Menu TR

S360Mag

15 March

Liderlerin ÇSY etkilerini önceliklendirmeleri için yöntemler

*Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Küresel boyutta toplumlar pandemi, eşitsizlik ve iklim değişikliği gibi birçok krizle karşı karşıya. Ancak bu durum aynı zamanda daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek kurmak için kurumlara devletler ve kişilerle birlikte çalışmak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Paydaş kapitalizmi yalnızca Profesör Klaus Schwab tarafından önerilen bir terim olmanın ötesinde yıllar içerisinde gelişerek bir iş modeli haline geldi. Tüketicilerin neredeyse %90’ı kurumların hissedarlar için yaratılan faydanın ötesinde bir fayda yaratmasını bekliyor. Çalışanların %70’i ise amaç odaklı kurumlarda çalışmak istediğini belirtiyor. Ayrıca fayda yaratmak büyümeyi, olumlu itibar yaratmayı, müşteri etkileşimini ve paydaşlarla olan ilişkilerin gelişmesini sağlıyor.
Bu sebeple, dünyadaki birçok lider Çevresel Sosyal ve Yönetim (ÇSY) etkilerini kültürlerine, stratejilerine ve misyonlarına dahil ediyor. Morgan Stanley ÇSY’nin önümüzdeki 10 yılın yatırım trendini belirleyeceğini ilan etti. Bununla birlikte S&P 500’ün %90’ı ÇSY raporları oluşturuyor.
Politik liderler de bu konuya ilgi göstererek, harekete geçmeye başladı. Birleşik Krallık, özel sektör iklim değişikliği açıklama kurallarını onayladı. Japonya, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon taahhütü veren ülkelere liderlik etti. Avrupa Birliği, Finansal Olmayan Raporlama Direktifi ile kurumların ÇSY konusunda şeffaflıklarını artırmayı hedefliyor.
ÇSY konusu gündemde öne çıkmaya devam ettikçe, liderler değişen ihtiyaçlarla birlikte etki yaratmaya devam etmek için üç konuya dikkat etmeli:

Kesişimsellik: ÇSY odaklı liderler etki stratejilerini geliştirirken kesişimselliği dikkate almalı. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na baktığımızda yoksulluğa son ve ekonomik büyüme gibi çeşitli amaçların birbirleriyle ilişkili olduğunu görebiliyoruz. Yoksulluk, açlık konusu ele alınmadan çözülemeyeceği gibi, toplumsal cinsiyet eşitliği de eğitim konularıyla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle problemleri ayrı ayrı ele alan şirketler yeterli etkiyi yaratamama ve görevini yerine getirememe riskiyle karşı karşıya kalabilir.  

Ortaklıklar: Birleşmiş Milletler’in “Birlikte hareket ettiğimizde, değişim gerçekleşir.” sözüyle dile getirdiği gibi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gibi büyük hedeflere ulaşmak ve dönüşüm yaşamak ancak ortaklıklarla gerçekleştirilebilir. 1t.org girişiminin üstlendiği 2030’a kadar 1 trilyon ağaç dikme ve koruma misyonu gibi yüksek hedeflere ulaşabilmek için kamu-özel sektör işbirliği şart. İşbirlikleri birbirinin yetkinliklerini ve kaynaklarını tamamlama imkanı sağladığından hedeflere ulaşmak için işbirlikleri büyük önem taşıyor.  

Hesap verebilirlik: Sürdürülebilirliğin sağlanması için şeffaflık gerekiyor. ÇSY’nin yalnızca bir pazarlama aracı olarak kullanılmaması ve yeşil badanayı önlemek için, liderler hesap verebilirliğe ve standart ölçümlere bağlı kalmalı. ÇSY etkileri konusunda gönüllülük çerçevesinde pek çok ölçüm yöntemi mevcut olsa da, standartlaşmış bir ölçüm bulunmuyor. Ortak bir ÇSY raporlama standardı, şirketin gerçek etkisinin görünür olmasını ve paydaşlarla paylaşılmasını sağlayacaktır.  
Etki yaratmak için, kesişimsellik, ortaklıklar ve hesap verebilirlik bir kurumun stratejisinin parçası haline getirilmeli. Bununla birlikte, şirketler sahip oldukları tüm varlıkları önlerine koyup hangilerinin etki yaratabileceğine bakmalı. Böyle bir değerlendirme, filantropi faaliyetlerinin değişmesinden, finansal araçların sürdürülebilir hale getirilmesine kadar birçok değişim yaratabilir.
 
Etki odaklı girişim sermayesi yatırım fonları yaratmak da kurumlar için iyi bir fırsat alanı oluşturuyor. JP Morgan, Amazon, Citi, Salesforce gibi kurumlar eğitim, sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi çeşitli konularda etki yaratan girişimlerin büyümesine destek oluyor. Özellikle bu platfomlarla, sermayeye ulaşması daha zor olan, temsiliyeti daha az olan kuruculara yatırım yapmak önemli.
 
Kapitalizmin, şu anda tasarlandığı şekliyle herkese fayda sağlamadığını biliyoruz. Kârın yanında amaca değer veren, daha eşit, adil ve sürdürülebilir bir iş yapış şekline ihtiyacımız var. Reform ve yeniliğe bağlı kalırsak, etki, karşılaştığımız zorlukların gelişimi engelleyeceğini değil, tam aksine hızlandırabileceğini kanıtlama fırsatına sahip.
 

 

SHARE: