Menu

2 July

Net sıfır ve sonrası: Tarihsel salımların temizlenmesi

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz

G7 zirvesi ile birlikte grubun tüm üyeleri artık 2050 yılına kadar net sıfır taahhüdü vermiş durumda. Bu durum, iki yıl önce İngiltere'nin böyle bir taahhütte bulunan ilk büyük ekonomi olduğu düşünüldüğünde oldukça önemli bir gelişme. Bununla birlikte, şu anda 121 ülke UNFCCC Climate Ambition Coalition’a üye ve 38 OECD üyesinden 35'i (Avustralya, İsrail ve Türkiye hariç) yüzyılın ortasına kadar net sıfır olmayı hedeflediğini açıklamış durumda.

Bu taahhütler önemli olsa da yeterliliği konusundaki tartışmalar devam ediyor. Küresel sıcaklıklardaki artışı 1,5°C'de tutabilmek için için 2050 yılına kadar bütün dünyanın net sıfıra ulaşmasının gerekli olduğu vurgulanıyor. Fakat bunun için başta Çin olmak üzere salımların büyük bir kısmından sorumlu olan Hindistan ve Rusya gibi ülkelerin çok daha azimli olması gerek. Ayrıca taahhütlerin yerine getirilmesi de sonuca ulaşmak açısından oldukça önemli. Mevcut eylemler ile geleceğe yönelik verilen hedefler arasındaki boşluk da eleştirilen diğer bir nokta. 

Belirli bir tarihe kadar salımlar ve yakalama-depolama arasında bir dengenin sağlanması önemli olmakla birlikte, karbondioksitin atmosferdeki uzun süreli etkisi, küresel sıcaklıkların ne kadar artacağının temel belirleyicisinin, salınan karbondioksitin kümülatif miktarı olduğu anlamına geliyor. Ülkelerin iklim değişikliğine olumsuz etkilerini sonlandırmak için sadece net sıfıra ulaşmaları değil, aynı zamanda atmosferden, son birkaç yüz yılda sebep oldukları kadar karbondioksiti temizlemesi gerekiyor. Ancak bu durum çoğu ülke tarafından görmezden geliniyor. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen G7 zirvesinde bahsi geçmeyen en önemli konulardan biri bu tarihsel sorumluluk oldu.

G7 ülkelerinin küresel ısınmaya orantısız bir şekilde katkıda bulunduğu herkes tarafından biliyor. Küresel ısınmaya en çok hangi ülkelerin neden olduğu internette araştırıldığında, her yıl ne kadar ülkenin karbon salımı gerçekleştirdiğine dair listeler karşımıza çıkıyor. Daha derine inildiğinde ise bulunan bir sonraki bilgi, 1990'dan beri ülkelerin karbon salımlarını ne kadar azalttığı oluyor. Bu durumun salımlarını azaltan gelişmiş ekonomilerin gururunu okşadığını söylemek mümkün. Ancak, etkileri neredeyse süresiz olarak devam eden karbondioksit değerlendirildiğinde, bir ülkenin küresel ısınmaya katkısının asıl belirleyicisinin, herhangi bir yıl içerisindeki değil, zaman içindeki birikmiş salımları olduğunu vurgulamak gerekiyor.
 
Mevcut ve kümülatif salımlar arasındaki fark çok keskin olabiliyor. Örneğin 2019'da Birleşik Krallık, yaklaşık 350 milyon ton, küresel toplamın %1'inden biraz daha az, karbondioksit salımı gerçekleştirdi. Ancak, erken sanayileşmesi nedeniyle, Birleşik Krallık, yaklaşık olarak küresel toplam 1,5 trilyon ton karbondioksit salımının %5’i olan 78 milyar ton karbondioksitin kümülatif salımndan sorumlu tutuluyor. Birleşik Krallık, 2050 yılına kadar net sıfır hedefine ulaşsa bile, 80 milyar tonun üzerinde bir “karbon kalıntısı” biriktirmiş olacak. Bu kalıntılara dair borçlar yüzyılın sonuna kadar ödenecek olsaydı, yıllık ortalama 1,6 milyar ton yakalama-depolama işleminin gerçekleştirmesinin gerekli olacağı ifade ediliyor. Bu miktar ise ülkenin şu anda her yıl gerçekleştirdiği salımdan dört kat daha fazla.

Hindistan gibi ülkeler için ise durum tam tersi. Hindistan, mevcut küresel salımların yaklaşık %7'sini oluştururken kümülatif salımların yalnızca %3'ünden sorumlu. Bu durum da Hindistan ekonomisinin daha yakın zamanda sanayileştiğine işaret ediyor.  Erken sanayicilerin çevreye verdikleri zarar hala atmosferde kalarak iklim değişikliğine sebep olurken, Hindistan ve Çin gibi ülkeleri salımları hızla kesmenin önemi ve zorunluluğu konusunda ikna etmek zor gibi gözüküyor.

Bu sebeplerle, ülkelerin yalnızca net sıfır hedeflerine ulaşma taahhüdünde bulunmaları değil, aynı zamanda tarihsel salımlarını da ele almaları gerekiyor. Tarihsel salımlara yönelik taahhütlerde bulunan bazı şirketler bulunuyor. Örneğin, bu durumun öncülüğünü yapan Microsoft, sadece mevcut salımlarını ortadan kaldırmakla kalmayıp, aynı zamanda tüm tarihi salımlarını temizleme sözü verdi. Erken sanayileşen ülkelerin de bu örneği takip etmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, Kasım 2021'de gerçekleşecek olan Glasgow iklim konferansı COP26'da, ülkelerin bundan böyle salımlarına ek olarak, küresel ısınmaya ne kadar neden olduklarını, ne kadar neden olmaya devam ettiklerini ve gelecekte ne kadar ısınmaya neden olacaklarını öngördüklerini rapor edeceklerini ilan etmeleri, süreç açısından son derece önemli bir adım olacaktır.  
 

SHARE: