Menu TR

S360Mag

16 October

Türkiye İçin Düşük Karbonlu Kalkınma Yolları

Sera gazı salımlarının sanayi devrimi ile artışı sonucu 1880 yılından 2012 yılına yeryüzü sıcaklığı ortalama 0,85°C arttı. Bu durum beraberinde küresel iklim sistemindeki bozulmaları getirdi.  En bilinen sera gazlarından CO2’in  yine sanayi devriminden 2012 yılına atmosferdeki birikimi yaklaşık 280 ppm (Parts per million, milyonda bir)’den  380 ppm’e yükseldiği belirlenmiş. Bilim insanları yıllardır atmosferdeki CO2 seviyesinin 350 ppm altına düşürülmesi konusunda devlet politikasına yön verenleri uyarıyor fakat tüm bu uyarılara rağmen ABD Hükümeti’ne bağlı Ulusal Okyanus ve Hava Dairesi (NOAH) Twitter sayfasında havadaki CO2  emisyonunun 400 ppm dolaylarında olduğunu duyurdu. Bu seviye aynı zamanda yeni rekor anlamı taşıyor.



İngiltere Meteoroloji Dairesi'nin yaptığı bir araştırma ise 2015-2016 yıllarının tarihte kaydedilen en sıcak yıllar olabileceğinden bahsediyor ve yine 2015 yılı için İngiltere Meteoroloji Dairesi'nin İklim Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof Stephen Belcher, “Doğal oluşumların küresel sıcaklıkları etkilediğini biliyoruz ancak bu yıl şimdiye kadar gördüğümüz yüksek sıcaklıklar, sera gazlarının devam eden etkisine işaret ediyor. Gelecek yılın da aynı derecede sıcak olması olası. İklimimizin değişmeye başladığı açık” açıklamasında bulundu.
Bilim insanları iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin azaltılması için yeryüzünde meydana gelecek artışın 2°C ile sınırlandırılması gerektiğini ve 2°C’nin üstüne çıkma ihtimalinde bütün ekosistemlerin ve insan topluluklarının geri dönüşü mümkün olmayacak etkilerle karşı karşıya kalacaklarını belirtiyorlar. Ayrıca 2°C hedefi 2010 Cancun Anlaşmaları ile bütün ülkelerce kabul edilmiş ve hala emisyon azaltım müzakereleri bu hedef doğrultusunda yapılıyor. Bu hedefin tutturulması için, son 150 yıl içerisinde yüzde 40 artışla 280 ppm’den 400 ppm’e yükselen atmosferdeki CO2  oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekiyor.

Bu doğrultuda 2015’in Aralık ayında Paris’te yapılacak İklim Zirvesi öncesinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu  Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf  195 ülke ve Avrupa Birliği, 2°C hedefine ulaşmak, ekosistemleri ve toplumları iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden korumak için sera gazı emisyonlarının artışındaki tarihsel sorumlulukları ve mevcut kapasiteleri uyarınca ulusal katkılarını belirlemeye davet edildi. 21. Taraflar Konferansı (COP21) 2020’den sonra Kyoto Protokolü’nün yerini alması bekleniyor. Kyoto Protokolü’nün ana amacı, atmosferdeki sera gazı  yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak olarak belirtilmiş.

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin başkanlık ettiği İklim değişikliği ve Hava yönetimi Koordinasyon Kurulu’nda alınan karar çerçevesinde Türkiye, 2030 yılında %21’e kadar sera gazı emisyon azaltımı yapabileceğini Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine bildirdi.

Türkiye iklim değişikliğine sebep olan sera gazı salımlarında tarihsel süreçte ve günümüzde de en büyük kirleticiler arasında değil fakat 1990-2013 döneminde Türkiye’nin sera gazı emisyonlarını %110,4 arttırdığı biliniyor ve Eylül ayında BM'ye sunulan ulusal katkı metnine (INDC) göre bu artışın hızlanarak devam edeceği öngörülüyor. Türkiye'nin ulusal katkısında, 2030 yılına kadar sera gazı emisyon artışının, emisyon azaltım senaryosu altında bile 1990-2013 dönemine göre %25 oranında hızlanarak devam edeceği belirtiliyor. 

Tüm bu ikilemlere çözüm olarak WWF-Türkiye ve Sabancı Üniversitesi, İstanbul Politikalar Merkezi  işbirliğiyle hazırlanan “Türkiye için Düşük Karbonlu Kalkınma Yolları ve Öncelikleri” raporu yayımlandı. Rapor Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltabileceğini ve bu azaltma sürecinde ekonomik büyümenin de devamlılığın mümkün olduğu gösteriyor.

Raporda yanıt aranan başlıca sorular ise şunlar;

1. Türkiye’nin 2°C hedefi kapsamında belirlemesi gereken emisyon azaltım hedefi ne olabilir? Türkiye’nin Paris öncesi açıklaması beklenen INDC hedefi, düşük karbonlu kalkınma anlayışı çerçevesinde nasıl belirlenebilir?

2. Gerekli emisyon azaltımını gerçekleştirebilmek için nasıl bir politika paketi uygulanabilir?

3. Söz konusu politikaların makroekonomik göstergeler üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

SHARE: