Menu TR

S360Mag

12 January

2015 Sürdürülebilirlik Yılı Olacak

Kuruluşunun 70. yılında BM'nin 8. Genel Sekreteri Ban-Ki Moon, 2015 yılında yenileri belirlenecek Milenyum Kalkınma Hedefleri ile ilgili vizyonunu LinkedIn'de yayımlanan bir makale ile ortaya koydu. 2015 yılının sürdürülebilir kalkınma açısından bir dönüm noktası olacağını söylemek yanlış olmaz. İşte Ban Ki-Moon'un kaleminden dünyanın sürdürülebilir kalkınma karnesi. 

“2015 yılı Birleşmiş Milletler için tarihi öneme sahip. Organizasyonun 70. kuruluş yıldönümü sebebiyle BM'nin bugüne dek barışa, insan haklarına ve kalkınmaya yaptığı katkılara geri dönüp bakacağımız bir yıl olacak. Aynı zamanda  bu vesileyle Birleşmiş Milletler geleceğe de bakacak ve gezegendeki insanların sürdürülebilir geleceğinin nasıl sağlanacağını tartışacak. 

Sürdürülebilirlik temelde gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama yeterliklerini tehlikeye atmadan refah sağlama ve çevreyi koruma anlamına gelmektedir. Sürdürülebilir bir dünya insanların yoksulluktan kurtulup iyi şartlar altında çalıştığı, bunu yaparken de ekosistemlere ve kaynaklara zarar vermediği, insan sağlığını koruyabildiği, ihtyaç duydukları yiyecek ve suya ulaşabildikleri, herkesin iklim değişikliğine sebep olmayan temiz enerjiye erişebildiği ve kadınların herkesle eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu bir dünya demektir.

Dünya üzerinde hiçbir ülkede sürdürülebilirlik önemsiz veya gereksiz değildir. Sürdürülebilir bir geleceğin sağlanması için hepimiz kendimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. 

Yeni sürdürülebilirlik çağının fırsatları üç büyük uluslararası toplantı ile ortaya konacak. Bunlardan ilki, Temmuz ayında Addis Ababa'da düzenlenecek olan Uluslararası Kalkınma Finansmanı Konferansı. İkinci büyük zirve, Eylül ayında New York'taki BM Merkez Ofisinde düzenlenecek olan özel toplantı. Bu toplantıda dünya liderleri yeni bir kalkınma ajandası belirleyecekler ve 2030 yılına kadar uygulanması beklenen yeni sürdürülebilir kalkınma hedefleri üzerinde anlaşacaklar. Üçüncü zirve ise Aralık ayında Paris'te düzenlenecek olan İklim Değişikliği zirvesi. Dünya liderleri bu kez, iklim değişikliği ile mücadele konusunda evrensel ve anlamlı bir anlaşmaya imza atacaklar. 

Sürdürülebilir Kalkınma konusu ilk defa 15 yıl önce gerçekleşen BM Zirvesi'nde benimsenen Binyıl Kalkınma Hedefleri ile gündeme gelmişti. Bu hedefler, yoksulluk ve açlıkla mücadele, anne-çocuk ölüm oranlarının azaltılması, hastalıkların önlenmesi ve eğitimi yaygınlaştırmaktı. Binyıl Kalkınma Hedefleri sayesinde farklı yerlerden bir çok grup dünya tarihinde şimdiye dek görülen en büyük yoksullukla mücadele kampanyası için güçlerini birleştirdi. Milyonlarca insanın hayatı bu hedefler sayesinde gelişti. Küresel yoksulluk giderek azalmaya devam ediyor, daha çok insan temiz suya erişebiliyor, daha fazla çocuk ilköğretim görüyor, sıtma, AIDS ve veremle savaş konusunda önemli ilerlemeler var. 

Gerçekleşen gelişmelere rağmen hâlâ yapılması gereken çok fazla şey var. Özellikle toplumun marjinalleşen kesimlerinde, yoksulluk sınırında yaşayan kadın, çocuk ve erkeklerde adaletsizliği ve güvesizliği ortadan kaldırmak gerek. 

Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin bazıları hâlâ geçerliliğini koruyor. Bu durum, bazı konulara uluslararası gündem tarafından yeterince sahip çıkılmamasından kaynaklanıyor. Sıra artık, küresel yoksullukla mücadele ederken bir yandan da giderek ısınan dünyamızın üzerindeki etkilerini de hesaba katmaya geldi. 

İklim konusunda harekete geçmek sürdürülebilir gelecek için olmazsa olmaz. Bu yıl yedi milyonu aşkın insan MyWorld (Benim Dünyam) araştırmasına katılarak, sürdürülebilir gelecek vizyonlarını paylaştı ve yüzbinlerce insan ilk kez iklim değişikliği ile mücadele konusunda sokaklara çıkarak, internet üzerinden ve tüketici tercihlerini kullanarak destek verdi. Eylül ayında New York'ta gerçekleşen İklim Zirvesi öncesinde binlerce insan daha yeşil, daha temiz bir gelecek için yürüyerek liderlere güçlü bir mesaj gönderdiler. Zirve, karbon salımlarının düşürülmesi için çok paydaşlı girişimlerin kurulacağını, toplulukların dayanıklılığını artıracak projelerin yapılacağını ve ekonomi ve toplumların finansal bakımdan değişeceğinin sinyallerini verdi. 

Özel sektörün sürdürülebilir geleceğin sağlanmasında çok temel bir rolü var. İklim değişıkliği ile mücadele ve kalkınma konusundaki birçok yeni gelişme kamu-özel sektör ortaklıkları sayesinde harekete geçirilen fonlar, tecrübe ve bilgi aracılığı ile gerçekleştirildi. 

İş dünyasının faaliyetlerini sürdürülebilirlik çerçevesinden yürütmesi; iyi iş fırsatlarının yaratılmasında, çalışma koşullarının iyileştirilmesinde, kamu sağlığında, kadınların güçlendirilmesinde ve çevrenin korunmasında katkı sağlayacaktır. Bugün birçok şirket şimdiden iklim değişıkliği ile mücadele etmenin faydasını görüyor. Sera gazı salımlarını düşüren ve temiz enerji kullanımına kaymaya çalışan şirketler, sürdürülebilirlik konusunda toplumsal fayda olduğu kadar ekonomik fayda da görüyorlar.

Bu ay BM üye ülkelerine sunulan The Road to Dignity 2030 Raporu'nda, gelecek vizyonunun yanı sıra herkesin eşit ve adil gelişmesi için ilham verici sürdürülebilir kalkınma hedefleri belirlenmesi konularına değindim. BM yoksulluğa son verme, eşitsizlerle mücadele, gezegenimizi koruma ve herkes için güvenli, barışçıl ve adil bir yaşam ortamı sunma hedeflerinin gerçeğe dönüşmesi için liderlik yapmaya ve destek olmaya hazırdır.

2014'e dönüp baktığımızda, birçok insani krizin ve güvenlik probleminin yaşandığını görüyoruz. BM elbette insan kaybını önlemek için kalkınma önünde engel olan bu karmaşık sorunlara cevap bulma amacıyla çalışmalarına devam edecektir. Çatışma olan bölgelerde okullar kapanmak durumunda kalmaktadır, aşı kampanyaları duraksamaktadır, salgın hastalıklar artış göstermekte ve tedavi edilememektedir ve anneler doğum yapacak güvenli ortamlardan yoksun kalmaktadırlar. Çatışmalar kalkınmada gerilemeye sebep olabileceği gibi, az gelişmişlik de çatışma nedeni olabilmektedir. Barış ve düzen olmadan, toplumlar kalkınamaz. 

70 yıl önce, BM Şartını hazırlayanlar, savaş yüzünden paramparça olmuş bir dünyada yaşıyorlardı. 2. Dünya Savaşı'nda yaşanan vahşete tanık olmuşlardı. Bu nedenle daha iyi bir dünya için sahip oldukları hayalleri kağıda döktüler. 2015 yılında, insanları istedikleri geleceğe kavuşturma fırsatımız var. Sürdürülebilir gelecek herkes için mümkün, bu testi geçmeli ve yeni bir sürdürülebilirlik çağını birlikte karşılamalıyız." 

SHARE: