Menu

30 August

Taliban yönetimindeki Afganistan’da, zor kazanılmış kadın hakları tehdit altında

*Bu haberi 3 dakika içinde okuyabilirsiniz.

Taliban 20 sene sonra tekrardan Afganistan’ın kontrolünü ele geçirirken Afgan kadınları uzun uğraşlar sonucu kazandıkları birçok hakkın ellerinden alınması korkusunu yaşıyor. 1996 ve 2001 yılları arasındaki Taliban iktidarında, kadınların eğitim ve çalışma haklarına el konulmuştu, kadınlar sadece erkek bir akraba eşliğinde sokağa çıkabiliyor ve o zaman bile burka ile tamamen örtünmeleri gerekiyordu. Bu katı kurallara karşı çıkanlara ağır cezalar ve yaptırımlar uygulanıyordu.
 
Taliban'ın devrilmesinden ardından 20 yıl içinde, Afgan kadınları kendi hakları için girdikleri yoğun mücadele sonucunda Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun kurulması da dahil olmak üzere ülkede insan haklarının geliştirilmesinde proaktif bir rol üstlendi. Kadın İşleri Bakanlığı’nın kurulması, 2009'da kadına yönelik şiddetle mücadele için dönüm noktası niteliğinde bir yasa çıkarılması ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi gibi çeşitli uluslararası insan hakları belgelerine imzacı olunması bu sürede elde edilen gelişmelerden birkaçı. Şimdi Afganistan bir kez daha Taliban kontrolündeyken kadınlar daha derin hak ihlallerinin yaşanmasından endişe duyuyor.
 
Zaman içinde elde edilmiş gelişmelere rağmen, Dünya Sağlık Örgütü Afganistan'daki kadınların neredeyse %90'ının en az bir tür aile içi şiddete maruz kaldığını ve %17'sinin cinsel şiddete maruz kaldığını tahmin ediyor. Bu yüksek şiddet oranı kültürel değerlerle desteklense de yasalar ve adalet sisteminin işleyişi ile de mümkün kılınıyor.
 
Çoğu durumda kadınlar; aile üyeleri ve yetkililer tarafından yasal işlem yapmaktan caydırılıyor veya adalete erişimleri engelleniyor. Örneğin Afgan bir kadın, Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması yasası uyarınca haklarını korumak için yasal işlem başlatmaya karar verirse, bu davranışı yüzünden sıklıkla bir aile üyesinden şiddet görüyor. Birçok kadın, mahkeme prosedürleri sırasında taciz edici vajinal muayeneler veya “bekaret testleri” yoluyla cinsel saldırıya maruz kalıyor. Kadınlar evlilik dışı cinsel ilişki de dahil olmak üzere ahlaki suçlarla suçlandığında, ceza yargılamasının rutin bir parçası olarak bekaret muayenesine sokuluyorlar. Çoğu durumda kadınların cinsel geçmişleri mahkemede uzun hapis cezalarını destekleyen bir delil olarak kullanılıyor. Afganistan'da yasal süreçler genelde gecikmeli ilerliyor fakat bu durum ayrımcı kültürel normlar ve aile desteğinin olmaması nedeniyle kadınlar için daha da büyük risk oluşturuyor. Kadınlar arasındaki düşük okuryazarlık oranı, adalet sistemine dair bilgi eksikliği, finansal kaynaklara sınırlı erişim ve maddi açıdan erkeklere bağımlı olma hali yasal yollara başvurmaları önünde önemli bir engel oluşturuyor.
 
Kadınlar, resmi engellere ek olarak, jirgas (yerel liderler meclisi) ve şura (danışma süreci) gibi gayri resmi adalet mekanizmaları aracılığıyla da güçlü bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kalıyordu. Ayrıca kadınlar kendi adlarına konuşma özgürlüğüne sahip olmadıklarından, gayri resmi çözüm toplantılarında bir erkek aile üyesi tarafından temsil ediliyorlar ve kabileler arasındaki sorunların çözümünde kadınların değiş tokuş edilmesi gibi ayrımcı çözümlerle karşı karşıya kalıyordu. 
 
Kadınlar, aile içi şiddet nedeniyle evden kaçtıkları durumda zina (ahlaki suçlar) nedeniyle hapse atılabiliyor, mahkemede bir kadın lehine karar alınsa bile, kadın kendi ailesi tarafından şiddete maruz kalabiliyor ve eşlere karşı yasal işlem başlatmak genellikle utanç verici bir tabu olarak algılanıyordu.
 
Özetle, dini değerlere, geleneklere ve kabile değerlerine dayanan ve genellikle ayrımcı kararlarla sonuçlanan Afgan hukuk sistemi kadınlar için Taliban döneminden önce de oldukça zordu. Ancak bu olumsuz uygulamalara rağmen en azından değişim için gerekli adımlar atıldığını ve kadın hakları mücadelesinin yürütüldüğünü unutmamak gerek. Taliban yönetiminde ise ayrımcı uygulamaların çok daha şiddetli hale geleceği ve norm olarak kabul edilmesi bekleniyor. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının ve yabancı elçiliklerin desteği çekildikten sonra şimdiye kadar Afganistan'da faaliyet gösteren birçok kadın hakları organizasyonunun ve diğer sivil toplum gruplarının geleceği ise bir diğer endişe konusu.
 
Taliban’ın, kadınların “kendi çerçevelerinde” çalışmalarına ve okumalarına izin vereceği yönündeki açıklamaları ise sunulan çerçevenin belirsizliği nedeniyle güvensizlikle karşılandı. Uluslararası toplumun geri çekilmesiyle daha da güçlenecek Taliban yönetimi ise kadınları desteklemek için yürürlükte olan anayasal ve uluslararası korumaları kasten ihlal edecek gibi görünüyor. 20 yıl önce Taliban’ın ekstrem şeriat yasaları altında yaşayan kadınlar, yeni rejimin farklı olmayacağını, dini yasaların ataerkil bir düzen içinde yorumlanmasıyla kadın düşmanlığı yapan uygulamaların daha da artacağını düşünüyor.
 
 
 
 

SHARE: