Menu

18 June

G7 zirvesinde iklim krizi tartışmaları

*Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz

7 dünya liderinin (İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Japonya) katılımlarıyla 11-12-13 Haziran’da İngiltere’nin güneybatısındaki Cornwall’de gerçekleşen G7 zirvesi sonucu küresel konular hakkında ortak açıklamalar yayınlandı. Zirvenin 2021 gündemindeki başlıklardan birisi iklim ile çevreydi ve küresel zenginliğin yarısından fazlasını elinde bulunduran bu 7 ülkenin tartışmalarının büyük bir çoğunluğunu iklim değişikliği ve biyoçeşitliliğin korunması oluşturdu. Bu kapsamda özellikle fosil yakıt desteklerinin sonlandırılmasından, enerji üretim ve tüketimine yönelik yaptırımlardan ve yeşil politikalara verilen desteklerin artmasından bahsedildi. Ancak bu konu başlıklarına verilen desteğin sadece sözde kaldığını düşünen iklim aktivistleri bu duruma tepki gösterdi.

Communiqué’de iklim krizi hakkında nelerden bahsedildi?
G7 ülkeleri tarafından alınan kararları duyurmak için yayınlanan “Communiqué” adlı bildiride G7 üyeleri olan ülkeler, Paris Anlaşması’na olan taahhütlerini ulusal politikalar yardımıyla sağlamlaştırıp, hızlandıracaklarını ve en geç 2050’de net sıfır karbon hedeflerine ulaşacaklarını belirttiler. Ayrıca, iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi adına uluslararası iş birliklerinin daha fazla destekleneceğine de değindiler. Verilen taahhütler arasında, iklim ve çevre sektöründe (ve diğer tüm sektörlerde) cinsiyet eşitliği de dahil olmak üzere her anlamda eşitliğin sağlanması için çalışılacağı da yer alıyor.
Üye ülkeler, teknoloji odaklı çözümlerle net sıfır karbon hedeflerinin destekleneceğini ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın yol haritasını önceliklendirerek bu konu ile ilgili politikalarla halkın ve endüstrinin teşvik edileceğini paylaştılar. Enerji alanında ülkeler tarafından önceliklendirilen konular arasında enerji sektöründe verimliliği arttırmak, yenilenebilir enerji kullanımını ivmelendirmek, sıfır karbon salımlı enerji planı, atık üretimini azaltma gibi hedefler yer aldı. Bildiride ayrıca daha çevre dostu ve karbon salımı az olan taşıtların üretilmesi ve yaygınlaştırılmasının daha sürdürülebilir bir taşıma sistemi için gerekli olduğu kararı paylaşıldı. Endüstri ve inovasyon uygulamaları olarak ise çevre dostu uygulamalar yardımıyla batarya, enerji üretim sistemleri kullanılıp karbon yakalama teknolojisi ve hidrojen enerjisi gibi uygulamalar ile daha yeşil ürünler ve verimli bir endüstri kurmayı hedefi dile getirildi. Evlerde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından yararlanarak enerji verimliliğinin sağlanması ve inşaat malzemelerinde daha sürdürülebilir seçeneklerin tercih edilmesi desteklendi.
Net sıfır ekonomiye geçişin özellikle gelişmekte olan ülkelere yarattığı ekonomik zorluğu aşmak üzere (ülkeler arası) ikili ve çoklu iş birliklerinin sürdürüleceği belirtildi. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkelerin net sıfır ekonomiye geçişlerine destek olmak için 11 yıl önce 100 milyar dolar harcama sözünü veren  G7 ülkeleri, katkılarını arttırmaya yönelik vaatlerde bulundu. Ancak sadece Almanya 2 milyar avrodan 6 milyar avroya ve Kanada var olan katkı sözünü iki kat arttırarak 4.4 milyar dolara çıkarttığını spesifik olarak belirtti.
Biyoçeşitlilik konusunda, G7 ülkeleri 2030 Nature Compact’ı desteklediğini ve bunu bir global misyon olarak görerek, okyanusların veya toprakların en az %30’unun koruma altına alınması hedefiyle birliktebiyoçeşitlilik kaybını 2030 yılına kadar tersine çevirmeyi taahhüt ettiler. Son olarak, çevre ve iklim ile ilgili konuların COP26 (UN Climate Change Conferance, 2021 Kasım) konferansında daha derinlemesine işleneceği kararlaştırıldı.

Sosyal kuruluşların ve siyasilerin alınan kararlarla ilgili düşünceleri
David Attenborough’un zirvede G7 liderlerine yönelik yaptığı konuşmada iklim krizi konusunda acilen harekete geçilmesi yönünde yaptığı uyarılar sonrasında G7 ülkeleri karbon yakalama teknolojisi olmayan kömür santrallerini kullanmaktan uzaklaşma sözü verdi. Ancak, bu değişikliğin nasıl yapılacağına dair ayrıntılı bir plan ya da bunu başarmak için bir hedef tarih vermediler. Şimdilik, gelişmekte olan ülkelerdeki yeni kömür yakıtlı elektrik üretimi sübvansiyonunu gelecek yıldan itibaren durdurmayı kabul ettikleri biliniyor.
G7 ülkelerinden İngiltere’nin başbakanı Boris Johnson, kapanış basın toplantısında zirvenin başarılı geçtiğini düşündüğünü paylaştı. Johnson, küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmaya çalışmak için “büyük taahhütler” verildiğini ve Build Back Better fonuyla gelişmekte olan ülkelerin altyapılarını temiz ve sürdürülebilir bir şekilde geliştirmeleri için gerekli finansmana erişim sağlayacaklarını belirtti.
Johnson’ın olumlu yorumlarının aksine, sosyal kuruluşlar zirvede alınan kararlara şüpheyle yaklaşıyor. Yoksulluğun ve adaletsizliğin ortadan kaldırılması için çalışan sosyal bir kuruluş olan Oxfam’dan Max Lawson, çoğu G7 ülkesinin iklim finansmanı konusunda taahhüt verme fırsatını kaçırmalarını kabul edilemez buldu. Gelişmekte olan ülkelerin, kendileri için dönüm noktası niteliğindeki COP26 öncesinde G7 zirvesi cephesinde gelişmeleri beklediğini belirten Lawson, yeşil kalkınma projeleri için belirsiz finansman vaatlerinin bu hedeften uzaklaşmaması gerektiğini vurguladı.
74 ülkede operasyonları devam eden uluslarası bir çevre örgütü ağı olan Friends of the Earth sözcüsü Jamie Peters ise iklim değişikliğinin önemi hakkında güzel sözler duyduklarını ancak kapsamlı bir finansman sağlanmadıkça ve bu sözler uygulanmadıkça zirvenin yalnızca sahnelenmiş tiyatrolar ve gösterişli konuşmalardan ibaret olacağını belirtti.
G7 zirvesinin sonuçları iklim aktivistlerini tatmin etmese de, altı aydan kısa bir süre kalan COP26’da alınacak kararların iklim krizini çözme yolunda büyük önem taşıdığı dünya tarafından kabul ediliyor. Bu nedenle COP26’da iklim güvenliğini sağlamak adına önemli taahhütler verilmesi için ülkelerin bu zaman içerisinde iklim krizine karşı mücadele konusunda hırs ve tutkularını daha çok artırmaları gerek gibi gözüküyor.
 
 

SHARE: