Menu TR

S360Mag

13 November

Merkez bankaları iklim savaşı için yeşil güç gösterisi yapıyor

Küresel ekonomiyi COVID-19 pandemisinden kurtarmak için savaşan merkez bankaları, bir yandan da güçlerini iklim değişikliğine karşı benzeri görülmemiş bir başka savaşta konuşlandırmaya hazırlanıyor.
 
Bu yıl dünyanın büyük bir kısmını kasıp kavuran orman yangınları, seller ve kuraklıklar, COVID-19'un dünya ekonomisine zarar veren tek kriz olmadığını hatırlattı. Bu tür iklim kaynaklı olaylar enflasyonu, ekonomik büyümeyi ve finansal istikrarı giderek daha fazla etkilemekte. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde geçtiğimiz ay politika yapıcıların göreve hazır olduğunu belirterek, ECB'nin teşvik programları ve diğer politikalar aracılığıyla iklim risklerini ele alması gerekebileceğini söyledi.
 
Merkez bankalarının neden iklim savaşına giderek daha çok dahil oldukları ve neler yapabilecekleri ise şöyle sıralanıyor:
 
1- Neden Merkez Bankaları?
ABD Merkez Bankası haricinde en büyükleri de dahil olmak üzere 74 merkez bankası ve düzenleyicilerden oluşan Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı (NGFS), iklim değişikliğinin bir finansal risk kaynağı olarak doğrudan merkez bankalarının yetki alanına girdiğini savunuyor. 2017 yılında yapılan ve Alman hükümeti tarafından finanse edilen bir araştırma, dünya fosil yakıt kullanımını bıraktıkça 20 trilyon dolar civarı varlığın, 2050'ye kadar fiilen değersiz hale gelme riskinin olduğu konusunda uyardı. Buna ek olarak merkezi Birleşik Krallık'ta bulunan ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Carbon Disclosure Project (CDP), dünyanın en büyük 500 şirketinin yaklaşık 1 trilyon dolarlık iklim riskine maruz kaldığını tahmin ediyor.
 
2- Yeşile Dönüş
Öte yandan merkez bankaları, sürdürülebilir projelere ayrılan gelirlerle temiz enerji ve çevre projelerini finanse etmek için kullanılan yeşil tahvil alımlarını arttırma yolunda ilerliyor. Örneğin Avrupa Merkez Bankası, şirket tahvillerini yalnızca 2016'da almaya başlamasına rağmen  Avro cinsinden uygun yeşil borcun %20'sine sahip.
 
Lagarde da dahil olmak üzere ECB'deki pek çok kişi, kurumsal tahvil satın alma planlarında "yeşil" borcu desteklemeye devam ediyor. Bu politika, su anda ECB'nin tahvilleri tamamen ödenmemiş toplamlarla orantılı olarak satın almasını gerektiren piyasa tarafsızlığı ilkesini ortadan kaldıracağından ECB için radikal bir hareket olarak görülüyor.
 
Diğer yerlerde, örneğin İngiltere Merkez Bankası ve Hollanda Merkez Bankası, iklimi banka stres testleri için kriterler arasına dahil ederken, Çin Merkez Bankası bazı yeşil tahvilleri teminat olarak kabul ediyor.
 
Bu tarz yenilikçi adımlarda görece ketum olan Japonya Merkez Bankası da, Vali Haruhiko Kuroda geçtiğimiz günlerde iklim değişikliğini dünya ekonomisinin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklar arasında listelemesiyle birlikte harekete geçmeye başladı.
 
3- Birlikte Düşünmek
Teşvik amaçlı veya döviz rezervi için yeşil tahvil satın almak bankalar için en kolay seçenek gibi görünse de pazar hala çok küçük; yeşil tahviller 260 trilyon dolarlık küresel tahvil evreninin sadece %4'ünü oluşturuyor. Bu pazar büyürken, makul diğer bir alternatif "yeşil TLTRO'lar (Targeted Long-Term Refinancing Operations - Hedeflenen Uzun Vadeli Yeniden Finansman İşlemleri)" olabilir. İklim dostu şirketlere ve projelere verilmiş olması şartıyla bankalara daha ucuz merkez bankası kredileri sunmayı ifade eden TLTRO'lar, aynı zamanda ECB'nin bankalar için finansman mekanizması. ECB Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel'in geçen ay ortaya koyduğu bir başka yaklaşım ise, merkez bankalarının kredi operasyonlarını kirletici (polluting) şirketlerin tahvillerini teminat olarak daha temiz emsallerinden daha az değerli hale getirmek için değiştirmeyi içermekte.
 
4- İklim ’Stresi’
Bir diğer yandan da finans sektöründe iklim riski için stres testi yapmak popülerlik kazanıyor. Bu yıl düşünce kuruluşu OMFIF’in anketine katılan 33 merkez bankasının %15'i bu tür uygulamalar üzerinde çalışıldığını ve yaklaşık %80'i bu tarz uygulamaların planladığını söyledi.
 
Ülke çapında da benzer çalışmalar yapılmasına örnek, büyük bölümü deniz seviyesinden sadece 15 metre (49 ft) yüksekte olan Singapur’dan gelmekte. Singapur, stres testini döviz rezervlerinin esnekliğini bir dizi iklim senaryosu altında değerlendirmek kaydıyla uyguluyor.
 
Yukarıda bahsedildiği gibi halihazırda yapılan uygulamalar olsa da gelecekte neler yapılması gerektiğine dair tavsiyeler de merkez bankalarınca göz önüne alınmalı. Kar amacı gütmeyen sürdürülebilirlik kuruluşu Ceres, yakın tarihli bir çalışmada Fed ve diğer düzenleyicilerin istikrar risklerini değerlendirirken finansal sektörün iklimi hesaba katması gerektiğini söyledi. İklim aktivistleri ayrıca karbon yoğun şirketlere kredi verirken bankaların sermaye gereksinimlerini artırmak gibi cezalandırıcı tedbirler alınması gerektiği çağrısında bulunuyor. Aktivistler bu tedbirlerin, iklim riskine maruz kalmayı azaltacağını ve daha düşük karbonlu işletmelere kredi vermeyi teşvik edeceğini savunuyor.
 

SHARE: