Menu TR

S360Mag

6 August

Gelişmekte olan ülkeler için yeşil iyileşme

Bu haberi 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Pandemi süreciyle beraber ülkeler, halk sağlığının ve ekonominin iyiliği için politikalarını birçok yönden yeniden değerlendirmek ve revize etmek zorunda kaldı. Bu değerlendirme süreci yeşil iyileşme yolu seçilirse özellikle de gelişmekte olan ülkeler için çok güzel sonuçlar getirebilir. Inter-American Development Bank başkanı Alberto Moreno ve ABD eski Hazine Bakanlığı sekreteri Henry Paulson’un Project Syndicate sayfasında yeşil iyileşme ve pandemi dönemi hakkında kaleme aldıkları değerlendirme yazısını S360Mag için derledik.
 
Gelişmekte olan ülkelerin, pandemi öncesinde de ekonomiye ve iklim krizine dayalı birçok problemi halihazırda vardı. Hızla artan nüfus ve işsizlik ekonomiyi zorlarken, doğal ve beşerî kaynakların yetersizliği gitgide daha da belirginleşiyordu. Bununla birlikte iklim krizine dayalı şiddetlenen afetler de halihazırda var olan kaynakları sömürürken halkın güvenliğini tehdit ediyordu. Bunun yanı sıra politik kutuplaşma, istikrarsızlık ve yatırımcı azlığı gibi yapısal problemler de hükümetlerin işini zorlaştırıyordu.
 
Koşullar birçok gelişmekte olan ülke için bu haldeyken pandemi hayatımıza girdi ve birçok dengeyi değiştirdi. Ülkeler tam karantina uygulamasalar da ekonomiyi olumsuz etkileyecek birçok adım atmak durumunda kaldılar, birçok şirketin iflas noktasına gelmesinin yanında milyonlarca insan da işsiz kaldı. Bunların sonucunda ekonomik daralma yaşanmasıyla birlikte, pandemi sürecinin getirdiği belirsizlik ve toplumsal endişe hali de hükümetlerin geleceğe dair adımlar atmasını zorlaştırdı.
 
Bununla beraber, pandemi süreci doğanın yara sarma gücünü insanlığa gösterdi: Hava ve deniz kirliliği gözle görülür şekilde azaldı, doğa kendini serbest bıraktı, orman yangınları ve benzeri insan ürünü afetlerin sayısı sıfıra yaklaştı. Tüm bunlardan dolayı pandemi, özellikle de gelişmekte olan ülkeler için yeşil iyileşmenin ideal olabileceği düşüncesini tekrar akla getirmeye başladı.
 
Bu ülkeler, halihazırda zaten yapısal birçok sorunla karşı karşıyalar: ulaşım ve lojistik sistemleri pandemi koşullarına ve halk sağlığına uygun değil, afetlerle başa çıkmada sıkıntı çekiyorlar, kirlilik seviyeleri çok yüksek ve temiz enerjiye geçiş yapamıyorlar. Bu noktada yeşil iyileşme politikaları üretmeye başlarlarsa, ekonomiyi düzeltme ve ilerleyen senelerde şiddetlenecek iklim krizini önleme çabaları sonuç verebilir.
 
Peki nasıl? Yeşil iyileşme adı altında yapılabilecek birçok iyileştirme işlemi var. İyileştirilebilecek ilk sistem ise ulaşım sistemi. Birçok insan işe gitmek için günlük hayatında toplu taşıma kullanmak zorunda ve pandeminin yakın süreçte etkisinin azalmayacağı göz önüne alındığında, toplu taşıma sistemlerinin sosyal mesafe ya da havadarlık gibi artık zorunluluk olarak görülen önlemlere uygun olmadığı aşikâr. Bu noktada yeşil iyileşme kapsamında, hükümetler insanları bisiklet gibi çevreci ve bireyci taşıtlara teşvik edebilir ya da tren ya da elektrikli otobüs gibi çevreci ve daha havadar sistemlerin şehirlerdeki ağlarını genişletmeye odaklanabilir.
 
Ulaşımın yanında, ülkelerin enerji sistemleri de iyileştirilmeye çok açık ve temiz enerjiye geçişin hızlandırılması birçok yönden faydalı. Fosil yakıtlar, her ne kadar pandeminin etkisiyle ucuzlasalar ve kullanıma daha uygun hale gelseler de hükümetlerce tercih edilmemeliler çünkü dünyanın yaşadığı enerji dönüşümü, son dönemde yenilenebilir enerji kaynaklarına erişimi arttırdı ve kaynakların maliyetlerini ucuzlattı. Konuyla ilgili makro ve mikro düzeydeki birçok inovasyon da temiz enerji kaynaklarının tercih edilebilirliğini arttırmaya devam ediyor. Dolayısıyla, hükümetlerin payına da ülkelere uzun vadeli faydayı getirecek olan temiz enerji yatırımlarını yapmak noktasında büyük rol düşüyor.
 
Çevreye duyarlı yapılacak yatırımların, gelecekte daha da şiddetlenecek olan taşkın, kuraklık ya da yangın gibi afetlerin yaratacağı tahribatı önlemesi de bu alanda kafa yorulması gerektiğinin bir başka kanıtı. Şu anda bile yüzbinlerce insanın ve milyonlarca canlının yaşam alanını tehdit eden afetlerin ileride pandemi gibi büyük çaplı halk sorunlarını da arttıracak olması bekleniyor. Dolayısıyla hem var olan tahribatı düzeltmek hem geleceğe yönelik tehditleri azaltmak ve pandemileri önlemek için, doğaya uyumlu ve çevreye duyarlı yapıların inşa edilmesi ve yeşil yatırımların arttırılması gerekiyor. Özellikle de biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu ülkelerin bu yatırımlara öncelik vermesi çok önemli. Bu ülkeler hem eko turizm ya da tıbbi bitki ihracatı gibi yollarla doğal ekosistemlerden ekonomik fayda elde edebilirler, hem de doğal dengenin korunması ve afetlerin önlenmesi noktasında var olan kaynaklarını korumaya herkesten çok ihtiyaçları var.
 
Peki bu yeşil iyileşme yatırımları, ekonomik olarak ülkeler bu kadar zor durumdayken nasıl karşılanacak? Araştırmalara göre, yeşile yapılan kamu yatırımları geleneksel kamu harcamalarına göre daha çok kişiye iş yaratıyor ve daha iyi dönüşler alınmasını sağlıyor. Bu sayede bilinçli ve dikkatli kamu harcamaları, iç ve dış özel sektör yatırımlarına teşvik paketleriyle birleştirilirse yatırımların karşılanamaması için hiçbir sebep yok. Halihazırda zaten çevre dostu olmayan yapısal projeler kamu kaynaklarınca karşılanıyordu, şimdiyse sorunlara daha kökten bir çözüm sunan yatırımlara odaklanılabilir. Bununla birlikte yeşil tahvil dediğimiz çevre dostu hisselerin satışına talep giderek artmakta, dolayısıyla hükümetler yeşil iyileşme için özel şirketlerden de ekonomik destek alabilirler. Son olarak da doğaya duyarlı yatırımlara, biyolojik çeşitliliği ve doğal yaşamı korumaya yönelik var olan uluslararası fonlardan yararlanabilir olup, dünyayı koruyarak kendi ekonomilerini iyileştirebilirler. Kısaca, hükümetler pandemiden çıkardıkları dersler sonucu inisiyatif alıp ülkeleri için yeşil iyileşme yolunu seçerlerse, problemlerinin birçoğunun sürdürülebilir bir şekilde çözümlendiğini görecekler.
 
 

SHARE: