Menu

10 December

İş dünyası ve insan haklarının yeni yol haritası

*Bu haberi 3 dakikada okuyabilirsiniz.

Her yıl gerçekleşen Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Hakları Forumu, şirketlere insan haklarının geliştirilmesindeki rolleri üzerinde düşünmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler’in (UNGP) yayınlanmasının 10’uncu yılında gerçekleşen bu seneki Forum gelecek 10 yıl için yol haritasını ortaya koydu. Peki yeni yol haritasında neler var?

Birleşmiş Milletler (BM) delegeleri bu yılki forumda yol haritasını açıklarken, iş dünyasının insan haklarına tam saygısı, yalnızca operasyonel olmayan, stratejik bir konu olarak tanımlandı. Bu kapsamda kurumsal kültür ve iş modellerinde değişikliklerin gerekliliği vurgulandı. Yeni yol haritasına yönelik öneriler büyük ölçüde iklim değişikliğinin zorluklarına 'adil geçiş' ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ilkelerine dayanıyor. Şirketlerin, ticari faaliyetlerinin ve değer zincirlerinin olumsuz etkilerini önleme ve ele alma çabalarını yoğunlaştırmaları isteniyor.

İnsan haklarına saygı konusundaki eksiklikler, yalnızca şirket ihlalleri olarak değil, sistem düzeyinde değişiklik gerektiren zorluklar olarak görülüyor. İşletmelerin etkili olabilmeleri için diğer şirketler, paydaşlar ve hükümetlerle ortak eylem geliştirmeleri gerekiyor. Yol haritası, düzenleyici ve gönüllü eylemleri içermekle birlikte, zorunlu insan hakları durum tespitine yönelik ivmenin yakalanması gerektiğini de belirtiyor.

Yol haritası, ülkelerdeki ve bölgelerdeki faktörlerin belirlenmesi yoluyla uygulamadaki engellerin aşılması için çağrıda bulunuyor. Bunların arasında LGBTQ+ haklarına yönelik yasal engeller, yolsuzlukla mücadele ve çatışma bölgelerinde insan haklarına saygı gibi konular yer alıyor. İşletmelerin, olumsuz etkilerin meydana geldiğini kabul etmeleri ve insan hakları zararlarının ölçülebilir bir şekilde nasıl ele alındığını göstermeleri gerekiyor. Yalnızca küresel yaklaşımla elde edilemeyecek olan BM İş ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri’nin benimsenmesini artırmak için bölgesel platformlar öneriliyor.

İşletmeler tarafından insan haklarına saygı gösterilmesini sağlamak için hükümetler ve çok taraflı kurumlar arasında tutarlılık, başından itibaren Yol Gösterici İlkelerin bir parçası olarak görülüyor. Yeni yol haritası bunu bir kez daha benimsemekle birlikte, Birleşmiş Milletler'in rolünü de tanımlıyor. Aynı zamanda, işletmelerin kendi tutarlılıklarını sağlamaları gerektiği de vurgulanıyor. Şirketlerden, iş dünyası ve insan hakları konusundaki kamu açıklamalarıyla tutarsız uygulamaların durdurulması için çabalarını yoğunlaştırmaları isteniyor.

Yol haritası, temel bir ilkelerden biri olan 'çözüme erişimin' henüz tam anlamıyla gerçekleştirilmediğini belirtiyor. Ancak yeni yol haritası insanları sadece mağdur olarak değil hak sahipleri olarak da tanımlıyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, şirketlerin paydaşlarla anlamlı bir şekilde nasıl ilişki kurabileceği konusunda ilerleme kaydetmeleri gerekiyor. İşletmelerden sivil alanın korunması ve sendikalara, insan hakları örgütlerine ve bireysel savunuculara daha fazla koruma sağlanması isteniyor.

Sürdürülebilir finansın önümüzdeki on yıl içerisinde büyümesi de büyük bir fırsat olarak görülüyor. Yeni yol haritasında, yatırımcıların yatırım faaliyetlerinde insan hakları risklerini kontrol etmek ve bu riskleri yönetmek için nasıl aksiyon aldıklarını gösterme sorumluluğu vurgulanıyor.

İş dünyasına ve insan haklarına yönelik artan eylemleriyle tanınan diğer aktörler arasında “şekillendiriciler” yer alıyor. Bu “şekillendiriciler” arasında muhasebeciler, yönetim danışmanları, avukatlar, işletme ve hukuk okulları gibi iş kararlarını şekillendiren ve insan haklarına saygı gösterme konusunda kendi sorumlulukları olan uzmanlar bulunuyor.

Yol haritası girişimine başkanlık eden Dante Pesce, yol haritasının aktörler için “reçete değil, stratejik yönelim” sağladığını belirterek, önümüzdeki 10 yılın önemini vurguluyor. BM Çalışma Grubu'nun bir diğer üyesi Anita Ramasastry, iklim krizi, şirketlerin siyasi eylemleri, kayıt dışı ekonomi, çareye erişim ve hak sahiplerinin tanınması dahil olmak üzere henüz yeterince ele alınmayan konularda önümüzdeki 10 yıl içinde harekete geçileceğini öngörüyor. Ramasastry “sistemleri ve çerçeveleri tasarladıktan sonra değil, sürecin başında hak sahipleriyle müzakerelere başlamalıyız. İnsan haklarına daha fazla odaklanmak için Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY)’deki 'S'yi hizalamanın zamanı geldi” diyor.

Şirketlerin mevcut insan hakları yaklaşımlarını yol haritasında belirlenen eylem alanlarına uyarlamak önemli bir adım olacak. İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler’in uygulama ölçeğini ve hızını artırmak özellikle COVID-19 kriziyle daha da önem kazandı. İş dünyası ve insan haklarıyla ilgili önümüzdeki 10 yılın, dünyanın karbon salımlarını yarıya indirmesi için son tarih olan 2030'a denk gelmesi ve çevre haklarının artık net bir şekilde insan haklarıyla bağlaştırılması da geçen haftaki Forum’dan çıkarılacak önemli bir sonuç.
 

SHARE: