Menu

27 October

Döngüsel ekonomi: Engeller ve fırsatlar

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Döngüsel ekonomi, yani israfı en aza indirme, üretim, kullanım ve imha süreci yerine dönüşümü ve yeniden dönüşümü esas alma fikri, günümüzde endişe yaratan çevresel sorunlara karşı oldukça çekici ve umut verici bir kavram haline gelmiş durumda. Yaşam döngüsü analizi ve Bill McDonough ve Michael Braungart'ın "beşikten beşiğe" çalışmalarına dayanan döngüsel ekonomi aslında yeni bir fikir değil. Ancak çeşitli sürdürebilirlik sorunlarına uygulanabilirliği ve geniş kapsamı sayesinde, döngüsel ekonomi, son dönemlerde çığır açıcı gelişmeleri vadeden ve gittikçe büyüyen, danışmanlardan, düşünce kuruluşlarından ve girişimlerden oluşan bir sektör yarattı. Ancak bunca gelişmeye rağmen hala çok ciddi problemlerle karşı karşıyayız. Plastik atıkların miktarı atık toplama altyapılarını ve geri dönüşümün mevcut kapasitelerini aşıyor. Tarım sektöründen su havzalarına sızan nitrojen ve pestisitler su kalitesini etkilerken, et üretiminden kaynaklanan metan salımları artmaya devam ediyor. Aynı zamanda yörüngedeki uzay çöpleri gibi daha yeni ve büyük atık akışları da ortaya çıkıyor.

Mevcut birçok döngüsel ekonomi faaliyetinin gelişimi ilham verici olsa da bu faaliyetlerin ölçekleri ve etkileri bir dizi yapısal sorun nedeniyle kısıtlanıyor.

Döngüsel ekonomiye dair yapısal eksiklikler

- Piyasalar ve kamu politikaları işlenmemiş hammadde kullanımını teşvik ediyor. Sübvansiyonlar ve diğer piyasa çarpıklıkları tarihsel olarak birçok doğal kaynak ve hammaddenin aşırı tüketimine yol açmış durumda. Piyasalar, çevre kirliliği ve diğer olumsuz dışsallıkları hesaba katmayarak hammadde tüketimini daha da fazla teşvik ediyor.
 
- Döngüsel ekonominin birçok bireysel bileşeni birbirinden bağımsız. Bu da tutarlı fiyatlandırma sinyallerinin eksikliğine ve birçok ürün için yetersiz altyapı ve talebe sebep oluyor.
 
- Geri dönüşüme ağırlık verilirken, döngüsel ekonominin diğer yapı taşları ihmal ediliyor. Araştırma ve geliştirme, tasarım ve kaynak bulma gibi çalışmaların arka planda kalması döngüsellikte yenilikleri sınırlıyor. Döngüsel bir ekonomi, ilk etaptan itibaren atık ve kirliliğin oluşumunu önlemeyi hedeflemeli. Geri Dönüşüm ise bir ürünün yaşam döngüsünün sonunda başlar ve ürettiğimiz miktardaki atığın üstesinden gelmek için yetersizdir.
 
- Mevcut birçok kamu politikasının, döngüsel ekonomiyi dikkate alarak tasarlanmamış olması bir yana, politikalar döngüsel hedeflere de kolayca uyum sağlayamıyor. Bunun bir örneği, tehlikeli atıkların hareketi üzerindeki kontrolleri düzenleyen uluslararası Basel Sözleşmesi. Mevcut haliyle, bu sözleşme birçok elektronik, plastik ve elektrikli araç pilleri gibi geri dönüştürülebilir malzemenin ticaretini kısıtlıyor.
 
- Döngüsel ekonomi kavramı hakkında belirsizlikler mevcut. Belirsizliklerden biri geri dönüşüm, yeniden kullanım ve yeniden üretim sonrası optimum ürün eskimesinin tanımlanmış olmaması. Ayrıca ürünlerin yaşam döngüsü boyunca önlenen enerji ve kaynak kullanımı, emisyon ve atık üretimi için hedefler ve ölçülerin geliştirilmesine ve ürünün tasarımı aşamasında üreticiler, atık toplayıcılar ve yeniden üreticiler arasında iş birliği olmasına ihtiyaç var.
 
- Tedarik zincirlerinde verimsiz bir yönetişim var. Kalite ve yönetim standartları dışında, tedarikçilerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabilecekleri genel ilkeler tercih ediliyor ve belirli metrikler hakkında sadece raporlama yoluyla daha fazla şeffaflık sağlanıyor.

Döngüsellikte umut verici adımlar

Bu yapısal engellere rağmen, zamanla ivme kazanabilecek ve döngüsel düşünce ve davranışlarımızı yeniden şekillendirebilecek bazı cesaret verici gelişmeler de var:

- Döngüsellik araçları hızla gelişiyor ve sayıları çoğalıyor. Şirketler, belirli ürünlerin döngüsellik potansiyellerini ölçmeye çalıştıkça, büyüyen bir dizi yeni araca erişebiliyor. Değer zincirlerinin haritalanması, daha sürdürebilir hammaddelerin, iş süreçlerinin ve ambalajların belirlenmesi, atık toplama gibi alanlarda dijital teknolojilerin uygulanması, şirketlerin yararlanabileceği araçlardan bazıları.
 
- Bazı şirketler ve şehirler, değer zincirleri ve paydaşlarıyla birlikte liderliği pratik ve somut yollarla yeniden tanımlıyor. Örneğin 2030 yılına kadar atmosferden 1 gigaton karbonu kaldırmayı hedeflediklerini açıklayan Walmart ve Trane Technologies, değer zincirlerinde bu hedef doğrultusunda en iyi şekilde nasıl iş birliği yapılacağına dair çok çeşitli görüşmeler başlatmış durumda. Bu sırada Rotterdam gibi şehirler, 2030 yılına kadar karbondioksit salımlarını yarıya indirmeyi, hammadde kullanımını yarı yarıya azaltmayı ve hava kalitesini iyileştirmeyi hedefliyor. Dünyanın fosil yakıtlara dayalı en işlek limanlarından biri olan Rotterdam’da, böylesine iddialı bir girişim, inovasyona yönelik çok sayıda iş birliğini teşvik ediyor.

Bu olumlu gelişmeler önümüzdeki yıllarda görünürlük ve ivme kazanacak olsa da, iş süreçlerinin ve alıcı-satıcı işlemlerinin fazlasıyla granüler doğası, daha doğru ve etkili döngüsellik uygulamalarının gelişmesini zorlaştırabilir. Tüketiciler ise döngüsel ekonomi ve bu ekonomideki rolleri hakkında henüz yeterli farkındalığa sahip değil. Yukarıda belirtilen yapısal sınırlamalar göz önünde bulundurulduğunda, henüz döngüsel ekonominin erken evrelerinde bulunduğumuz, ancak önümüzde oldukça dik bir öğrenme ve etki eğrisi olduğunu söylemek mümkün.

Döngüsel ekonominin daha ileri aşamalara geçebilmesi için vaatler ve manifestolardan ziyade, iş süreci iyileştirmeleri, alıcılar ve satıcılar arasındaki müzakereler ve karmaşık teknik sorunlara çözüm arayan dahili iş ekipleri gibi çalışmalar gerekiyor.
 
 

SHARE: