Menu

15 October

Tarihsel salımlar, iklim krizine en fazla yol açan ülkeleri ortaya çıkardı

* Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

1850'den bu yana farklı ülkelerin neden olduğu toplam karbondioksit salımlarının analizi, iklim değişikliğinde en büyük sorumluluğa sahip ülkeleri ortaya çıkardı. Atmosfere salınan karbondioksit yüzyıllar boyunca orada kalarak kümülatif bir birikime neden olduğundan, tarihsel salımlar dünyanın halihazırda yaşadığı 1,2 derecelik ısınmayla oldukça bağlantılı. Tarihsel olarak bakıldığında ABD’nin, 1850'den günümüze kadar en büyük sorumluluğa sahip olduğu görülüyor. ABD'nin ardından Çin, Rusya ve Brezilya geliyor, Birleşik Krallık sekizinci, Kanada ise onuncu sırada yer alıyor. Rusya, 1970'lerden itibaren karbon salımlarını hızla arttıran Çin'in gerisinde kaldığı 2007 yılına kadar en büyük ikinci sorumlu ülke olarak karşımıza çıkıyor. Birleşik Krallık ise 1870'ten 1970'e kadar, en büyük üçüncü karbon salımına sahip ülke.
 
Carbon Brief tarafından hazırlanan analiz, ilk kez fosil yakıtlar ve çimento üretiminin yanı sıra ormanların yok edilmesinden kaynaklanan salımları ve arazi kullanımındaki diğer değişiklikleri de hesaplamasına dahil etti. Bu, yalnızca fosil yakıt salımlarını dikkate alan analizlerin aksine, Brezilya ve Endonezya'yı da en büyük 10 sorumlu olan ülke arasına soktu. Carbon Brief'ten Simon Evans’ın açıklamalarına göre değişen ormancılık ve arazi kullanımı 1850'den bu yana kümülatif tarihsel salımların yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Carbon Brief analizi, ABD ve Çin'in kümülatif salımlarının yaklaşık %85'inin fosil yakıt kaynaklı ve %15'inin ormansızlaşmadan olduğunu, Brezilya ve Endonezya için ise bunun tersinin geçerli olduğunu gösteriyor. Endonezya ağaçların kesilmesini durdurmada bir miktar ilerleme kaydetse de Brezilya'daki ormanların kesilmesi mevcut başkan Jair Bolsonaro döneminde daha da hızlandı. Ormansızlaşma sebebiyle oluşan salımların dahil edildiği yeni analiz Avustralya'yı da 16. sıradan 13. sıraya yükseltiyor. Avustralya'nın son 200 yılda orman örtüsünün neredeyse yarısını temizlediği düşünülüyor.
 
Tarihsel salımlarda en çok paya sahip olan 10 ülkeden altısı, Kasım ayında Glasgow'da yapılacak BM Cop26 iklim zirvesinden önce salımlarını azaltmak için henüz yeni taahhütlerde bulunmadı. Kasım ayında, Cop26'ya ev sahipliği yapacak olan Birleşik Krallık başbakanı Boris Johnson ise Eylül ayında BM'ye yaptığı bir konuşmada bu sorumluluğu kabul ettiğini belirtti. Salımların ana sebebi olan 10 ülke içinden sadece ABD, Almanya, İngiltere ve Kanada, Cop26 öncesinde azaltım sözü verdi. ABD ayrıca gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı katkısını iki katına çıkaracağını söylese de bazıları bunu dünyanın en büyük ekonomisinden gelmesi gerekenden çok daha az bir destek olarak görüyor. Rusya yeni bir taahhütte bulunsa da hala salımların artmasına izin veriyor. İklim Eylemi İzleyici Grubu (Cat), bunu Paris hedeflerine kıyasla “oldukça yetersiz” olarak sınıflandırıyor. Çin ve Hindistan henüz herhangi bir yeni taahhütte bulunmazken, Brezilya, Endonezya ve Japonya'nın taahhütleri öncekilere göre iyileşme göstermiyor.
 
Gelişmekte olan ülkeler, tarihsel salımları iklim adaleti çerçevesinde ele alıyor ve ulusların gelişmişlikleri arasındaki eşitsizliğin temelini oluşturduğunu belirtiyorlar. 48 ülkeden oluşan bir grup olan İklime Duyarlılık Forumu'nun (CVF) büyükelçisi ve Maldivler'deki parlamento sözcüsü Mohamed Nasheed, iklim adaleti düşünüldüğünde fosil yakıtlarla zenginleşen ve iklim değişikliğine en çok katkı sağlayan ülkelerin zararın azaltılmasında da en çok sorumluluk alması gerekenlerden olduğunu belirtiyor. Bu yeni analize göre de sorumluluğun büyük kısmı esas olarak ABD ardından da Çin ve Rusya'da bulunuyor. Cop26 yaklaşırken iklim finansmanı için bazı taahhütlerde artış olsa da bu miktar CVF'nin talep ettiği yıllık 100 milyar doların henüz çok altında bulunuyor. Cop26 başkanı Alok Sharma da özellikle G20 ülkelerinin dünyaya, iklim değişikliği konusunda daha hırslı olduklarını ve eylemlerini hızlandırdıklarını göstermeleri gerektiğini belirtti. Sharma küresel ısınma sorununa en çok katkıda bulunanların iklim eyleminde başı çekmesi gerektiğini düşünse de bu ortak zorluğu çözümlemede tüm ülkelerin ve toplumun her kesiminin rol alması gerektiğini aktarıyor. Öte yandan,Norveçli bir iklim araştırma merkezi olan Cicero'dan Robbie Andrew ise salımların günümüzde artmaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Buna göre karbon salımlarının neredeyse üçte ikisinin 1980'den beri ve %40’ının ise 2000'den beri meydana gelen salımlardan kaynaklandığı belirtiliyor.
 
İklim krizi tarihsel sonuçlarının yanında günümüzde hala gittikçe derinleşen sorunlar yaratıyor ve kendisinden en az sorumlu olan insanların haklarını yok ederek, hayatlarını tehdit ediyor. COP26 yaklaşırken hala bazı ülkelerin iklim eylemi konusunda almaları gereken sorumluluğun farkında olmadığı görülüyor, ülkelerce verilen taahhütlerin yetersizliği iklim eyleminde geç kalınmasına neden olabilir. Bu nedenle Kasım ayındaki zirvede ülkelerin yalnızca salımlarının bugününü değil tarihsel kısmını da konuşması ve iklim krizinden en çok sorumlu ülkelerin öncü olduğu, diğer tüm ülkelerin destek verdiği bir sürecin yürütülmesi önemli.

 

SHARE: