dünyadaki nüfus yoğunluğunun önemli bir bölümünü bünyesinde barındıran Hindistan’da da durum farklı değil. Yeşil ekonomi için 830 milyon dolar değerinde harcama yapmayı öngören Hindistan yönetiminin, kömür madenciliğini destekleyen planlara sahip olması, iklim değişikliği karnesini olumsuz etkiliyor.
 
Joe Biden’ın 3 Kasım ABD başkanlık seçimleri sonrasında Trump’tan koltuğu devralması ile birlikte, iklim değişikliği ile mücadelede küresel ölçekte olumlu bir değişim yaşanabilir. 
 
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın yaptığı analize göre, gezegenin ısısını 1.5C’nin altında tutmak için, küresel emisyonların önümüzdeki on yıl boyunca her sene %7.6 azaltılması gerekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayınladığı rapora göre, Covid-19’un etkisi altında geçen 2020 yılı için %8 oranında emisyon miktarında bir düşüş bekleniyor. Fakat bunun sürdürülebilir olması büyük bir önem arz ediyor. Küresel salımların %14’ünden sorumlu olması ve ekonomik büyüklüğü hesaba katıldığında, ABD, karbon ve sera gazı salımında hedeflenen rakamla ulaşmak adına en önemli aktör olarak ortaya çıkıyor. 
 
ABD’nin seçilmiş başkanı Joe Biden, Paris Anlaşmasından çıkan ve Obama yönetimi çevre koruma yasalarını deregüle eden Trump’tan tamamıyla farkı düşünüyor. Seçim kampanyasında, Paris Anlaşması’na ABD’nin tekrar katılacağını ifade eden Biden, bunun da ötesinde Yeni Yeşil Anlaşma kapsamında, ülkede büyük bir yeşil dönüşüm başlatacağını da iddia etti. 2 trilyon dolar değerinde olan bu plan doğrultusunda ABD’nin 2050 yılında karbon nötr hedefine ulaşacağını ifaden eden Biden, 2035 yılında ise temiz enerjiden elektrik üretimini %100’e çıkaracaklarını belirtti.
 
Fakat, her ne kadar Joe Biden başkan olarak seçilse ve Trump ile mukayese edildiğinde fazlasıyla iklim değişikliğinin bilincinde olsa hatta buna dair ekonomi iyileştirme planlarını açıklasa da, sözü edilen yeşil dönüşüm kolay görünmüyor. Trump’ın hala seçim sonuçlarına itiraz etmesinin ötesinde, Bloomberg tarafından yayınlanan bir rapora göre Biden’ın seçimi kazanması ABD senatosunda demokratları çoğunluğu elde ettiği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla önemli politika önerilerini ve kanunlarını cumhuriyetçi senatodan geçirmeyebilir veya sürecin uzamasına sebep olabilir.
 
Amerikan Şehirleri İklim Değişikli ile Mücadele adında 2018’de kurulan platform, şehirler seviyesinde sera gazı salımları ile mücadele edileceğini vurguluyor. Aralarında Boston, Seattle ve San Jose’nin de bulunduğu 25 şehir, yakın dönem karbon salımını azaltma hedeflerine yönelik yeni bir program açıkladı. Bloomberg Philanthropies’e göre eğer 100 tane şehir bu programa üye olup, sahip oldukları sera gazı salımını azaltabilirlerse, ABD Paris Anlaşması’nın hedeflerini yakalayabilir. Şehirlere ek olarak, bazı eyalet ve şirketler ise, ‘Hala Buradayız’ diyerek, Paris Anlaşması’na bağlılıklarının devam ettiğini vurguladılar. Aralarında Nike, Tesla ve Google ve Microsoft’un da bulunduğu 900 firma ‘Hala Buradayız’ deklarasyonunun içerisinde yer aldı.
 
COVİD etkisiyle küçülen dünya ekonomilerine teşvik için açıklanan paketlerin beklenen “yeşil iyileşmeyi” yaratacak seviyenin altında kalmasına rağmen, Çin, AB ve ABD’den gelen taahhütler iklim krizi konusundaki umudun yükselmesine sebep oldu. 2020 yılında sera gazı salımlarının %8 azalacağı tahmini ise eğer değişim istenirse küresel ölçekte iklim hedeflerine ulaşılabileceğini gösteriyor. 
 

SHARE: