Menu TR

S360Mag

18 February

Hava kirliliği sandığımızdan daha ölümcül olabilir!

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

16 Aralık'ta Londra'daki Southwark Coroner's Mahkemesi, hava kirliliğinin dokuz yaşındaki Ella Adoo-Kissi-Debrah'ın yaşamanı yitirmesinde "ciddi bir katkısı" olduğunu tespit etti. Ella'nın evinin yakınındaki NO2 seviyeleri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Avrupa Birliği yönergelerinde belirtilen değerin üstündeydi.
 
Kamu hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukat olan David Wolfe QC, "Bu kararın diğer mahkemeler üzerinde bağlayıcı bir etkisi olmamasına rağmen, hava kirliliğinin ölüme sebep olmasının ilk kez yasal olarak tanınması adına önemli. Bu karar, hava kirliliği konusunda daha fazla aksiyon alınması için baskı yapan aktivistlere referans olacaktır. Aynı zamanda, araç trafiği gibi kirletici faaliyetler hakkında kararlar alan kamu kurumlarının veya kendileri ciddi derecede hava kirliliğine neden olan kamu ve özel kuruluşların aksiyon almalarını tetikleyebilir." diye belirtti.
 
Ulusal ve küresel ölçekte epidemiyolojik araştırmalar yürüten, hava kirliliği konusunda hükümet danışmanı olan Profesör Gavin Shaddick, hava kirliliğinin zararlı etkilerinin anlaşılmasının ve aktarılmasının genellikle zor olduğunu belirtti. Ayrıca, "Bu son derece üzücü vaka, hava kirliliğinin etkilerini aşağıdan yukarıya bir şekilde düşünmemize yardımcı olacak; bireyler üzerindeki etkiler, toplum düzeyindeki sağlık etkileri hakkındaki tahminlerin oluşturulmasına destek sağlar.” diye ekledi.
 
Bu üzücü vaka, hem Birleşik Krallık'ta hem de uluslararası düzeyde hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine ciddi bir kanıt sunuyor. Otomobillerden, kömür santrallerinden ve fosil yakıtlarla çalışan diğer makinelerden etrafa saçılan küçük parçacıklarının küresel sağlık açısından zararlı olduğunu uzun zamandır biliyorduk. Ancak şimdi bilim insanları, bu parçacıkların daha önce düşünülenden daha fazla insanın ölümüne sebep olduklarını keşfettiler. Environmental Research dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada, 2018 yılında dünyadaki yaklaşık her beş ölümden birinin nedeninin fosil yakıt kirliliğinin olduğu ve yani fosil yakıt kirliliğinin toplamda 8,7 milyon insanın ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor.
 
Global Burden of Disease Study’nin önceki tahminlerine göre 2,5 mikrometreden küçük ya da insan saçından 30 kat küçük partiküllerin sebep olduğu kirlilikten dolayı hayatını kaybeden insan sayısı, yeni tahminin neredeyse yarısıydı. Bu mikro boyuttaki partiküller, solunum yolu ile akciğerin derinliklerine ve hatta kan dolaşımına bile girebiliyor. Dolayısıyla kirliliğin, bazı kalp ve göğüs hastalıkları ile bağlantı olduğunu söylemek mümkün.
 
Geçmişte yapılan araştırmalarda, bu tür bir hava kirliliğinin küresel boyutunu tahmin etmek için uydu ve yer yüzü verileri inceleniyordu. Ancak bu tahminler sonucu elde hava kirliliği verilerinin ne kadarının fosil yakıtlar kaynaklı ne kadarının da orman yangınları gibi diğer eylemlerden kaynaklı olduğu ile ilgili net bir ayrım yok. Harvard Üniversitesi ve Leicester Üniversitesi'nden bilim insanları tarafından yürütülen çalışmanın yazarlarından birisi olan Karn Vohra, “Bizim elde ettiğimiz sonuçlar, genellikle tüm kaynakların sebep olduğu toplam bir hava kirliliği verisini temsil eder ve toz, orman yangını ve fosil yakıtlar gibi alt kırımlarda sonuçları tespit etmek oldukça zordur.” diye belirtiyor.
 
Araştırmacılar, geçmişteki araştırmalarda kullanılan yöntem olan uydu verilerini ele almak yerine Harvard Üniversitesi ve Washington Üniversitesi'nden bilim insanları tarafından tasarlanan atmosferik kimyanın küresel bir üç boyutlu modelini kullandılar. Dünyayı 50'ye 60 kilometrelik hayali parçalara böldüler ve ardından kirlilik seviyelerini anlamak için fosil yakıt salımları ve hava koşulları hakkında yerel verileri modele dahil ettiler. Ardından, yüksek hava kirliliği seviyelerinden kaynaklanan ölümleri tahmin etmek için en son epidemiyolojik modelleri kullandılar. Güncellenen sağlık riski değerlendirmeleri, geçmişte olduğundan daha yüksek ölüm sayılarını tahminlerinde bulunuyor. Sayıların daha da yüksek olması ise oldukça olası. Çünkü bahsettiğimiz yeni çalışma yalnızca fosil yakıtlara odaklandığı için hava kirliliğinden kaynaklanan toplam ölüm sayısı kesinlikle daha yüksek olduğunu söylemek mümkün. Vohra, en kirli şehirlerde sağlık etkileri üzerine daha detaylı araştırmaların yürütülmesi gerektiğini söylüyor. 
 
Bu araştırma sonucu elde edilen veriler, ülkelerin iklim değişikliği nedeniyle karbon salımlarını azaltma planlarını açıkladığı bu dönemde yenilenebilir enerjiye daha hızlı bir geçişin gerektiği konusunda iyi bir argüman sunabilir. Yenilenebilir enerjiye geçiş, özellikle Hindistan ve Çin'de hava kirliliği açısından oldukça olumlu etkiye neden olabilir. Hava kirliliği kaynaklı ölümlerin yaklaşık %60'ının Çin ve Hindistan'da gerçekleştiği tahmin ediliyor. Vohra, "Bu iki ülke fosil yakıt kullanımlarını kontrol ederse, çok önemli bir etki olacaktır" diye ekliyor. Bu noktada önemli olan bir diğer konu ise ülkelerin, kirliliği başka yerlere ihraç etmekten de kaçınmaları gerektiği. 2060 yılına kadar karbon nötr hale gelmeyi planlayan Çin'in kömür kullanımını azaltması bekleniyor, ancak Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerde yeni kömür santrallerine yatırım yapmayı da bırakması gerekecek.
 

SHARE: