Menu TR

S360Mag

19 March

Doğanın etkisi bilanço tablosunda karşılık buluyor

*Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Bu makale ilk olarak State of Green Business 2021'de yayınlandı. Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.

Günümüzde iklim değişikliği ile ilgili tartışmaların öne çıkmasıyla, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) konularına yönelik sorunlar da önem kazanmaya devam ediyor. Sürdürülebilir bir geleceğe geçişi desteklemek için tüketicilerin karbon salımları konusunda harekete geçilmesini talep ettiğini, yatırım şirketlerinin yeşil ürünlere yöneldiğini ve hükümetlerin yasal düzenlemeler geliştirdiğini görüyoruz. Fakat çevreye yaptığımız etki ne yazık ki iklim kriziyle sınırlı değil. Dolayısıyla sadece karbon salımlarını azaltmaya yönelik inovatif adımların atılması veya yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesi her ne kadar önemli girişimler olsa da, şirketleri ve bireyleri doğaya karşı yaratılan olumsuz etkiyi engelleme konusunda dar bir bakış açısına hapsedebiliyor.Bu nedenle, iklimle ilgili risklerde olduğu gibi, doğa ile ilgili risklerin daha iyi anlaşılması ve bunlara göre hareket edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Örneğin, Dünya Ekonomik Forumu 163 endüstri sektörünü ve bu sektörlerin tedarik zincirlerini analiz ederek ulaştığı verilere göre, doğaya yüksek derecede bağımlı endüstriler küresel GSYİH'nın yüzde 15'ini (13 trilyon dolar) oluştururken, orta derecede bağımlı olan endüstriler yüzde 37'yi (31 trilyon dolar) oluşturuyor. Endüstrilerin doğaya bu denli bağlılığına rağmen, insan davranışı türleri yok etmeye, dünyadaki ormanlık alanları azaltmaya ve su kaynaklarını tüketmeye devam ediyor.
 
2015 yılının Aralık ayında İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü 'nün ( Task Force on Climate-related Financial Disclosures- TCFD) oluşturulmasıyla, kuruluşların bu riskleri daha iyi anlamaları ve raporlamaları için bir çerçeve oluşturulmuştu. Artan farkındalık sayesinde, şirketlerin daha bilinçli stratejik kararlar alması sağlanırken; aynı zamanda yatırımcıların ve borç verenlerin, bir şirketin iklimle ilgili risklerinin uygun şekilde değerlendirilip, yönetildiğine dair güveninin artması sağlandı. Fakat, TCFD’nin kapsamı riskleri saptarken, yalnızca iklim krizi ile sınırlı kalıyor. Bu çerçevede, örneğin, okyanus besin zincirinde plastiklerin zararlı etkisini veya aşırı kullanım nedeniyle toprak verimliliğinin kaybolması gibi alanları dışarıda kalıyor. Bu nedenle daha kapsamlı bir risk analizi için 2021 yılında TCFD ile birlikte çalışmak üzere Doğa ile Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü (Task Force on Nature-related Financial Disclosures-TNFD) kurulması planlanmaktadır. TNFD’nin amacı, doğayla ilgili risklerin finansal terimlere çevrilmesini sağlamak ve finansman akışların doğa-pozitif faaliyetlere yönlendirilmesine yardımcı olmak. Bu bağlamda oluşum, şirketlere ormansızlaştırma veya aşırı avlama gibi eylemler sebebiyle doğal kaynakların aşırı kullanımı sonucu karşılaşılan finansal riskleri ölçümlemeye yönelik tavsiyeler sunacaktır.
 
Doğanın sunduğu ekonomik faydaların finansal karşılıklarını bulmak karmaşık bir sorumluluk olarak karşımıza çıkıyor, ancak bazı firmalar bu zorluğun üstesinden gelmek için adımlar atmakta. Örneğin önde gelen spor ürünleri markası olan Puma, operasyonlarında ve tedarik zincirindeki çevresel etkileri ölçmeye ve yönetmeye yardımcı olacak bir çevresel kar ve zarar (EP&L) hesabı geliştirmek için Trucost ile birlikte çalıştı. Bu çalışma sayesinde Puma doğanın hizmetlerinin değerini, ve doğa olmadan operasyonlarını sürdüremeyeceğinin farkına vardı. Dow Chemical Company de, bu konuda harekete geçen şirketlere bir başka örnek olarak karşımıza çıkıyor. Şirket doğaya değer verme hedefi doğrultusunda 2011 yılında The Nature Conservancy ile ortaklaşa yürütülen çalışmalara başladı. Bu doğrultuda her iki kuruluştan bilim insanları, mühendisler ve ekonomistler, doğanın Dow'ın operasyonlarına ve topluma sağladığı çeşitli katkıların değerini belirleyecek yöntemler oluşturmak için birlikte çalışıyorlar. 

Her iki şirketin kurduğu anlamlı ortaklıklar doğanın, şirket operasyonlarına sunduğu katkıyı anlama çabasının bir göstergesi olarak önemli. Fakat bundan çok daha fazlasına ihtiyaç var. Şirketlerin bu konuda belirli adımlar atması ne kadar önemliyse, bugüne kadar neyin gerçekten başarıldığını sormak da aynı şekilde önemlidir.
 
WWF’in 2020 raporuna göre, doğa 125 trilyon dolar değerinde, ancak insanlığın gittikçe daha yıkıcı davranışları feci etkilere neden oluyor. Rapor, insan faaliyetlerinin dünyadaki vahşi yaşam popülasyonlarının son 50 yılda üçte ikiden fazla azalmasına neden olduğuna işaret ediyor. Ek olarak, deniz ekosistemleri aşırı avlanma ve kirlilikten olumsuz etkileniyor ve ormansızlaşma havadaki karbondioksit miktarının artmasına sebep oluyor.
 
Şüphesiz tabiata verilen zarar ve iklim değişikliği birbirinden ayrı düşünülemez. Bütünsel bir bakış açısıyla doğayı düşündüğümüzde doğa zarar gördükçe iklim değişikliğinin hızlandığını, dolayısıyla doğanın korunmasının, iklim değişikliği ile mücadeleden daha büyük ve daha kapsayıcı bir konu olduğu söyleyebiliriz.TNFD faaliyete geçtiğinde, doğanın parasal değerini daha iyi anlamak için daha fazla bilgi elde edeceğiz. Doğa, bilançoda sağlam bir karşılık bulduğunda, daha fazla şirketin doğal ekosistemi iyileştirecek ve dünyanın zenginliğini korumaya yardımcı olacak yatırımlar yapması gerekecek. 
 

SHARE: