Menu TR

S360Mag

1 October

Ekolojik soykırımı önlemek için konulan tek bir hedefe bile ulaşılamadı!

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Biyoçeşitlilik eşi görülmemiş bir oranda kaybediliyor ve bu kayba neden olan baskılar gittikçe yoğunlaşıyor.
 Hızlanan iklim krizi konusunda yetersiz kalan mücadele, sürdürülemeyen üretim ve tüketim kalıpları, nüfus artışı ve arazi kullanımında görülen hızlı değişim nedeniyle biyolojik çeşitlilik kaybının devam edeceği öngörülüyor. Altıncı kitlesel yok oluşa doğru inanılmaz bir hızla ilerleniyor. 
 
196 farklı ülkenin liderleri 2010 yılında Japonya'da bir araya geldi ve Dünya'yı kurtarmak için tasarlanmış bir dizi hedef üzerinde anlaşma sağladılar. Bu toplantı sonrası açıklanan Aichi Biyoçeşitlilik Hedefleri, dünyanın biyolojik çeşitliliğini ve ekosistemleri korumak, ekosistem servislerinin önemini yaymak ve sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek için 10 yıllık bir plan ortaya koydu. Hedefler iddialı ama çok önemliydi. Örneğin bu hedeflerden biri, biyolojik çeşitlilik ölçütlerinin ulusal ve yerel kalkınma stratejilerine ve planlama süreçlerine entegre edilmiş olması ile beraber uygun bir şekilde raporlama sistemlerine de dahil edilmesini amaçlıyor.
 
Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan Küresel Biyoçeşitlilik Görünümü raporuna göre Aichi’de belirlenen tarihe ulaşmamıza rağmen, hedeflere ulaşmada başarısız olduk. Raporda, "İnsanlık gelecek nesillere bırakacağı miras açısından şu anda bir dönüm noktasında." diye belirtiliyor.
 
Küresel olarak değerlendirildiğinde, yirmi hedeften sadece altısında "kısmen” başarıya ulaşıldı. Katılımcı ülkeler arasında ulusların bireysel olarak belirlediği hedeflerde (Aichi hedefleri ile birebir uyuşmayıp daha düşük ulusal hedef belirleyen ülkeler de olduğu gözlemleniyor.)  ortalama olarak üçte birinden fazlasının karşılanma yolunda olduğu görülüyor. Ortalama verilere bakıldığında ulusal hedeflerin yarısında yavaş ilerleme görülürken, %11'inde önemli bir ilerleme gözlemlenmiyor. %1'inde ise durum kötüye gidiyor.
 
Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin idari sekreteri Elizabeth Maruma Mrema bir basın açıklamasında, kutlanacak bir miktar ilerleme olduğunu söyledi. Ancak, "biyolojik çeşitlilik kaybı oranı insanlık tarihinde eşi görülmemiş seviyelerde ve baskılar gittikçe yoğunlaşıyor" diye de ekledi.
 
Dünya neleri başardı
 
Öncelikle, iyi haber: Son on yılda sınırlı olsa da ilerleme kaydedildi. Küresel ormansızlaşma oranı, önceki on yıla kıyasla üçte bir oranında azaldı. Hedeflenen bazı bölgelerde istilacı türler başarıyla ortadan kaldırıldı. Bazı ülkeler, aşırı avlanma ve çevresel bozulmadan ağır etkilenen deniz balığı stoklarının yeniden oluşturulmasına yardımcı olmak amacıyla iyi balıkçılık politikalarını uygulamaya koydu. Hem karada hem de denizde korunan doğal alanların sayısı önemli ölçüde artırıldı. Biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunan avlanma kısıtlamaları gibi daha fazla koruma önlemi getirildi. Raporda, "Bu tür eylemler olmasaydı, kuşların ve memelilerin son on yılda neslinin tükenme oranı muhtemelen iki ila dört kat daha fazla olurdu" diye belirtiliyor.
 
Neler başarılamadı
 
Rapora göre, yirmi ana hedef altında yer alan altmış alt başlıktan on üç tanesinde ilerleme gösterilemedi veya gerileme gözlemlendi. Habitat kaybı ve bozulması, özellikle ormanlarda ve tropikal bölgelerde yüksek oranda devam ediyor. Raporda, küresel sulak alanların azalmasının ve hidroelektrik santralleri inşasının sebep olduğunehirlerin parçalanmalarının "tatlı su çeşitliliği için kritik bir tehdit" oluşturduğu belirtiliyor. Okyanuslardaki plastik ve ekosistemlerdeki pestisit oranı hala artıyor. Küresel ısınmadan dolayı okyanus suyu sıcaklığının artması ile mercan resiflerinde ağartma olayları artıyor. Doğal kaynaklara olan talep artıyor. Aynı zamanda, yerel topluluklar hala bu tartışmalardan büyük ölçüde dışlanmış durumda ve sürdürülebilir kaynak yönetimi konusundaki değerli bilgileri ulusal yasalarda bir karşılık bulmuyor.
 
İlerleme kaydedilen alanlarda bile durum çok umut verici gözükmüyor, sadece hiç önlem alınmadığı senaryoya göre daha az şiddetli bir şekilde tahribat gözlemleniyor. Örneğin rapora göre, bazı ülkeler daha sürdürülebilir bir şekilde deniz balığı stoklarını yönetmiş olsa da küresel olarak stokların üçte biri hala aşırı avlanıyor ve bu 10 yıl öncesine göre oldukça yüksek bir oran.
 
Ne yapılması gerekiyor
 
Acil eylem planı her zamankinden daha gerekli. Aichi Hedeflerinden herhangi birinin karşılanmamasına rağmen, biyolojik çeşitliliğin kaybını yavaşlatmak, durdurmak ve nihayetinde tersine çevirmek için çok geç değil. İhtiyaç duyulan eylemlerin çoğu, Paris Anlaşması (Amerika Birleşik Devletleri'nin şu anda çekildiği) gibi uluslararası anlaşmalar kapsamında belirlendi ve üzerinde mutabık kalındı.


 
Üstteki şema biyoçeşitliliğin yıllar içindeki kayıp eğrisini gösteriyor ve aksiyon alınmadığı senaryolarda bu düşüşün devam edeceği ön görülüyor. Çeşitli aksiyonlar alınması biyoçeşitlilik kaybını yavaşlatabilir ve 2050 yılına gelindiğinde ekosistemlerin iyileşmesini sağlayabilir. Bunun gerçekleşmesi ve düşüş eğiliminin tersine çevrilmesi için;
(1) Ekosistemlerin daha iyi korunması ve rehabilite edilmesi,
(2) iklim değişikliği ile mücadelenin hızlanması ,
(3) kirlilik, istilacı yabancı türler ve aşırı sömürü üzerine eylem planı oluşturulması,
(4) başta gıda olmak üzere daha sürdürülebilir ürün ve hizmet üretimi,
(5) tüketim ve israfın azaltılması aksiyonlarının alınması gerekiyor.
Bununla birlikte, aksiyonların hiçbiri tek başına veya kısmi kombinasyonlar şeklinde uygulandığında biyoçeşitlilik kaybını önlemeye yeterli olmuyor.
 
Bu çözümleri uygulamak "zor" ama kritik ve başarısız olunduğunda ne olabileceğini BM Genel Sekreteri António Guterres raporda şöyle açıklıyor; “Covid-19 salgınının ekolojik hayata karşı olan tutumumuz ile hastalıklarının ortaya çıkışı arasındaki bağlantıyı çok net bir şekilde kanıtlıyor”. Guterres, "Gezegenimizin canlı dokusu ve insan yaşamının temeli olan biyolojik çeşitliliği korumak ve eski haline getirmek için harekete geçmek, bu kolektif çabanın önemli bir parçasıdır" diye ekledi.

 

SHARE: