Menu TR

S360Mag

26 November

Feminist bir barış için yatırım yapmak

Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Pandeminin sebep olduğu kriz, aynı zamanda tarihsel bir fırsatın oluşmasına da zemin hazırladı. Bu tarihsel fırsat, daha az şiddet içeren bir dünyanın inşası için öncesinde savaş harcamalarına ayrılan fon ve finansman kaynaklarının daha kapsayıcı ekonomiler ve toplumlar için kullanılmasıyla mümkün olabilir.
 
Pandemi sürerken dünyanın pek çok yerinde toplumsal hayat durma noktasına geldi ve gelmeye devam ediyor. Fakat çatışmadan etkilenen ülkelerde yaşayan 2 milyar insan için, şiddet ve kargaşa canlılığını korumaya devam ediyor.
 
Bu süre zarfında, barış için çalışan insanlar da çalışmalarını sürdürmeye devam etti. Pandeminin şiddetini artırdığı 23 Mart günü, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, küresel bir ateşkes için çağrıda bulundu. Bu ateşkes çağrısı sayesinde ülkeler çatışma noktalarına odaklanmaktan uzaklaşacak ve COVID-19’un sebep olduğu kriz için gerekli önlemler alınabilecekti.
 
Benzer bir şekilde Irak, Libya, Filistin, Suriye ve Yemen'den 100’den fazla kadın örgütü, COVID-19 sebebi ile de sürdürülebilir bir barışa vesile olabilecek bir ateşkes çağrısında bulundu.
 
Ateşkes çağrısının öncelikli olarak kadınlar tarafından yapılması şaşırtıcı değil. Geçtiğimiz haftalarda, hükümetler ve sivil toplum kuruluşları, kadınların barış inşası için sarf ettikleri önemli gayretleri tanıyan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1325. Önergesi’nin 20. yıl dönümü nedeniyle bir araya geldi.
 
Uzun vadeli işlerin ve planların çoğu aralarında gençlerin de bulunduğu kadınlar tarafından yapılıyor. Ancak, onların destekleriyle ortaya konulan yüksek profilli resmi anlaşmalar için yapılan konuşmalarda, ne yazık ki kadınların dışlanmasına devam ediliyor.
 
Örneğin Suriye’de, hastanelerde ve okullarda, yiyecek ve ilaç dağıtımı yapacak olan yardım ekiplerinin gerekli bölgelere sevkini sağlamak adına başvurulacak ateşkesin uzlaşı görüşmeleri kadınlar tarafından yapıldı. Sudan’da ise kadınlar, kabileler arasında yaşanan anlaşmazlıkların şiddet içeren boyutlara ulaşmadan son bulması için arabuluculuk görevini üstlendi ve başarılı oldular.
 
Bununla birlikte kadınlar, çocuklara ve gençlere çatışmanın ve anlaşmazlıkların çözülebilir ve uzlaşılabilir olduğuna dair eğitim programları içeren barış kampanyalarına da liderlik etmekte. Feminist organizasyonlar uzun süre boyunca nükleer silahsızlanma, silahlanmanın kontrolü ve finansmanların ordudan sosyal yatırımlara yeniden dağıtımı konularında çeşitli çağrılarda bulundu.
 
Her ne kadar yapılan bu çağrılar büyük bir önem arz etse de pek çoğu cevapsız kaldı. Bunlar arasında Guterres’in yaptığı BM çağırısı da bulunuyor. Norveç Mülteci Konseyi’ne (NRC) göre BM’nin yapmışı olduğu çağrıyı takip eden 2 ay süresince, çatışmaların yer aldığı 19 ülkede bulunan 661.000 insan yerlerini değiştirmek zorunda kaldı. Eğer kadınların ve uluslararası kuruluşların yaptığı çağrılar dikkate alınmaz, yatırımların savaş harcamalarından sosyal alanlara geçişi sağlanmazsa, bu yıkıcı tablo varlığını korumaya devam edecektir.
 
Dünya genelinde yapılan askeri harcamalar geçen sene 1.9 trilyona ulaştı. Bu rakam on yıl içerisinde yapılan askeri harcamalar baz alındığında en yüksek harcama olarak kayıtlara geçti. Son çeyrek yüzyılda, Pekin Deklarasyonu ve Aksiyon Platformu’nun (Bejiing Declaration and Platform for Action) hükümetlere yaptığı çatışma ve negatif etkiyi önleyecek aşırı askeri harcamaları önleme çağrısından sonra dahi, savunma harcamaları dünya genelinde 2 katına çıktı.
 
Kaynakların büyük bir kısmının daha yoğun silahlanma ve askeri yatırımlar için harcanması, dünya nüfusunun %55’ini (4 milyar insan) oluşturan ve sosyal yardıma ihtiyaç duyan kesimlerin yeterli desteği almalarını engelliyor. Ordular için yapılan bu harcamalar, yetersiz beslenen 132 milyona ve bu insanlara eklenen COVID-19 hastalarına yardım etmeye yetmeyebilir.
 
Liberyalı arabulucu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Leymah Gbowee’nin de belirttiği gibi barış, savaşın olmama durumundan öte, insan ihtiyaçlarının insan onuruna yakışır bir biçimde temin edilmesi anlamına geliyor. Bu, çocuklar için yeterli eğitim, sağlık sistemlerinin tüm insanları kapsayacak şekilde dizayn edilmesi, önyargısız yargı sistemi, güçlendirilmiş, tanınmış ve eşitlikçi ortamların yaratıldığı kadın toplulukları ve pek çok şey anlamına gelmektedir. Sosyal korumanın sağlanması ve eğitim, sağlık ve çocuk hizmetleri gibi hayati öneme sahip hizmetlerin insanlara ulaştırılması çatışmaya sebep olan eşitsizliklerin azaltılmasında önemli birer rol oynamakta.
 
Feminist bir barış, tüm kesimlerin kendilerini etkileyen hususlar hakkında söz sahibi oldukları, herkesin sesinin duyulduğu bir barışı ifade ediyor. Her ne kadar kadın örgütleri, azınlık gruplarına ve kadınlara yardım konusunda öncü rolü üstlenseler de sahip oldukları finansman yeterli değil. Çatışmadan etkilenen bölgelerde bulunan kadın örgütlerine sağlanan finansman 2017-2018 yılları arasında ortalama 96 milyon dolar seviyesindeydi. Bu, yıllık küresel askeri harcamaların sadece yüzde 0.0005’ini oluşturuyor.
 
Yarattığı bütün yıkıma rağmen, COVID-19’un ortaya çıkardığı kriz hali, daha kapsayıcı bir toplum ve ekonomi inşa edilmesi adına insanlığa çok önemli bir fırsat sunuyor.
 
Dünyanın silahsızlandırılması ve feminist bir barış inşa etme amacı, küresel bir ateşkesi ve kaynakların yeniden dağıtımını gündemine alarak, geleceğe yönelik vizyonun mihenk taşlarını oluşturmalıdır.
 

SHARE: