Menu TR

S360Mag

18 September

Sürdürülebilirlik Liderliği Oturumları: Açık hava gibisi yok!

Havalar yazın en sıcak günlerinin ardından normale dönmüş görünüyor. Önümüzde yeni bir bayram ‘arası’ olsa da insanlar yavaş yavaş yaşadıkları yerlere dönüp işlerinin başındaki yerlerini aldılar. Biz de bu güzel havaları ve iş yapma temposunun yoğunlaşmasını aslında bir fırsata dönüştürdük. Bir müşterimiz için tasarladığımız “Sürdürülebilirlik Liderliği Oturumları”nın bir kısmını açık havada, piknik masalarının üzerinde organize ettik. Sincapların koşturduğu, kargaların katılımcıların sunuşlarını izlediği, karıncaların ve örümceklerin yazıp çizdiğimiz kâğıtların üzerinde gezindikleri bir ortamda öğrenme konusu da farklı bir hâl aldı.

Daha önce gerçekleştirilmiş çalışmalardan zaten biliyorduk öğrenme ve doğal ortam ilişkisini. Gregory Bratman ve arkadaşları, gerçekleştirdikleri akademik çalışmada şehir yaşantısı içerisindeki insanların kısa bir süreliğine bile olsa ağaçlar arasında yürüyüş yapması halinde daha dikkatli ve daha mutlu olduklarını keşfetmiş. Gretchen Reynolds doğada yürüyüş yapmanın insanın beyin işlevlerindeki olumlu değişimleri konu alan yazısında birçok bilimsel yayından alıntılar yapıyor. Shirin-yoku pratiği, şehirlerin kalabalığına hapsolmuş bireylerin bile birkaç dakikada nasıl bir dönüşüm yaratabileceklerini açıklıyor. Sadece şehrin yaşantısından kaçmak ile sınırlı değil doğada yapabileceklerimiz. Kim Thomas The Guardian’daki makalesinde dış mekânın, sınıfın ta kendisi olduğunu, öğrencilerin dış ortamlarda nasıl kendilerine daha fazla güvendiklerini ve öğretmenleri ile nasıl daha iyi ilişkiler kurduklarını anlatıyor. Yine biliyoruz ki Google ve Sony gibi dev şirketler bir süredir liderlik gelişimi için açık havayı ve doğal ortamları tercih ediyor. Sürekli dört duvar arasında çalışmak durumunda olan değişim yaratıcıları, inovasyona giden yolda doğa ile bütünleştiklerinde çok daha yaratıcı ve verimli oluyorlar. Impact International CEO’su David Williams, İngiltere’nin göller bölgesinde son otuz yıldır bireylere ve organizasyonlara değişim ve ilerleme anlamında esin kaynağı olduklarından bahsediyor.

Tüm bu gerçeklere paralel olarak deneyimlediğimiz dış ortamda öğrenme modeli, katılımcılarımız tarafından da etkinliğin en önemli ve güzel yanlarından birisi olarak dile getirildi. Tek bir kişinin anlattığı, geri kalanının dinlediği ve sadece verilen bilgileri soğurmakla görevli olduğu eski model eğitim sisteminden; eğitmelerin aynı zamanda katılımcı, katılımcıların da aynı zamanda eğitmen olduğu farklı bir model ile herkesin içinde olan derin bilgi birikimi ve liderlik refleksini ortaya çıkarıyoruz. Her bir bireyin eşsiz olduğuna inanıyoruz ve yapmamız gereken en önemli şeyin dinlemek ve anlamak olduğunun farkındayız. Kalabalıkların bilgeliğini ortaya çıkaran, birlikte öğrenmeyi ve eğlenmeyi ön plana koyan katılımcı yöntemlerimiz, şirketler için yaratıcılığın ve yenilikçiliğin tetiklenmesini sağlıyor. Siz de “Sürdürülebilirlik Liderliği Oturumları”nı kendi organizasyonunuzda deneyimlemek isterseniz, bize ulaşabilirsiniz.      

SHARE: