Menu TR

S360Mag

30 April

Doğa temelli çözümler iklim değişikliği adaptasyonunda büyük fayda sağlayabilir

*Bu haberi 5 dakika içinde okuyabilirsiniz.
 
Doğa temelli çözümler, iklim değişikliğine uyum yolunda kilit rol oynuyor. Bu çözümler, fırtınalara karşı korunmayı sağlayabilecek sulak alanların eski haline getirilmesinden, sel sırasında toprağı ve yüzey akışını stabilize eden ormanların korunmasına kadar doğaya karşı değil, doğa ile çalışan yaklaşımlar. Örneğin Mangrov Ormanları’nın, küresel olarak kıyı sellerinin neden olduğu kayıpları önleyerek yılda yaklaşık 80 milyar dolarlık tasarruf sağladığı ve 18 milyon insanı koruduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte, doğa temelli çözümler ekonomiye, toplumlara, kültüre ve sağlığa yönelik birçok ek fayda sağlayabiliyor.
 
Örneğin, yakın zamanda yapılan bir araştırma, küresel yıllık CO2 emisyonlarının yüzde 100'ünden fazlasının rejeneratif tarıma geçişle azaltılabileceğini gösterdi. Bu oran oldukça iyimser olsa da bilim insanları, tarımsal uygulamaların değiştirilmesinin biyoçeşitlilik ve iklim için önemli faydalar sağlayabileceği konusunda hemfikir. Örneğin, tekstil sektörü gibi yüksek salıma sebep olan bir sektörün temelde tarıma dayalı olduğu düşünüldüğünde, doğa temelli çözümlerin net sıfıra ve doğa pozitife doğru geçişte oynayacağı rol oldukça önemli.
 
Ancak bu kapsamlı faydalara rağmen yapılan yeni araştırmalar, tüm uluslararası kamusal iklim finansmanının sadece %1,5’inin, gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliğine uyum süreci için doğa temelli çözümleri desteklediğini ortaya koyuyor. 
 
Doğa temelli çözümlere yönelik küresel finansmanın ilk değerlendirmesi, Küresel Uyum Komisyonu'nun Doğa Temelli Çözümler Eylem İzleme (Nature-based Solutions Action Track) grubunun desteğiyle WRI (World Resources Institute) ve İklim Finans Danışmanları (Climate Finance Advisors) tarafından yapıldı. Bu değerlendirme, doğal çözümlere yönelik artan farkındalık ve ilgiye dikkat çekerken, bu ilginin henüz gelişmekte olan ülkeler için yeterli mali desteğe dönüşmediğini gösteriyor.
 
Doğa temelli çözümlerin finansmanı artmaya başlıyor, ancak artan finansman uyum için geliştirilen çözümlere yönelik artan talebi karşılamaya yeterli değil. Bu sebeple özel finansmanı harekete geçirmek için kamu finansmanı da kritik öneme sahip.
 
Uyum için doğa temelli çözümlerin acil olarak finanse edilmesi gerekiyor
 
Küresel Uyum Komisyonu'nun Adapt Now raporunda ana hatlarıyla belirttiği gibi, doğa temelli çözümler "üçlü kar payı (triple dividend)" sunuyor. Örneğin, aşırı hava olaylarına karşı koruma sağlanarak, toplulukların iklim etkilerinden kaynaklanan kayıplardan kaçınmalarına yardımcı olunuyor, bu sayede ülkeler her yıl milyarlarca dolar tasarruf ediyor. Bunun yanında, sulak alanların eski haline getirilmesi ile sel suları ve aşırı yağışların emilimi ve filtrelenmesi sağlayarak, kirlenmeyi önlerken, varlık kaybının da önüne geçiliyor. 
 
Doğa temelli çözümler iş yaratımı, artan iş üretkenliği ve turizm yoluyla ekonomik kazanımlar da sağlıyor. Geleneksel yapı ile karşılaştırıldığında, bu çözümler genellikle daha yüksek ekonomik getiri sağlarken, çözümlerin uygulaması süreci de daha hızlı ve uzun vadede daha sürdürülebilir.
 
Bunun yanında, çözümler insan sağlığını için gerekli temiz hava veya nesli tükenmekte olan türler için daha fazla yaşam alanı gibi sosyal ve çevresel faydalar da getiriyor. İklim etkilerini azaltmayı hedefleyen müdahalelerin çoğu aynı zamanda karbon ayırma ve depolamayı da artırıyor. Örneğin doğal iklim çözümleri, küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin altında tutmak için 2030’a kadar ihtiyaç duyulan iklim değişikliğinin zararlarının hafifletmenin üçte birini sağlayabileceği ön görülüyor.
 
Ölçeklendirme yolunda finansal engellerin üstesinden gelinebilir
 
Komisyona göre, bu yaklaşımlar önemli faydalarına rağmen birkaç temel engel nedeniyle ölçeklendirilmiyorlar: 
 
Bunlardan ilki, yukarıda da bahsedildiği gibi bu yaklaşımlarda ortaya çıkan ilgiye yanıt vermek için yeterli finansmanın mevcut olmaması. Bugüne kadar, tüm bağışçılara ve kalkınma bankalarına, iklim finansmanlarının en az yüzde 50'sini iklim uyumu ve direnci finansmanına ayırmaları için tekrarlanan çağrılaryapıldı. Gelişmiş ülkeler tarafından sağlanan ve mobilize edilen iklim finansmanı hakkındaki son yayınlanan OECD raporu, kamu uyum finansmanının beş yılda yüzde 85 arttığını - 2013'te 9,1 milyar olan finansmanın 2018'de 16,8 milyar dolara yükseldiğini gösteriyor. Ancak, uyum finansmanı hala küresel iklim finansmanının yaklaşık %20’sini oluşturuyor. Dahası bu finansmanın doğa temelli çözümlere ayrılan kısmı daha da küçük.
 
İkinci engel, kalkınma ortakları, doğa temelli çözümlerin finansmanını tutarlı bir şekilde izlemek için ortak tanımlardan ve yönergelerden oluşan, şeffaf bir rehberlerden yoksun olması. Bu sebeple yatırımları ölçmek ve izlemek zorlaşıyor.
 
Diğer bir engel de, doğa temelli çözümlerin faydalarını ölçmek için standart ölçütlerin ve metodolojilerin eksikliği. Bu eksiklik sebebiyle ülkelerin ve fon sağlayıcıların bunları potansiyel diğer yatırım seçenekleriyle karşılaştırması zorlaşıyor.
 
Dördüncü ve son olarak, birçok gelişmekte olan ülke, doğa temelli yaklaşımları planlarına ve yatırım stratejilerine entegre edecek ve güçlü bir proje hattı geliştirecek teknik uzmanlığa sahip değil. İklim fonunun bu yaklaşımlardaki yatırımları nasıl destekleyebileceğine dair finansman kanallarından net bir rehberlik olmaması da düşünüldüğünde, birçok ülkenin finansmana erişimini güçleşiyor.
 
Bu engelleri aşmak için bağışçılar ve kalkınma bankaları aşağıda yer alan önlemleri göz önünde bulundurmalı:
 
Kamu finansmanı seferberliğini artırmak:  Kasım ayındaki COP26 öncesinde, kalkınma ortakları, iklim krizi adaptasyonu finansmanı konusunda yeni taahhütler oluştururken, doğaya temelli yaklaşımların kullanımı konusunda stratejik fırsatlar belirleyebildi. Daha fazla kamu finansmanı da özel sektörün çok ihtiyaç duyduğu yatırımları hızlandırmaya yardımcı olabilir. Örneğin, ABD ve Kanada hükümetleri, su kaynaklarını korumak ve iklim direncini artırmak amacıyla su havzası yönetimi ve restorasyonuna yönelik Peru'daki Su Güvenliği için Doğal Altyapı projesini destekledi. Proje için sağlanan yatırım, su güvenliğini güçlendirmeye yönelik bir hükümet programının parçası olarak, programa 30 milyon dolardan fazla kaldıraç sağladı.
 
Finansmanın izlenmesini ve raporlanmasını iyileştirmek: Bu sayede, uyum için doğaya dayalı çözümlere ne kadar finansman ayrılacağına dair daha doğru ve tutarlı değerlendirmeler yapılacaktır. Bağışçı ülkeler ve çok taraflı kurumlar katkılarını, OECD’nin Kalkınma Yardımı Komitesi’ne (DAC) halihazırda bildiriyorlar; ayrıca kurumlar doğa temelli çözümlerle ilgili finansmanın nasıl ayrıştırılacağı konusunda ortak bir kılavuz geliştirmek için DAC ile birlikte çalışabilirler.
 
İklim uyumu için doğa temelli çözümlerin faydalarını ölçmenin daha iyi yollarını belirlemek: Ülkelere, politika ve yatırım kararlarını bilgilendirebilecek şekillerde bu faydaları ölçmek ve değerlendirmek için ortak yaklaşımlar geliştirmelerine ve benimsemelerine yardımcı olacak kapasite geliştirme desteği sağlanması gerekmektedir. Aksi takdirde, yatırımcılar ve diğer karar vericiler için doğa temelli çözümlerinin faydalarını, geleneksel yaklaşımlarla karşılaştırmak zor olacaktır.
 
Doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasını desteklemek: Gelişmekte olan ülkelere bu tür çözümlerin maliyetlerini ve faydalarını değerlendirme konusunda yardımcı olunmalıdır. Ülkelerin bu yaklaşımları uzun vadeli ulusal uyum süreçlerine ve kalkınma planlarına dahil etmeleri için teknik yardım ve kapasite geliştirme desteği sağlanabilir. 

Doğa temelli iklim çözümleri, toplam iklim çözümü süreçlerinin üçte birinden fazlasını temsil etmesine karşın, iklim fonlarının yalnızca yüzde 1-3’ü bu çözümlere ayrılıyor. İklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı ve mevcut küresel sağlık ve ekonomik krizin de bir sonucu olarak, doğa temelli çözümlere olan ilgi ve farkındalık son yıllarda büyük ölçüde arttı, ancak bu yaklaşımların daha yaygın ve geniş ölçekte benimsenmesi için hala çok fazla çalışma yapılması gerekiyor. Bağışçı ülkeler ve finans kurumları COP26 öncesinde taahhütlerini hazırlarken, doğaya dayalı çözümlerin potansiyelini ve sunabilecekleri çok çeşitli adaptasyon faydalarını unutmamalı. 
 
 

SHARE: