Menu

12 July

Modern köleliği engellemek tüketicilerin elinde mi?

*Bu haberi 2 dakikada okuyabilirsiniz.

Çoğu insan, işçilerin sömürülmesi veya köleleştirilmesiyle üretilen ürünleri satın almak istemese de aşırı emek sömürüsü ve diğer modern kölelik biçimleri, dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları ve giysiler gibi düzenli olarak tükettiğimiz birçok ürün ve hizmetin tedarik zincirlerinde sıkça yaşanıyor. Bu durum tüketicilerin sömürülen işçiler tarafından üretilen ürün ve hizmetlerin arz ve talebini azaltmada ne kadar etkin bir rol oynaması gerektiği sorusunu doğuruyor.
 
Araştırmalar, dünya genelinde 32 milyar dolarlık üretimin 40,3 milyon insanın sömürülerek çalıştırılması sonucu elde edildiğini gösteriyor. Birleşik Krallık'ın 2015 Modern Kölelik Yasası gibi birtakım yasalar; tüketicilere bilgilenme, harekete geçme ve modern köleliği ortadan kaldırmaya yardımcı olacak seçimler yapma konusunda sorumluluk yüklüyor. Buna göre tüketicilerden şüpheli istismar durumlarını bildirmeleri ve bilinen kölelik ürünlerini boykot etmeleri isteniyor. Ancak küresel tedarik zincirleri karmaşık olduğundan genellikle tüketiciler tarafından iyi anlaşılamıyor. Bu nedenle, modern köleliğin engellenmesi için gerekli bütün çabayı tüketicilerden beklemek, bu süreçleri detaylıca bilen işletmelerin ve bir şeyleri değiştirme gücü bulunan hükümetlerin sorumluluk almamasına neden olabilir.
 
Köleliğin nedenlerinin sistemsel olduğunu, ticaret ve yönetişim süreçleri ile iç içe olduğunu düşünenler aşırı emek sömürüsü biçimlerinin, hükümetin ve iş dünyasının yapısal rolü ele alınmadan azaltılamayacağını öne sürüyorlar. Dolayısıyla hükümet ve iş dünyasından, üretim sistemlerinde modern kölelik ve sömürü sorununu şeffaflıkla ele almaları bekleniyor.
 
Ancak bu durum tüketicilerin rolünü göz ardı etmeyi gerektirmiyor. Birleşik Krallık'taki tüketicilerin modern kölelik anlayışına odaklanan bir araştırma tüketicilerin yaptıkları tercihlerin sosyal ve çevresel sonuçları söz konusu olduğunda, "suç ortağı" olarak tanımlanabileceklerini gösteriyor. Araştırmaya göre, tüketiciler kölelik ve aşırı emek sömürüsü risklerinden habersiz değiller hatta bazıları bu tür konulara ilgisiz olduklarını açıkça ifade ediyor. Sorumluluğu işletmelerden ve hükümetlerden alıp tamamen tüketiciye kaydırmanın sistemsel bir çözüm sunamayacağı açık olsa da tüketim alanının görünüşte iyi huylu ve apolitik olduğunda ısrar etmenin de yararlı bir yol olmadığı savunuluyor. Tim Jackson’ın Öncelikli Endişeler: Kirlilik, Kâr ve Yaşam Kalitesi kitabında dile getirdiği gibi “ekonomiyi sürdürülebilir kılmak için en azından bazı sorumlulukları tüketiciye vermemiz gerektiği” kabul ediliyor. Örneğin çevresel konularda tüketicilerin zaman içinde daha duyarlı hale geldiği gözlemlenebilir. Her ne kadar karbon salımlarından büyük ölçüde şirketler sorumlu olsa da, daha temiz ve daha adil bir topluma geçişte bilinçli tüketici tercihleri de oldukça önemli. Modern köleliği düşündüğümüzde de durum farklı değil.
 
Toplumu modern kölelikten kurtarmak söz konusu olduğunda, tüketicilere gerçekçi olmayan sorumluluk yüklenmesi desteklenmese de araştırmalar tüketicilerin bu sorunla mücadelede iş dünyası ve hükümetlerle ortaklık içinde hareket etmeye hazır olduklarını gösteriyor. Tüketiciler seslerini olumlu değişimi desteklemek için yükseltebilir ve daha fazla güce sahip olanları bu değişimi tetiklemek için teşvik edebilirler.
 

SHARE: