Menu

5 August

Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelesinde yeni bir sayfa: Yeşil Mutabakat Eylem Planı

*Bu haberi 5 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Son zamanlarda herkesin konuştuğu iklim krizine dair en büyük gelişmelerinden biri hiç kuşkusuz Avrupa Birliği (AB)’nin 2019 Aralık ayında Yeşil Mutabakat ile birlikte açıkladığı 2050 net sıfır kıta olma hedefi ve bu hedefe ulaşabilmek için gerçekleştireceği eylemler. Bu eylemlerden bazıları daha mikro seviyede Avrupa içindeki ekonomiyi etkilerken, kimilerinin ise Avrupa ekonomisinin yurtdışı pazarlara bu kadar bağlantılı olmasından ötürü makro açıdan küresel ekonomiyi yeniden şekillendireceği yönünde olduğu anlaşılıyor. Bu “yeşil” dönüşüm gelişmiş ülkeler tarafından memnuniyetle karşılanırken, gelişmekte olan ekonomiler için çeşitli zorluk ve yükümlülükleri de beraberinde getiriyor. Bu eylemlerin en başta geleni kuşkusuz sınırda karbon düzenlemesi (SKD) (Carbon Border Adjustment Mechanism- CBAM) olarak adlandırılan karbon vergisi mekanizması. Temmuz ayı bu anlamda çeşitli önemli gelişmelere sahne olan bir ay oldu. Yeşil Mutabakat çağrısının detayları Fit For 55 paketi ile detaylı bir şekilde önerilen SKD mekanizmasının çerçevesi, sektörel kapsamı ile uygulama usul ve esasları 14 Temmuz tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından açıklandı. Sınırda karbon düzenlemesi (SKD) mekanizmasına ilişkin teklifte uygulamaya 1 Ocak 2023 tarihi itibarıyla geçilerek 3 yıllık mali yükümlülük getirmeyen bir geçiş dönemi ile başlanması öneriliyor. Mevzuat taslağında, SKD mekanizmasının AB Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) paralel bir sistem olarak kurgulandığı; SKD mekanizmasına tabi olan seçili sektörlerin ise demir çelik, çimento, alüminyum, elektrik üretimi ve gübre olarak belirlendiği görülüyor. 2023 yılında devreye alınacak Sınırda Karbon mekanizması ile Avrupa’ya ihracat yapacak şirketler 2025 yılına kadar sürecek bir geçiş döneminin ardından 2026 yılından itibaren ton başına üretimleri için Avrupa Emisyon Ticareti sistemi EU-ETS’deki güncel karbon fiyatına eş değer bir karbon değerinde karbon sertifikası alacağı belirtiliyor. Güncel karbon fiyatı 55€ civarında iken, bu fiyatın 100€’ya ulaşabileceği de karbon-enerji piyasası analizleri tarafından ortaya konuyor. Bu durumda oluşacak karbon maliyetinin şirketlerin AB’ye ihracatında büyük finansal yükler oluşturması bekleniyor.

Dünyanın daha önce iklim krizi ile mücadelede savaş zamanları dışında bu denli bir seferberlik ve çaba görmediğine ilişkin çeşitli yorumlar bu gelişmelerle birlikte konunun ehemmiyetini tekrar gözler önüne seriyor. Diğer yandan başta SKD olmak üzere komisyonun önerileri katı bir merkezi planlamaya sahip olması ve iklim krizinin yarattığı bu olumsuz etkiyi gelişmekte olan ülkelerin sırtına yüklemesi nedeniyle yoğun eleştilere maruz kalmaktadır. Bu eleştirilerde özellikle AB’nin iklim mücadelesinde gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkı daha da arttıracağı, AB’nin kendisini bir ticaret kalesine dönüştürdüğü ve dikkatli olmazsa bir iklim kulübü oluşturacağı öne çıkıyor.

Uluslararası Ticaret Kuralları ile bir nevi uyumsuzluk oluşturabileceği belirtilen SKD, en son tasarıda buna uygun önlemlerin alınacağı belirtilmesine rağmen AB’ye ihracat yapan gelişmekteki ülkeler tarafından hala SKD’ye ilişkin çeşitli çekinceler bulunuyor. Avrupa Reform Merkezi, SKD’nin gelişmekte olan ülkelerin AB'ye yaptığı 16 milyar dolarlık ihracatı etkileyebileceğini söylüyor. Brezilya, Güney Afrika, Hindistan, Türkiye ve Çin, SKD'nin ürünlerinin Avrupa tarafından ithaline haksız ayrımcılık uygulayabileceği konusunda "ciddi endişelerini" dile getirirken, Amerikan İklim Elçisi John Kerry, SKD’nin “son çare” olması gerektiğini belirtiyor. Bununla beraber ABD Senatosu'ndaki Demokratlar, Başkan Joe Biden'in 3,5 trilyon dolarlık kurtarma paketini finanse etmeye yardımcı olmak için AB'nin yakın zamanda açıklanan sınır karbon mekanizmasına  benzer bir "ithalat ücreti" düşünüyorlar. Pandemi bu dönüşümü hızlandırırken, COP26’ya doğru giden bu süreçte AB'nin diğer büyük ticaret ortakları pozisyonlarını açıklamadı ancak eylem planının sürdürülebilirlik ve çevre uzmanları tarafından memnuniyetle karşılandığı görülüyor.

Yeşil Mutabakat Eylem Planı

Bu gelişmeyi takiben yeşil yatırımların Türkiye’ye çekilmesi ve ilgili tüm politika alanlarında yeşil dönüşümün desteklenmesini hedefleyen bir yol haritası niteliğindeki Eylem Planı’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 16.07.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Genelgede 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve gündemi doğrultusunda son yıllarda dünyada hız kazanan yeşil dönüşüm politikaları uluslararası ekonomi ve ticaret gündemiyle birlikte bu yeşil dönüşümde Türkiye’nin 2023 ve 11. Kalkınma planındaki hedeflerini koruyarak vereceği katkıya ilişkin detaylar paylaşılıyor.  Bu çerçevede, Eylem Planı kapsamında yer alan hedef ve faaliyetlerin Avrupa Yeşil Mutabakatı Çalışma Grubu kapsamında kamu, özel sektör ve ilgili tüm paydaşlar ile etkin bir şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olan AB tarafından açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile öngörülen kapsamlı değişiklikler başta olmak üzere bu alandaki dönüşüme uyum sağlanması ve karşı karşıya kalınacak risklerin fırsata çevrilmesi amacıyla T.C. Ticaret Bakanlığı’nın liderliğinde kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektör işbirliği içerisinde hazırlanan Eylem Planı 9 ana başlık altında toplam 32 hedef ve 81 eylemi içeriyor. Buna ek olarak eylem planında, eylemlerin gerçekleştirilmesinden sorumlu ana koordinatör kurum ile işbirliği içinde çalışacak ilgili kurum ve paydaşlar ve eylemlerle ilgili çalışmaların yürütüleceği takvime yer veriliyor.

AB tarafından baktığımızda yapılan son anketlerde iklim değişikliği Avrupalılara göre dünyanın karşı karşıya olduğu en ciddi problem olarak görülürken, son zamanlarda Antartika, Kanada, Rusya’da görülen sıcaklık rekorları, Akdeniz havzasındaki yangınlar, Avrupa’da ve ülkemizdeki sel ve yangın felaketleri bunu kanıtlar şekilde. Negatif emisyonlar için koalisyon ve Mckinsey’nin birlikte yayımladığı son raporda ise iklim hedeflerine ulaşılması için 2025 yılına kadar dünyadan 1 milyar ton CO2’nin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtiyor. Columbia Üniversite’sinin yaptığı son araştırma 2100 yılına kadar 83 milyon insanın (Almanya nüfusuna eşit) sera gazı salımları nedeniyle ölebileceğini ortaya koyuyor. Tüm bu gelişmeler küresel olarak çok ciddi bir riskle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor. Bu nedenle de Avrupa’nın hedefiyle beraber almayı planladığı eylemlerin kapsayıcı olması gerekirken bir yandan da konunun aciliyeti de göz önüne alındığında bu “yeşil” dönüşüm sürecininde daha hızlı ve yapıcı aksiyonlara ihtiyaç var. Bu doğrultuda Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı’ndaki aksiyon ve hedeflerin hızlıca hayata geçmesi ile Türkiye’deki şirketlerin açıkladığı net sıfır hedeflerine paralel iklim risklerini proaktif bir şekilde yönetmeleri için bu risklere yönelik stratejiler geliştirmeleri ve harekete geçmeleri büyük önem taşıyor.  


 

SHARE: