Menu TR

S360Mag

23 December

2020: İnsanlığın direncini test eden bir yıl

*Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

2020 yılına (sonunda) veda ederken geçtiğimiz bir yıl boyunca S360MAG’de nelere yer verdiğimizi size bu haberde hatırlatmak istedik. 
 
Öncelikle 2020, küresel sağlık sistemi ve tüm dünya ekonomileri üzerinde ciddi etkileri olan COVID-19’la tanıştığımız ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin etkisinin artarak hissedildiği sıra dışı bir yıl oldu.
 
Pandeminin tetiklediği küresel sağlık krizi ve onu kontrol altına almak için alınan önlemlerin, e-ticaret, uzaktan çalışma ve dijitalleşme gibi ekonomideki birçok eğilimi hızlandırırken bazı eşitsizlikleri şiddetlendirdiğini ve kapitalizmin geleceği hakkında küresel bir tartışmanın fitilini ateşlediğini söylemek mümkün.
 
Şiddetlenen aşırı yoksulluk
 
2020, COVID-19 salgını ile birlikte yoksulluk ve adalet tartışmalarını S360MAG’de sıklıkla ele aldığımız bir yıl oldu. Salgın, son 12 ayda en çok yoksul insanlar ve savunmasız toplulukları oldukça olumsuz bir şekilde etkiledi ve hala milyonlarca insanı daha yoksulluğa itmekle tehdit ediyor. Günde 1,90 dolardan daha az parayla yaşamını sürdüren insan sayısını azaltma hedefinde on yıllarca süren istikrarlı ilerlemenin ardından, COVID-19’un yıkıcı etkisi ile aşırı yoksullukla mücadelede ilk kez geriye adım atma tehlikesi ile karşı karşıyayız.
 
Yapılan son analizlere göre COVID-19'un bu yıl en az 88 milyon insanı daha aşırı yoksulluğa ittiğinin altı çiziliyor. En kötü senaryoda, bu sayı 115 milyona kadar çıkabilir. Dünya Bankası Grubu, "yeni yoksulların" en büyük payının, Sahra Altı Afrika'nın da hemen arkasından Güney Asya'da olacağını tahmin ediyor.
 
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayımlanan rapora göre pandeminin şiddetli ve uzun vadeli etkileri, 2030 yılına kadar 1 milyarın üzerine insanı aşırı yoksullukla karşı kaşıya bırakabilir. 
 
Uzaktan çalışma kalıcı bir trend mi?
 
Pandemi sırasında hükümetlerin ve şirketlerin aldığı önlemler doğrultusunda bu yıl içerisinde ciddi artış gösteren uzaktan çalışma, S360MAG’de sıkça ele aldığımız trendler arasında yer aldı. Yayımlanan McKinsey raporuna göre, pandemi sırasında yaşanan patlama ile ulaşılan uzaktan çalışma seviyelerinde devam edilmesi her sektör için mümkün değil. Ancak rapor, bazı meslek grupları için hibrit modellerde her hafta birkaç gün evden çalışma potansiyeli  olduğunu gösteriyor. Örnek olarak, finans ve sigortacılık faaliyetlerine harcanan sürenin dörtte üçü, verimlilik kaybı olmadan uzaktan yapılabilir.
 
Uzaktan çalışmanın geleceği konusunda daha pozitif bir projeksiyon çizen ABD merkezli Enterprise Technology Research (ETR) tarafından yapılan bir ankete göre, dünya genelinde sürekli olarak evden çalışanların yüzdesinin, koronavirüs salgını sırasında gözlemlenen yüksek üretkenlik doğrultusunda 2021'de iki katına çıkması bekleniyor.
 
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği
 
COVID-19’un negatif etkilediği gözlemlenen toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki gelişmeleri, her sene olduğu gibi S360MAG için takip edip farklı öznelere de odaklanan güncel çalışmaları sizlerle paylaştık. McKinsey’nin yürüttüğü farklı güncel bir çalışma ise, kadın çalışanların pandemi koşullarında işlerini kaybetmeye erkek çalışanlardan 1,8 kat daha açık olduğunu gösterdi. Bunun temel nedeni ise virüsün, orantısız bir şekilde kadınlar tarafından üstlenilen ücretsiz bakım yükünü önemli ölçüde artırması oldu. Kadın çalışanlar küresel istihdamın %39'unu oluşturuyor ancak pandemiye bağlı genel iş kayıplarının yüzde %54'ünü kadınlar oluşturuyor.
 
UNDP ve UN Women tarafından yayımlanan yeni verilere göre dünya ülkelerinin çoğu, kadınları COVID-19 krizinin neden olduğu ekonomik ve sosyal etkilerden korumak için yeterince aksiyon almıyor. Analiz edilen ülkelerin %20’sine denk gelen 42 ülkenin COVID-19'a yanıt olarak cinsiyete duyarlı hiçbir önleme sahip olmadığına işaret ediyor. Sadece 25 ülke, yani dünyanın %12'si, ücretsiz bakımı destekleyen ve kadınların ekonomik güvenliğini güçlendiren önlemleri uygulamaya koydu.
 
Ekonomik baskılar
 
İnsanlık tarihindeki en büyük ekonomik etkilerden birini yaratan COVID-19’un ekonomik sistem üzerindeki olası baskılarını tahmin etmeye çalışan modeller ve projeksiyonlar güncellendikçe S360MAG aracılığıyla sizlerle paylaşmaya devam ettik. Virüsün yayılmasını kontrol etmek ve savunmasız sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı azaltmak için yürürlüğe koyulan kısıtlamalar, ülkelerin ekonomik büyümeleri üzerinde muazzam bir etki yarattı. Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun (Global Economic Prospects) Haziran sayısında açıkça ifade ediliyor: “COVID-19, eşi benzeri olmayan bir küresel krizi tetikledi. Yarattığı muazzam bir insani kaybın yanı sıra, bu salgın İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en derin küresel durgunluğa yol açan küresel bir sağlık krizi olarak nitelendirilebilir". McKinsey’nin Temmuz ayındaki tahminine göre, pandeminin ekonomik kaybının 9 trilyon ila 33 trilyon dolar arasında olduğu belirtiliyor.
 
Dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, sağlık sistemin kaldıramadığı baskı ile hızla yayılan virüsün geniş ölçekte ekonomik hasara yol açacağını erken fark etti. İşletmelerin kapanması ile rekor seviyelere ulaşan işsizlikle mücadele etmek, ekonomilerini güçlendirmek ve çalışanlarını desteklemek için hızla harekete geçtiler. Küresel olarak, hükümetler sadece iki ayda ekonomik teşvik için çarpıcı bir miktar olan 10 trilyon dolar ayırdı. Bu miktar, 2008-2009 mali krizinin tamamında harcadıklarının üç katıydı.
 
Fiziksel sınıflarından uzak kalan öğrenciler
 
Pandeminin etkisi ile sınıflarından uzak kalmak zorunda kalan öğrencilerin, evlerinden kendi imkanları ile derslere katılım sağlaması için elektronik cihaza ve internet altyapısına gereklilik duymasından dolayı daha da belirginleşen eşitsizliklere S360MAG’de dikkat çektik. COVID-19 salgını sebebiyle 190'dan fazla ülkede yaklaşık 1,6 milyar öğrencinin okullarından uzak kalırken, küresel eğitim sisteminde tarihteki en büyük duraksama görüldü. Okulların ve diğer öğrenme alanlarının kapatılması, dünyadaki öğrenci nüfusunun yüzde 94'ünü, düşük ve düşük-orta gelirli ülkelerde yüzde 99'unu etkiledi. COVID-19’un eğitim üzerindeki etkileri, sadece kısa vadede öğrenme kaybına neden olmakla kalmayıp aynı zamanda öğrenciler için uzun vadede ekonomik fırsatları da azaltıyor. Öğrenme kayıpları ve okulu bırakma oranlarındaki artışlar nedeniyle şu anda eğitim gören nesil, ilerideki kazançlarında tahminen 10 trilyon dolar kayıp yaşayacak.
 
UNICEF ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin yayımladığı ortak rapora göre, dünyada okul çağındaki çocukların üçte ikisinin veya başka bir deyişle 3-17 yaşları arasındaki 1,3 milyar çocuğun evlerinde internet bağlantısı yok. UNICEF İcra Direktörü Henrietta Fore, "Bu kadar çok çocuk ve gencin evde internete sahip olmaması dijital bir boşluktan çok daha fazlası. Bağlantının olmaması sadece çocukların ve gençlerin çevrimiçi bağlanma becerilerini sınırlamıyor. Modern ekonomide rekabet etmelerini engelliyor ve onları dünyadan izole ediyor." diye belirtiyor. 
 
Sağlık sistemlerinin, küresel ekonomik düzenin ve toplumların sosyal dengesinin eşi benzeri görülmemiş bir şekilde test edildiği bir yılı geride bırakıyoruz. Tecrübe etmeye devam ettiğimiz birçok olumsuzluğa rağmen, COVID-19 nedeniyle küresel olarak daha yüksek sesle tartışılmaya başlanan karbon salımları, iklim değişikliği ve sosyal eşitsizlikler gibi alanlarda atılan adımları umut verici buluyoruz. Bu gelişmeleri yanımıza alarak, daha sürdürülebilir ve eşit bir geleceğe ilerleyeceğimiz bir yıl olması dileğiyle 2021’e umutla bakıyoruz.
 

SHARE: