Menu TR

S360Mag

30 January

Yeşil Badana Çalıştayı Gerçekleşti

Yeşil Badana Çalıştayı Aslı Kurtuluş ve Emre Salkım‘ın kolaylaştırıcılığıyla 22 Ocak Perşembe günü S360 ofisinde gerçekleşti. Katılımcılar önce Yeşil Badana'nın tarihini dinleme, daha sonra yeşil badananı 9 yüzünü tanıma fırsatı buldular. Çalıştayın ikinci bölümündeki interaktif seanslarda katılımcılar Aslı ve Emre'nin desteğiyle gerçek ürün ve reklamlar üzerinden yeşil badana avına çıktılar. Son olarak, yeşil badananın nasıl önlenebileceği konusunda bir aksiyon listesi oluşturdular.Sıcak bir atmosferde gerçekleşen çalıştayda, katılımcılar kendi şirketlerinin de yeşil badana tuzağına düşmüş olabileceği birkaç örnekten bahsetti. 

Çalıştayın amacı yeşil badanayı tanımak, yeşil olarak pazarlanan ürün ve hizmetlere sorgulayarak yaklaşmak ve şirketlerin dürüst ve şeffaf iletişim yapmasının önemini vurgulamak ve katılımcıları kendi şirketlerinin sürdürülebilirlik iletişimi yöntemleri üzerinde düşündürmekti. 

Yeşil badana eğitimi veya markanızı yeşil badanadan uzaklaştırmak isterseniz info@s360.com.tr'den bizimle iletişime geçebilirsiniz. 

Hatırlatalım çalıştay konularının özetini içeren yeşil badana el kitabını da web sitemizden indirmek mümkün. 

Sparksheet'te yayımlanan makalesinde Sophie Woodrooffe yeşil badanaya neden başvurulduğu sorusunu soruyor. Yapılan araştırmalara göre tüketiciler son yıllarda yeşil olarak pazarlanan ürünlere karşı biraz daha kuşkucu yaklaşmaya başlamış. Ne var ki, başka bir araştırma ortalama bir tüketicinin, yeşil badana ile sertifikalı gerçek ekolojik ürünler arasındaki farkı her zaman ayırt edemediğini ortaya koyuyor. Yöneticiler genellikle eko-pazarlamanın er ya da geç daha yüksek standartlar getireceğinde ve saydamlık konusunda şirketleri zorlayacağında hemfikir. Aspen Skiing Co. sürdürülebilirlik yöneticisi Auden Schendler, bu durumu “sürekli olarak iyiyiz demek için bir müddet sonra gerçekten iyi uygulamalarda bulunmak gerekiyor” diye açıklıyor. 



2005 yılında yayımlanan makalesinde sosyolog Anne Marie Todd, yeşil reklam kampanyalarının tüketicilerin çevresel konularda bilinçlenmesinde önemli bir faktör olduğunu savunuyor. Günümüz ekonomik sisteminde tüketicilerin talebi markalar tarafından tasarım veya pazarlama yöntemleri ile şekillendirilebildiği için, aslında bu gayet mümkün. Çevresel bilincin kazandırılması konusunda markalar tüketicilerden önce davranmış olabilir. Örneğin, piyasa şartları, altyapı vs. uygun değilken piyasaya hibrid araç süren Toyota gibi. 

Benzer şekilde Body Shop, Burt’s Bees gibi markalar hem içerikleri, hem şirket politikaları, hem de ürünleri pazarlama yöntemleri (amabalajdan, reklamlarına ve mağaza tasarımlarına kadar) çevre ve adil ticaret gibi konuları öne çıkaran ve bu konularda özdeşleşen markalar haline gelmeyi başardılar. 2009 Kopenhag BM İklim Değişikliği Zirvesi'nde konuşan BM yetkisilisi Yvo De Boer, iklim değişikliğine karşı kurallar ve maliyetler getirmenin vatandaşlar bunu istemedikçe imkansız olduğunu öne sürdü. De Boer, daha sonra HBR'da yayımlanan yazısında devletlerin anlaşma imzalamasını beklemektense şirketlerin düşük karbonlu, çevre dostu ürün ve hizmetler sunmasının daha pratik olduğunu belirtti.

Aynı zirvede Coca-Cola ve Unilever hızlı tüketim malları üreticilerinin tüketici davranışlarını değiştirme ve onları iklim değişikliğine karşı bilinçlendirme sorumluluğu taşıdığını ortak bir araştırma ile duyurdular. İlgili dokümanı buradan indirebilirsiniz. 

Sonuç olarak, algı ve performans markalar söz konusu olduğunda her zaman birbirine uymuyor. Yine Toyota örneğine bakarsak, şirket gerçekten Prius modeli ile otomobil piyasasında çığır açtı ancak diğer yandan 1985 sonrası satışlarında yakıt tasarruflu araçların oranının azaldığını görüyoruz. Bunun nedeni artan kamyon ve SUV satışları olmuş. 

Kısacası yeşil badana konusu tüketicilerin farkındalığı ile ters orantılı diyebiliriz. 

SHARE: