Menu TR

S360Mag

26 November

CDP raporlamasında rekor: 2020 yılında 10,000’e yakın şirket verilerini paylaştı!

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Koronavirüs krizinin küresel ekonomide yarattığı olumsuz etkilere rağmen 2020 yılında rekor sayıda şirket ve şehir yönetimi, iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma verilerini CDP'ye (Carbon Disclosure Project) bildirdi.
 
Küresel marketin toplam değerinin yarısından fazlasına eşit olan 9.600'den fazla şirket, çevre verilerini CDP ile paylaştı ve bu sayı, 2019'a göre yüzde 14 ve Paris Anlaşması'nın imzalandığı 2015'ten bu yana ise yüzde 70 artış gösterdi.
 
CDP’ye göre bu açıklamalar, 106 trilyon dolarlık varlığı yöneten 515 yatırımcının ve 4 trilyon doların üzerinde satın alma gücüne sahip 150'den fazla büyük kuruluşun iklim, ormansızlaşma ve su riski yönetimi ile ilgili veri talepleri doğrultusunda yayımlandı.
 
Şirketlere ek olarak, yüzlerce şehir, eyalet ve bölge yönetimi de bu yılki çevre verilerini CDP aracılığıyla açıklarken, 2020'nin sonuna kadar verilerini paylaşan toplam kuruluş sayısının 10.000’i bulması bekleniyor. Geçen yıl 920 şehir, eyalet ve bölge yönetimi CDP aracılığıyla verilerini açıklamıştı.
 
Kuruluşundan bu yana en başarılı yılı geçirdiklerini belirten CDP, veri paylaşımındaki rekor artış ile birlikte ekosistem tahribatının yarattığı tehlikeler konusunda farkındalığın artması, işletmeler ve tedarik zincirlerine yönelik çevresel tehditlerle mücadelede artacak ilgiyi müjdelediğini belirtti.
 
Yatırımcı gruplarının ve düzenleyici kurumların artan talepleri ile şekillenen çevresel veri paylaşımı için yakın zamanda daha sağlam temelleri olan kurallar açıklanabilir. Örneğin geçen hafta İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, Birleşik Krallık'ın borsaya kayıtlı şirketler için zorunlu çevresel raporlamayı uygulayan ilk ülke olacağını duyurdu.
 
CDP'nin CEO'su Paul Simpson, bu kilometre taşını hem şirketler hem de yatırımcılar için performansı ve riski yönetmek için kritik bir mekanizma olarak ve güvenilir çevresel verilerin artan öneminin bir kanıtı olarak gördüğünü belirtti. Kuruluşun, kısa süre içerisinde veri paylaşım yükümlülüğünü toprak ve okyanus etkilerini ve diğer kritik çevresel temaları içerecek şekilde genişleteceğini de sözlerine ekledi.
 
Simpson, "Hepimizin COVID-19’un etkisi ile geçirdiği son derece zorlu yıla rağmen bu yıl kurumsal veri paylaşımında çok güçlü bir ivme gördük." dedi. "2030'a baktığımızda ise hızlı bir şekilde harekete geçmemiz gerektiğinin ve maalesef iklim ve ekolojik acil durumun var olduğunun kesinlikle farkındayım. Ancak seçim hakkımız mevcut. Eğer her şirket, yatırımcı, şehir yönetimi ve hükümet risklerin bilincinde olursa ve bu riskler konusunda harekete geçmeyi önceliklendirirse hepimizin istediği ve ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir geleceği yaratabiliriz." diye ekledi.
 
Artan şeffaf veri paylaşımı ve risk bilincine rağmen şirketlerin, gittikçe şiddetlenen iklim etkileri karşısında hazırlıklı olmaları konusunda hala önemli endişeler var. Chartered İç Denetçiler Enstitüsü, şirketlerin risk yönetimi, adaptasyon ve dayanıklılık konusundaki beklentileri ve aldıkları aksiyonlar arasındaki genişleyen boşluğu acilen ele almaları gerektiğini belirtiyor.
 
Profesyonel bir kuruluş tarafından denetimden sorumlu yöneticilerle gerçekleştirilen bir ankete göre, yöneticilerin üçte ikisi iklim değişikliğinin şirketlerinin risk radarında olduğunu belirtirken, yüzde 58'i önümüzdeki üç yıl içinde yüksek riskli bir konu olacağını söylüyor.
 
Ancak ankete katılanların yarısından fazlası, şirketlerinin iklim risklerini ele almak için oldukça sınırlı veya hiçbir çalışma yapmadıklarını belirtiyor. Benzer orandaki iç denetim yöneticileri ise denetim komitesi başkanlarıyla iklim değişikliği üzerine bir gündemde konuşmadıklarını belirtirken bu konunun kuruluşlarının risk yönetimi işleyişlerine yerleşik olmadığını öne sürdü.
 
Anketi gerçekleştiren kuruluşun başkanı John Wood, hükümetin harekete geçmesini beklemek yerine şirketleri gelecekteki risklerin ve fırsatların farkında olmaya çağırdı ve iç denetim fonksiyonlarının, iklim değişikliğinin etkileri için alınan önlemleri desteklemede kilit bir rol oynayacağını savundu.
 
Wood, "İklim değişikliği halihazırda altyapıya ve varlıklara gözle görülür şekilde zarar veriyor, işletmelerin itibarını tehdit ediyor ve dayanıklılığımızı giderek daha fazla test edecek riskleri beraberinde getiriyor" diye ekledi. "Koronavirüs kriziyle pek çok paralellik kurulmasına rağmen pandeminin etkileri, eğer şimdi harekete geçmezsek iklim değişikliğinin getirecekleri ile karşılaştırıldığında hiçbir şey değil."
 
Pandeminin tetiklediği pozitif değişim etkisi ile şirketler tarafından iklim krizi riskleri konusunda aksiyon aldıklarını görüyoruz. Ancak, eğer iklim krizi ile uzun dönemli bir mücadele amacı mevcut ise bu aksiyonların daha da artması şirket kültürlerinde yer etmesi gerekiyor.
 

SHARE: