Menu TR

S360Mag

4 February

Günümüzün değişen iş koşullarında bulut teknolojilerinin ve SaaS (Hizmet Olarak Yazılım) uygulamalarının payı giderek artıyor!

*Bu haberi 5 dakikada okuyabilirsiniz.

Günlük yaşantımızın birçok noktasında radikal değişikliklere yol açan olan COVID-19 salgını, mevcut çalışma koşullarında da zorunlu ve hızlı değişikliklere sebep oldu. Hükümetler salgının yayılmasını yavaşlatabilmek için çalışanları ve işverenleri etkileyen çeşitli kısıtlamalar yürürlüğe koydu. Pandemi dolayısıyla işyeri kısıtlamalarının olduğu ülkelerde yaşayan çalışanların sayısı 2021'in başında da yüksek seviyelerde seyrediyor ve tüm dünya ülkelerindeki çalışanların %93'ü çeşitli formlarda iş yeri kısıtlamalarının olduğu ülkelerde yaşıyor.
 
İş yeri kısıtlamalarının tetiklenmesi ile beraber birçok şirket evden çalışma çözümlerini benimsemek zorunda kaldı. Pandemi öncesi dünyada genellikle Silikon Vadisi’nde yer alan bazı şirketlerce uygulanan bir akım olarak görülen evden çalışma düzeni, pandemi ile birlikte günümüzün yeni normali olmaya aday. Facebook, Twitter ve Microsoft gibi dev şirketler pandemiden sonra da çalışanlarının çoğunun kalıcı olarak evden çalışmasına izin vermeyi planlıyor.
 
Türkiye’de de bu trend büyük şirketler tarafından gündeme getirilmeye başlandı. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, pandemi önemleri doğrultusunda dünya üzerinde milyonlarca çalışanın yeni normali haline gelen uzaktan çalışma modelinin Koç Topluluğu şirketlerindeki 35 bin ofis çalışanı için bundan sonra kalıcı hale geleceğini belirtirken “Değişmekten korkmuyoruz, kendimize güveniyoruz” diye ekledi.
 
Bu trendin işletmeler üzerinde önemli bir etkisi olacak ve muhtemelen pek çoğunun daha esnek iş yeri modellerine geçtiğini göreceğiz. İçinde bulunduğumuz koronavirüs krizinin, neyin işe yarayıp neyin yaramadığını gösteren, büyük ölçekli bir uzaktan çalışma deneyi olarak hizmet ettiğini söylemek mümkün. Bu krizin hızlandırdığı daha esnek iş yeri modellerine yönelik eğilim, çalışanlara konum ve zaman yönetimi açısından daha fazla esneklik sağlıyor.
 
Değişen çalışma pratiklerinin büyük destekçisi:  Bulut teknolojisi
 
Bulut teknolojisi kullanımı, kullandıkça öde fiyatlandırma modeliyle kaynakların internet üzerinden isteğe bağlı olarak sunulmasıdır. Bulut teknolojisi ile fiziksel veri merkezleri ve sunucuları doğrudan satın almak ve bunların düzenli bakımını yapmak yerine, bir bulut sağlayıcısı ile ihtiyaç duyulduğu oranda bilgi işlem gücü, depolama, veri tabanları ve güvenlik gibi teknoloji hizmetlerine erişebilmek mümkün hale geliyor. Uluslararası Veri Grubu tarafından yapılan bir araştırmaya göre işletmelerin %69'u belirli kapasitede bulut teknolojisini kullanıyor ve %18'i bir noktada bulut bilişim çözümlerini uygulamayı planladıklarını söylüyor.
 
Farklı büyüklüklerde olan ve çeşitli sektörlerde yer alan organizasyonlar veri yedekleme, büyük veri analizi ve müşteriye yönelik web uygulamaları gibi birçok çözüm için bulut teknolojisini kullanıyor. Makine öğrenimi ve veri analitiği gibi çeşitli teknolojilere kolay erişim sağlanmasıyla organizasyonların inovasyon kapasitesinde artış ve daha çevik çalışma düzenleri gözlemleniyor
 
Günümüzün uzaktan çalışma düzeni ile dünyanın farklı noktalarından çalışan ekipler, bulut teknolojisinin sunduğu küresel altyapı sayesinde eş zamanlı olarak çalışma imkanı buluyor. Teknoloji sayesinde ürünler, farklı fiziksel noktalarda bulunan son kullanıcılara saniyeler içerisinde ulaşıyor.
 
Kurumsal şirketlerin SaaS çözümlerine ilgisi artıyor! 
 
Bulut teknolojisinin mümkün kıldığı Hizmet Olarak Yazılım (Software as a Service- SaaS), bulut tabanlı bir yazılım uygulamasının bir kullanıcıya lisanslandığı bir yazılım teslim modelidir. Uygulamaya internet üzerinden erişilir, yani kullanıcı yazılımı yerel olarak kurmak, bakımını yapmak ve güvenliğini sağlamak zorunda kalmaz. SaaS uygulamaları genellikle abonelik temelinde lisanslanır. Hizmet düzeyine ve ihtiyaç duyulan kullanıcı sayısına bağlı olarak aylık bir ücret yansıtılır. Bu şekilde bir SaaS sağlayıcısı, uygulamalarını hizmet olarak internet üzerinden sunar.
 
Pandemi ile beraber ismini sık sık duyduğumuz ve kullandığımız sanal görüşme uygulaması Zoom, kurulum yapılmasına gerek kalmadan internet tarayıcısı üzerinden kullanılması ile tipik bir SaaS örneği. Şirket içi iletişim çözümleri sunan son dönemin popüler hizmetlerinden birisi olan Slack’e de bir başka SaaS örneği denebilir.
 
Crunchbase’in yayımladığı SaaS şirketleri listesine göre dünya genelinde bulunan 15.529 SaaS şirketi içerisinde 117 milyar dolardan fazla değeri ile Salesforce en tepede yer alıyor. Gartner tarafından yayımlanan rapora göre ise SaaS şirketlerinin dünya çapında pazar gelirlerinin 2022'ye kadar 151 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
 
Bu yükselen trendin arkasındaki en büyük motivasyon olarak SaaS çözümlerinin organizasyonlara sunduğu avantajlar yer alıyor. IBM, SaaS kullanımın öne çıkan dört faydasını şu şekilde belirtiyor:
 
Kurulum kolaylığı: Hizmet olarak yazılım geleneksel modelden farklı çünkü yazılım (uygulama) zaten buluta yüklenmiş ve yapılandırılmış durumda. Sunucuda yer alan uygulamayı müşteriye özel konfigürasyonlarda deneyip birkaç saat içinde kullanıma hazır hale getirebilirsiniz. Bu kolaylık sayesinde kurulum için harcanan zaman azalıyor.
 
Düşük maliyetler: SaaS, genellikle paylaşımı mümkün kılan veya birden fazla müşteriye servis sağlayan bir ortamda bulunduğu için donanım ve yazılım lisansı maliyetleri geleneksel modele göre düşük. SaaS sağlayıcısının sahip olduğu sunucu üzerinden hizmet sağlandığı ve bu çözümü kullanan tüm müşteriler arasında bölündüğü için müşteriye yansıyan bakım maliyetleri de azalmış oluyor.
 
Ölçeklenebilirlik ve entegrasyon: SaaS çözümleri genellikle ölçeklenebilir ve diğer SaaS sağlayıcıları ile entegrasyona sahip bulut ortamlarında bulunur. Geleneksel modelle karşılaştırıldığında, başka bir sunucu veya yazılım satın alınmasına gerek yok. Böyle bir ihtiyaç durumunda yalnızca yeni bir SaaS çözümünün etkinleştirilmesi gerekir ve sunucu kapasitesi planlaması açısından SaaS sağlayıcısı bunu müşteri için ayarlayacaktır. Ek olarak, sunulan SaaS çözümlerini belirli ihtiyaçlar doğrultusunda yukarı ve aşağı ölçeklendirme esnekliği mevcuttur.
 
Kullanım kolaylığı: SaaS çözümleri, en iyi uygulamalar ve örneklerle birlikte müşteriye sunulduğundan kullanımı oldukça kolay. Kullanıcılar önceden bazı özelliklerin uygunluğunu ve işlevselliğini test edebilir. Ayrıca, farklı sürümlere sahip birden fazla hesabınız olabilir ve sorunsuz bir geçiş yapabilirsiniz. Büyük organizasyonlar için bile, satın almadan önce yazılımı test etmek için SaaS çözümleri denenebilir.
 
Yeni çalışma düzeninde SaaS’ın yeri:
 
Video konferans ve gerçek zamanlı iletişim gibi işbirliğini arttıran çözümlerden veri analizi ve e-posta pazarlaması gibi görevleri otomatikleştirenlere kadar birçok çözüm sunan SaaS araçlarının evrimi, yalnızca kurumların maruz kaldığı COVID-19 salgınından etkilerini hafifletmeye yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut ve gelecekteki zorluklar karşısında başarılı olmaları için bir yol gösterici pozisyonda bulunuyor.
 
Bunun nedeni, çoğu SaaS çözümünün şirket içi ekosistemler yerine bulut için tasarlanması ve geliştirilmesi. Uzaktan çalışanlar, ofiste tipik olarak kullanacakları araçlara sanal özel ağlar (VPN'ler) aracılığıyla web tarayıcıları üzerinden kolayca erişebiliyorlar. İş akışları neredeyse tam verimlilikle çalışırken çalışanlar arası bağlantılar aksamaya uğramamış oluyor.
 
Bundan yalnızca 10 yıl öncesini düşündüğümüzde, bu gelişmelere imkansız gözüyle bakıyorduk. İşyerlerinde kullanılan teknoloji çözümlerinin yükselişi, maliyetleri en aza indiren, üretkenliği arttıran ve giderleri düşüren çalışma dünyası dönüşümünü mümkün kılıyor. Pandemi koşulları, SaaS çözümlerinin kullanımının şirketlere sunduğu faydaları ve çevikliği daha net bir şekilde ön plana çıkardı. Konu ile ilgili çalışmalarda yer alan tahminlere paralel olarak SaaS sektörü büyümeye ve inovatif çözümler sunmaya devam edeceğini söylemek mümkün.
 

SHARE: