Menu TR

S360Mag

20 March

Kerem Okumuş Dünya Bankası İklim Yatırımı Fonları Değerlendirme Kurulunda

Dünya Bankası İklim Yatırım Fonu çerevesinde dünyada iklim değişikliğinden zarar görmüş ve önümüzdeki yıllarda zarar görme potansiyelinin yüksek olması beklenen ülke ve şirketlere yaklaşıkk 1 milyar USD’lik finansmanda bulunuyor. 

Dünya Bankası tarafından sağlanan fonlar söz konusu ülke ve şirketlerin kırılganlıklarını önlemek ve adaptasyon kapasitelerini geliştirmek için kullanılıyor. Finansmanın sağlanması için iklim yatırım fonundan destek alacak ülke ve şirketler, dönemsel olarak toplanan S360 Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Kerem Okumuş’un da aralarında bulunduğu altı kişilik bir kurul tarafından Washington’da bulunan Dünya Bankası’nda belirleniyor. 

2015 yılı iklim değişikliği konusu bakımından çok büyük önem taşıyor. 30 Kasım - 1 Aralık tarihleri arasında Paris’te gerçekleşecek, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı veya kısaca adıyla COP21, Kyoto Protokolü sonrası yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmaya ulaşmayı hedefliyor. 

ABD’de iklim değişikliğine karşı uyaran kampanyaları ile tanınan Al Gore, teknolojinin iklim değişiklikliği ile mücadele etmek konusunda en büyük yardımcı olduğunu söylüyor. Hızla gelişen teknoloji, 1980′lerde 2000 yılında gelindiğinde 900.000 cep telefonu satılacağını öngören AT&T danışmanlarını bile epey bir farkla şaşırttı. 200 yılında satılan toplam cep telefonu sayısı 109 milyona ulaşmıştı bile. Al Gore, teknolojinin yenilenebilir enerji konusunda da aynı hızla gelişeceğinden emin. NY Times ile yaptığı röportajında 2010 yılı için 2002 yılında öngörülen üretilen güneş enerjisi miktarı 200 gw iken, gerçekte bu miktarın öngörülenden 17 kat daha fazla olduğunu belirten Gore, herkesin bu hesaplı teknolojilerin başarısına şaşırdığını söylüyor. Gore’un verilerine göre, Bangladeş’te her dakikada iki ev solar panel taktırıyor, Dubai’nin kamu elektrik üreticisi saatte kilowatt başına 60 sentten daha aza malolan enerji üreten bir güneş enerjisi santrali yapmayı hedefliyor. Bütün bu gelişmeler, Paris için umut verici. 

Al Gore’u da iyimser düşünmeye iten olumlu gelişmelere karşın ABD’deki petrol lobisi, artan farkındalık sayesinde eski gücüne sahip olmasa da hala yerel politikalar üzerinde etkili olabiliyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta Huffington Post’ta Florida hükümeti, resmi olarak olmasa bile, de facto olarak iklim değişikliği ve küresel ısınma terimlerini kullanmaktan kaçındığına dair bir haber yayımlandı. 

Ne var ki, iklim değişikliği konusu artık hem ulusal hükümetler, hem de toplumlar tarafından daha ciddiye alınıyor. Geçtiğimiz aylarda New York’ta ve tüm dünyada aynı anda gerçekleşen Iklim Değişikliği yürüyüşüne gösterilen muazzam katılım da bu durumun kanıtı niteliğinde. Politik düzlemde ise Obama hükümeti Çin ile tarihi bir anlaşmaya imza atarak ABD’deki iklim değişikliği inkarcılarına rağmen, bu konuyu ciddiye aldıklarını gösterdi. 

Bu gelişmelerin yaşanmasında en büyük eforu sarfeden kuruluşlar arasında da Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler geliyor. Meşhur Rio zirvesinden bu yana katedilen yol aslında oldukça hayranlık uyandırıcı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin uygun bütçeleri bu konuya ayırabilmeleri konusunda Dünya Bankası fonlarının büyük yardımı oluyor. Bu finansman sayesinde gerekli know-how ve teknoloji transferi gerçekleşebiliyor ve bugün Bengladeş gibi ülkelerde güneş enerjisi potansiyeli verimli biçimde kullanılabiliyor. Dünya Bankası ekonomisi zayıf olan ve iklim değişikliğinden en kötü etkilenmesi beklenen ülkelere destek oluyor. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği ile mücadele konusunda daha iyi haberler alacağa benziyoruz.

Dünya Bankası’nın iklim değişikliğine nasıl hazırlandığını görmek ve İklim Değişikliği Yatırım Fonlarının (CIF) nasıl işlediğinı öğrenmek istiyorsanız, sizleri  CIF’in hazırladığı 2014 Yıllık Raporu’nu incelemeye davet ediyoruz. 

SHARE: