Menu

13 July

COVID-19 ile mücadele yöntemleri iklim değişikliği için kullanılabilir mi?

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Şubat ayında ABD'nin Paris Anlaşması'na resmen yeniden katılması dünya liderlerinin rahat bir nefes almasına sebep oldu. Ancak Biden’ın 2 ay sonra Amerika'nın sera gazı salımlarını 2030 yılına kadar yarıya indirmeyi taahhüt etmesiyle Şubat ayındaki rahatlama şaşkınlığa dönüştü ve Kanada ile diğer ülkelerde bu taahhüdü nasıl takip edeceklerine dair soru işaretleri oluşturdu.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için dünyanın planlanandan 20 yıl önce olmak üzere 2030 yılına kadar tamamen karbondan arındırılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Ancak küresel ekonomiyi on yıl veya daha kısa bir süre içinde yeniden şekillendirmek, pandemi döneminde tanık olduğumuz gibi yeni aşılar üretmek için verilen yarışa benzer şekilde kurumsal inovasyon ve işbirliği gerektiriyor. Ayrıca işletmelerin, hissedarlarının, yatırımcılarının ve düzenleyicilerin iklim değişikliği risklerini içselleştirmeleri ve iklim değişikliğini durdurmanın trilyon dolarlık fırsatlarının farkına varmaları gerekiyor.

Peki, küresel ısınmayı durdurmak için işe nereden başlamak gerek? 2014 yılında kurulan ve atmosferdeki sera gazı seviyelerinin yükselmeyi bırakıp istikrarlı bir şekilde düşüşe geçtiği noktaya ulaşmasına yardımcı olmayı amaçlayan Project Drawdown, 2017 yılında karada ve denizde karbon salımlarını durdurmak ve karbon yutaklarını desteklemek için ilk kapsamlı planını yayınladı. Hedef listesinin başında kömürle çalışan enerji santralleri veya sık uçan yolcular değil, her buzdolabının veya klimanın içinde bulunan inanılmaz güçlü gazların barındığı soğutucular vardı. Bu güçlü gazların şu an aşamalı olarak ortadan kaldırılmasındansa, 2050 yılında kullanımdan kaldırılması 629,4 milyar dolara mal olabilir. Bu amaçla Fortune 100 listesinde yer alan global bir teknoloji şirketi olan Honeywell, düşük sera gazı emisyonlu sıvı soğutuculardan oluşan serisini piyasaya sürdü ve müşterilerine piyasaya çıktıklarından beri 200 milyon metrik tondan fazla sera gazı tasarrufu sağladı. Honeywell'in sürdürülebilirlik yöneticisi Evan van Hook'un bu seriyi şirketin 2004'ten bu yana kendi karbon yoğunluğunu %90 oranında azaltmasını sağlayan inovasyonun bir örneği olarak gösteriyor.

İnovasyonun yanı sıra bir diğer önemli konu da işbirliği. Hiçbir şirketin taahhüt edilen hedeflere tek başına ulaşması mümkün değil, ancak geride kalanları da bu gelişmeleri yakalamaya zorlamak acımasız düzenlemelerden fazlasını gerektirebilir. ABD Yeşil Bina Konseyi (USGBC), 1993 yılında inşaat ve bakım için ilk Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) derecelendirme sistemini geliştirdiğinde, üye odaklı, gönüllü bir yarış için şablon oluşturmuştu. Bugüne gelindiğinde, ortalama bir LEED binası, benzerlerine kıyasla %34 daha az sera gazı salımına neden oluyor ve daha az enerji tüketerek milyarlarca dolar tasarruf sağlıyor.  USGBC başkanı ve CEO'su Mahesh Ramanujam, sera gazı salımlarını sıfıra indirmenin tüm endüstrilerde sistematik düşünme ihtiyacına işaret ettiğini ve tedarik zincirinin gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, yenilenebilir enerjilerin yaygın olarak benimsenmesiyle birlikte şebekeleri ve şehirleri çağdaşlaştırmak ve karbondan arındırmak için yıkıcı teknolojilere ve yeşil binaları norm haline getirmek için daha büyük mali politikalara ihtiyaç olduğunu ekliyor.
Şirketlerin hızla net sıfıra ulaşmak için bu tür önlemleri yalnızca Çevresel, Sosyal, Yönetim (ÇSY) inisiyatiflerinin bir parçası olarak değil, temel iş faaliyetleri olarak görmeleri gerekiyor. Bu bağlamda Honeywell'in kıdemli başkan yardımcısı ve genel danışmanı Madden’e göre, ölçülebilir, izlenebilir ve denetlenebilir net ölçütlere ve hedeflere sahip olmak büyük önem taşıyor.

COVID-19 pandemisiyle beraber aşı ve antiviral ilaçların üretimini geliştirme yarışında dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları arasında gerçek zamanlı işbirliğine tanık olduk. COVID-19'a karşı verilen uluslararası müdahale, uluslararası işbirliği ve kurumsal inovasyonun iklim değişikliği gibi diğer küresel zorluklara çözümler sağlamaya yardımcı olabileceğine dair yeni bir umut veriyor. Bu sebeple bilim, endüstri, hükümet ve sivil toplumun küresel düzeyde ortak seferberliği, iklim değişikliği gibi acil durumlarla mücadele etmek için gereken dönüşümleri tetiklemek adına büyük bir rol oynuyor.  
 
 

SHARE: